logo

25 Temmuz 2016

Kılıçdaroğlu demokrasi mitinginde konuştu

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Taksim Meydanı’ndaki demokrasi mitinginde konuştu. Kılıçdaroğlu, meydanda bulunanlara, hazırlamış olduğu 10 maddelik ‘Taksim manifestosu’ adlı metni okudu.

Kemal KılıçdaroğluCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin, parlamenter demokrasiye yapıldığını belirterek, “TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisi tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen “Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi”nde yaptığı konuşmada, günün; birleşme, dikta yönetimlerine, darbelerine karşı direnme, halkın sesini dinleme günü olduğunu söyledi.

Bugünün, herkesin tarih yazdığı bir gün olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Biz Taksim’e niçin geldik? Taksim’de ne yapacağız? Hedefimiz ne? Bütün bunlara yanıt vermek için bir Taksim Manifestosu hazırladım” dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun okuduğu 10 maddelik Taksim Manifestosu şöyle:

1-  15 Temmuz darbe girişimi, parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış ama bombalar altında parlamento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, iç ve varsa dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.

2- Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusunda Türkiye’de tartışmasız bir ortak payda oluşmuştur. Bu ortak tutum ve anlayış, siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine de katkı vermek zorundadır.

3- Her türlü darbeye ve parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak, tüm demokratların, demokrasiden yana olanların bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve her zaman, ‘Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi’ demeliyiz ve söylemeye de devam etmeliyiz.

4- Demokratik parlamenter sistemimize karşı yapılan darbe girişimi, halkın direnme hakkını kullanmasıyla ayrı bir anlam ve boyut kazanmıştır. Direnme hakkı, demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.

5- Demokrasimizin teminatı olan demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkesinin, Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti bizi çağdaş uygarlığa taşıyacak olan en temel anahtardır.

6- Bu darbe girişimi, Anayasa’da yasama, yürütme ve yargı olarak yer alan güçler ayrılığı ilkesinin, demokrasideki denge ve denetleme işleminin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

7- Balyoz, Ergenekon, Casusluk gibi davalarda mağdur edilen insanların itibar ve haklarının iadesi kaçınılmaz olarak bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.

8- Bu darbe girişimi, devlet yönetiminin liyakata dayanması gerektiğini çok açık biçimde ortaya koymuştur. Devletin yapılanmasında siyasal yandaşlık, akrabalık, cemaatçilik, tarikatçılık değil, bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Bir başka anlatımla, devleti yönetme yerine, devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz. Bu bağlamda devletin yeniden inşası zorunludur.

9- İnancı, kimliği, yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları, bu ülkenin caddelerinde, sokaklarında, meydanlarında, parklarında özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın, 15 Temmuz darbe girişimi 3. sınıf demokrasin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları, 3. sınıf demokrasiye değil, özgürlükçü demokrasiye yani tam demokrasiye layıktır. Türkiye, tümüyle darbe hukukundan arınmalıdır.

10- Devlet kinle, öfkeyle, ön yargıyla yönetilmez. Darbe girişiminde bulunanlar, hukuk içinde, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalınarak yargılanmalıdır. Devletin vakarı ve ciddiyeti, bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, baskı, tehdit, devlet darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, daha sonra okuduğu 10 maddeyi Taksim Manifestosu’nu alandaki vatandaşların oylarına sundu.

Vatandaşlardan ellerini kaldırarak manifestoyu oylamalarını isteyen Kılıçdaroğlu, “Şimdi ben bütün medya mensubu arkadaşlarıma, bütün fotoğrafçılara, bütün televizyonlara, dünya tarihine geçecek olan Türkiye’nin demokratik anlayışını dünya tarihine nakşedecek olan bu tabloyu çekmelerini istiyorum. Sevgili vatandaşlarım, elini kaldıran güzel vatandaşlarım, artık çocuklarınıza, torunlarınıza ’24 Temmuz 2016’da Taksim Meydanı’nda demokrasiye ve cumhuriyete bağlılığımızı, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına bağlılığımızı, el kaldırarak onayladık’ diyeceksiniz. Bu onur, bu ülkenin tüm vatandaşlarına aittir.” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİ SEVİYORUZ…”

Önemli bir günde Taksim Meydanın’da bulunduklarını, bu meydanın demokrasi tarihinde önemli yeri olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“3 Haziran 1977. Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde Ecevit, şu açıklamayı yaptı. ‘Yarın tek başıma Taksime gideceğim.’ dedi ve Taksim’e geldi. Arkasında bugün olduğu gibi yüz binler vardı. 1 Mayıs 1977. Kanlı 1 Mayıs olarak tarihe geçen bir gün ve o gün çok sayıda vatandaşımız Taksim Meydanı’nda hayatını verdi. Kanlı 1 Mayıs olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu olay yine bu meydanda geldi ama bu meydan bugün cumhuriyetin ve demokrasinin meydanı oldu. O açıdan hepinize yürekten şükranlarımı sunuyorum. Ve Taksim Meydanı ulu çınarlarıyla bize gülümseyen meydan. Ağaçların kesilmemesi için gençlerin doğaya sahip çıktığı bu meydanda, Gezi olayları yaşandı ve olaylarda ellerinde karanfiller, ellerinde kitaplarla gençlerimiz bu ülkenin gençleri, umudumuz bu ülkenin umudu. Hep beraber ayağa kalktık. Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz. Onlarla beraber bir arada kardeşçe yaşamak istiyoruz. Ayrılık, gayrılığın olmadığı bir Türkiye’yi inşallah hep beraber inşa edeceğiz.”

Kılıçdaroğlu, bugünün Lozan Anlaşması’nın kabul edildiği gün olduğuna da dikkati çekerek, “780 bin kilometrelik bir alanın, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu egemen devletlere kabul ettirdiğimiz bir gün. Lozan’ı bize yaşatan, Lozan’ı hayata geçiren, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın tapu senedi olan Lozan’ı hayata geçiren bütün dostlara, tarihe, Mustafa Kemal ve arkadaşlarına şükranlarımızı sunuyor ve onları saygıyla anıyoruz.” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRASİYLE BARIŞTIRACAĞIZ”

Cumhuriyeti emekle, alın teriyle, göz yaşıyla kurduklarını anlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Binlerce şehidimizin kanı var cumhuriyette. Bizim ayakkabımız yoktu, çarıklarımızı giydik. Yiyeceğimiz yoktu, kara ekmeği bölüştük. Silah yoktu, kurşun yoktu, para yoktu o günün cumhuriyetinde ama bir şey vardı, birlik ve beraberlik vardı. İnşallah yine birlik ve beraberlik içinde Türkiye’yi hep birlikte çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. Ne demişti Gazi Mustafa Kemal. ‘Geldikleri gibi gidecekler’ demişti. Evet 7 düveli Lozan’da geldikleri gibi gönderdik. Babalarımız ve dedelerimiz bize cumhuriyeti kurdular ama o cumhuriyeti özgürlükçü bir demokrasiyle taçlandırmak bizim görevimizdir. Onların vasiyetidir bu. Her bir vatandaşımız, kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, yaşam tarzı ne olursa olsun her bir vatandaşımız, özgürlükçü demokrasiyi getirmek ve cumhuriyeti taçlandırmakla görevlidir. Bu görevi ben dahil 79 milyon her yurttaşın yerine getirmesi gerekir ve bizim namus borcumuzdur. Söz verdik onlara. Dedelerimize söz verdik, babalarımıza söz verdik. ‘Türkiyeyi özgürlükçü demokrasiyle barıştıracağız ve yan yana getireceğiz’ dedik. Bu görevi yerine getirmek hepimizin namus borcudur.”

Kemal Kılıçdaroğlu, bugünün aynı zamanda Basın Bayramı olduğunu ifade ederek, 108 yıl önce medyaya vurulan zincirlerin kırıldığını aktardı.

Basın Bayramı’nın bu ülkede 108 yıldır kutlanmaya çalışıldığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Dönemin devlet adamı Ali Paşa diyor ki; Osmanlı döneminden söz ediyorum. ‘Basın özgürlüğü ancak hatalarını düzeltmek istemeyen hükümetler için bir tehdittir. Vatanın iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen bir hükümet için basın özgürlüğü bir nimettir’ diyor. Basın özgürlüğünü hep beraber savunacağız. Madem ki özgürlükçü demokrasi diyoruz, mademki cumhuriyetimizi özgürlükçü demokrasiyle taçlandıracağız. Birinci adım medya özgürlüğüdür. Medya özgürlüğünü sağlamak hepimizin ortak görevidir.” değerlendirmesinde bulundu.

MEDYANIN ROLÜ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasında medyanın da rolü olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“15 Temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasının ana unsurlarından birisi kesinlikle medya özgürlüğüdür. Medyanın açık ve net darbeye karşı olmasıdır. Eğer 108 yıl önce biz basın bayramını kutluyorsak, demek ki medya özgürlüğü bizim kültürümüzde var. Demek ki medya özgürlüğü bizim tarihimizde var, demek ki medya özgürlüğü bizim geleneğimizde var. Medya özgürlüğü bağlamında geleneğimizi ve kültürümüzü yozlaştırmamalıyız. Dün medya özgürlüğüne karşı çıkanlar bugün yaptıkları hataların inşallah farkına varırlar. Buradan hep birlikte basın mensuplarının bayramını kutluyoruz. Basını özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür değildir. Doğru haber alamayan bir toplumun özgürlüğü yok demektir. O nedenle biz hep birlikte basın özgürlüğünü savunacağız.”

Kılıçdaroğlu, Türk milletinin özgürlük, demokrasi ve hep birlikte yaşamak için büyük bedeller ödediğine değindi.

Türkiye’de her hakkın, yüzlerce, binlerce insanın canıyla, malıyla, bedeliyle yaptığı mücadeleler sonucunda kazanıldığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye’nin aydınları, düşünürleri, demokrasi sevdalıları bugün sahip olduğumuz haklar için zindanlarda bedel ödediler. Aynı bedeli artık ödememeliyiz. Hep beraber cumhuriyete ve demokrasiye sahip çıkmalıyız. 15 Temmuz akşamında darbeye karşı direnmek, darbeyi dışlamak Türkiye’den, 21. yüzyılın Türkiyesi’ne ‘darbe yakışıyor’ dedirtmemek hepimizin ortak görevi oldu. Bu açıdan darbeye karşı çıkan tüm siyasal partilerin genel başkanlarını parlamentoda olsun, olmasın, onlara destek veren bütün vatandaşlarımı yürekten kutluyorum ve onlara buradan şükranlarımı sunuyorum.”

“DEMOKRASİ BİR YAŞAM BİÇİMİDİR”

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin darbeler tarihinde CHP’nin ciddi bedeller ödediğini, mal varlıklarına, arşivlerine el konduğunu, genel başkanlarının hapse atıldığını söyledi.

Kanla, dişle, tırnakla kazanılan demokrasiyi de darbecilerin de ne olduğunu en bilen parti olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Biz bize emanet edilen demokrasiyi demokrasiyle taçlandırmak için gerekirse canımızı, gerekirse malımızı ortaya koyduk. 15 Temmuz darbesi Türkiye’nin demokratik, laik, sosyal hukuk devletine karşı yapılmış bir darbe girişimidir. Bu darbe girişiminin en belirgin özelliği TBMM’nin bombalanmasıdır. O bombalar, o kurşunlar yağarken parlamentoda görev yapan tüm milletvekili arkadaşlarım darbeye karşı direnmiş ve dik durmuşlardır. Parlamento dik durdu, Türkiye dik durdu, milletvekilleri dik durdu ve bu meydanda yaşayan, bu meydanda olan yüz binler dik durdu ve demokrasi kazandı. Demokrasi nedir? Demokrasi seçimden seçime gidip sandıkta oy kullanmak mıdır? Hayır. Demokrasi bir yaşam biçimidir, bir kültürdür, insana saygıdır, düşünceye saygıdır, demokrasi insan demektir. İnsana saygı demektir demokrasi, aynı zamanda laikliktir. Demokrasi, din ve vicdan özgürlüğü demektir, hiç kimsenin inancına müdahale etmemek demektir. Laiklik, her inancın güvencesidir, bunun böyle bilinmesi lazım. Demokrasi aynı zamanda sosyal devlet demektir, sosyal devlet vatandaşına gelecek kaygısı yaşatmayan bir devlet demektir.”​

Darbecilerin vatandaşı değil, kendi geleceklerini düşündüklerini ve güvence altına almak istediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, “Demokrasi aynı zamanda halkın iradesine saygı göstermek demektir. ‘Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir’ diyor Gazi Mustafa Kemal. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletinse bu coğrafyada darbecilere asla izin vermememiz gerekiyor.” diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin sadece darbelere değil, üzerindeki her türlü vesayete karşı olduğunu vurgulayarak, hiçbir vesayeti kabul etmeyeceklerini söyledi.

Demokrasinin aynı zamanda hukukun üstünlüğü, yani vatandaşın özgürlüğü anlamına geldiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, hukukun değil, güçlülerin üstünlüğüne inanan darbecilerin, her darbeden sonra kendi hukuklarını oluşturduklarını aktardı.

O nedenle yayınladıkları manifestoda “Türkiye, darbe hukukundan arınmalıdır, hukukun üstünlüğü olmalıdır.” dediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, darbe sonrasında emre uyan er ve erbaşların linç edilmesini asla ve asla kabul etmediklerini, linç edenlerin yargılanmasını istediklerini kaydetti.

“ASKERİ LİNÇ EDERSENİZ…”

Komutanın verdiği emre bütün erlerin uyacağını bildiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Emre uydu diye o askeri linç ederseniz, peygamber ocağına ihanet etmiş olursunuz. Her asker, eline kına yakarak gönderdiğimiz asker, başımızın tacıdır. Önümüzdeki süreçte darbeciler yargılanırken, erleri linç edenlerin de yargılanmasını bekliyoruz. Bu meydana söz veriyorum, bütün vatandaşlarıma söz veriyorum bunların takipçisi olacağız.” diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasinin aynı zamanda basın özgürlüğü demek olduğunu anlatarak, halkın haber alma özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiğini söyledi.

Darbecilerin medya özgürlüğüne karşı olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Nerede bir medya özgürlüğü varsa darbeci onu yasaklamak ister. Çünkü ister ki sadece kendi söyledikleri yayınlansın. Çok görüşlü bir dünya olan bir atmosferden darbeciler hoşlanmazlar. Demokrasi aynı zamanda bağımsız ve tarafsız yargı demektir, yani adalet demektir. Darbeciler adaleti hiçbir zaman savunmadılar, darbeciler bağımsız mahkemeleri asla savunmadılar, darbeciler kendi mahkemelerini kurdular, ‘devlet güvenlik mahkemeleri’ dediler, ‘sıkıyönetim mahkemeleri’ dediler, ‘özel yetkili mahkemeler’ dediler. Yargıyı vatandaşın ensesinde bir sopa olarak kullandılar. Onun için darbeye de darbecilere de diktaya da karşıyız.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, demokrasinin aynı zamanda güçler ayrılığı demek olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır, buradan açık ve net bir çağrı yapıyorum, demokrasi tarihini yazacak olanlar bizi iyi dinlesinler, demokrasi meydanından şu çağrıyı yapıyorum; gelin dördüncü güç olarak medyayı da anayasamıza açıkça yazalım. Darbeciler güçler ayrılığı ilkesine karşıdırlar, sadece bir kişinin konuşmasını ve onun söylediklerinin kanun olmasını isterler. O nedenle biz darbeye, darbecilere ve dikta heveslilerine karşıyız.

Demokrasi aynı zamanda bir kurallar rejimidir, bir hukuk devletidir demokrasi. Darbecilerde hukuk devleti kavramı yoktur. Darbecilerin tek isteği var; polis devleti kurmak ister darbeciler. Biz polis devletine, baskıcı bir devlete karşıyız. ‘Ne darbe ne dikta, yaşasın özgürlükçü demokrasi’ diyoruz. Demokrasi insan hakları demektir, her insanın hakkının korunduğu rejimin adıdır demokrasi. Darbeciler de insan hakları kavramı yoktur. Darbecilerin defterinde, künyesinde, kitabında işkence vardır. Her darbeden sonra binlerce insanın işkenceden geçirildiğini ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi buna tanıktır. Düşüncesine katılmasak bile insanların düşüncelerini özgürce dile getirdiği rejimin adıdır demokrasi. Herkesin düşüncesini özgürce açıkladığı, meydanlarında özgürce gezdiği Türkiye’den, demokrasiden, özgürlükçü demokrasiden yanayız. Demokrasi aynı zamanda ‘Yurtta barış, dünyada barış’ demektir. Darbecilerin barışla ilgisi yoktur, insan hakkını bilmeyen, medya özgürlüğünü bilmeyen, işkenceleri olan, bağımsız yargısı olmayan bir düzende elbetteki barış asla olmaz.”

“AYRIM YAPMAYACAĞIZ”

Demokrasinin aynı zamanda devlet yönetiminde liyakat demek olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Devlet yönetimini ele geçirmek darbecilerin işidir. Devlet yönetiminde bilgi, birikim, deneyim sahibi olanların görev alması gerekiyor.” dedi.

Türk siyasetinin geçmişteki hatalardan ders çıkarmasını dileyen Kılıçdaroğlu, “Bir kişi, sınava girer ve birinci olursa, onun kimliğine, yaşam tarzına, inancına bakarak ‘Senin devlette işin yoktur.’ demek, demokrasiye ihanettir. Sözüm söz, hiç bir ayrım yapmayacağız. Bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız devlette liyakat sistemi egemen oluncaya kadar.” ifadelerini kullandı.

Demokrasilerde toplanma ve gösteri yapma özgürlüğü olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Taksim Meydanı da dahil ülkenin hiç bir meydanının kapatılmaması, halkın enerjisini boşaltabileceği alanlara dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, demokrasinin haklıyı savunmak, yapılan yanlışları düzeltmek anlamına geldiğini vurgulayarak, Balyoz, Ergenekon, Casusluk davalarında pek çok subay ve askerin gereksiz yere hapse tıkıldığını, hayatlarının büyük bir kısmını Silivri zindanlarında geçirdiklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Demokrasiyi savunuyorsak, bu konuda samimiysek bütün siyasal partilerin genel başkanlarına, özellikle hükümete sesleniyorum; gelin, Silivri zindanlarında hayatı mahvedilen o insanların itibarını iade edelim, demokrasiyi güçlendirelim.” diye konuştu.

Demokrasinin aynı zamanda “Ben her şeyi bilirim” olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ben her şeyi bilirim, her şey benden sorulur” demenin, darbecilerin ve dikta heveslilerinin işi olduğunu vurguladı.

Demokratların işi ehline teslim edeceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin özünde uzlaşma kültürü vardır. Umarım 15 Temmuz darbesi uzlaşma kültürünü hayata geçirir. Darbecilerin zihin dünyasında ise uzlaşma kültürü yok, dayatma kültürü var.” görüşlerine yer verdi.

Nazım Hikmet’in, Kurtuluş Savaşı Destanı’ndaki, “Dört nala gelip uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın. Yok edin insanın insana kulluğunu. Bu davet bizim. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu hasret bizim.” dizelerini okuyan Kılıçdaroğlu, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe yaşamak istediklerini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Taksim’den, Türkiye’ye ve tüm coğrafyaya özgürlük ve demokrasi için selam gönderdiğini ifade ederek, “Ne darbe ne dikta. Yaşasın özgürlükçü demokrasi.” diyerek konuşmasını tamamladı.

Etiketler: » » » » » » » » » » »
Share
281 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

BAŞAKŞEHİRNET