logo

‘Cemevlerinin tapusu yok’

Başbakan Davutoğlu’nun Başdanışmanı, NTV yayınında soruları yanıtladı. AİHM’in cemevleriyle ilgili aldığı karar ve çözüm süreciyle ilgili konuşan Mahçupyan’ın, Abdullah Öcalan’la ilgili değerlendirmeleri dikkat çekiciydi.

Etyen MahçupyanBaşbakan Ahmet Davutoğlu’nun Başdanışmanı Etyen Mahçupyan, AİHM’in cemevleriyle ilgili aldığı kararı ve çözüm sürecini NTV yayınında değerlendirdi.

NTV’de soruları yanıtlayan Mahçupyan, AİHM’in Türkiye’de cemevlerine ayrımcılık yapıldığı yönündeki kararı üzerine, “Beklenen karar” dedi.

“Geçmişten gelen sıkıntılar var. Bunlar hem kolay çözülebilir hem de çözülemez. Cemevlerinin elektrik faturalarının ödenmemesi deniyor evet ama cemevlerinin tapusu yok. Ruhsatı yok, iskanı yok” şeklinde konuştu.

Etyen Mahçupyan konuşmasına şöyle devam etti:
“Sunniler ve Aleviler, sosyolojik anlamda uzun süredir yaşamış ama hala birbirlerini tam olarak tanımayan insanlar. Unutulan bireysel ilişkiler var. Kültürel bir ilişki yok. Bu yüzden Sünni – Alevi meselesi siyasi bir kavganın da malzemesi oldu ve kullanıldı. İki taraf da gitgide içine kapandı. Psikolojik ve sosyolojik bir konu aynı zamanda.

Öbür tatafta bürokrasi hala direniyor. Bu öyle kolayca değişebilecek değil. Sivil, askeri ve yargı bürpkrasisinden bahsediyorum. Belirli bir devlet zihniyeti hakim. Daha önceden devlet kurumlarına giren kişiler artık daha üst makamdalar. Olaya eski devlet geleneğiyle bakıyorlar. Tehdit algıları kuvvetli, tehlike gördüklerinde risk almıyorlar ve başkalarının üzerine bırakıyorlar. Siyasete bırakma eğilimindeler ama tehlikeli görüyorlar aynı zamanda…

‘Cemevleri ibadethane değil’ demenin bir mantığı yok. Ayrıca şöyle bir durum da var; bazı Aleviler cemevlerini bizati kendisine karşı. Bazıları olsun ama daha geniş oluşum diyor. Bunlar aynı zamanda siyasi gruplar ve çatışma yaşıyorlar. Hükümet ‘cemevi şöyle olsun’ dediği anda, sosyolojik problemleri engelleyemez. Alevilerin yavaş yavaş, herkesin üzerinde anlaşabileceği ortak çözüme ulaşmaları lazım. Bu olursa, hükümet de oraya yaklaşacaktır diye düşünüyorum…

(Başbakan Ahmet Davutoğlu bürokrasideki direnişi kırabilecek mi?) Bu hiçbir zaman tek bir kişinin yapabileceği iş değil ama o kişi Başbakan olunca kritik oluyor. Ahmet Davutoğlu önemli bir isim. Arkasında partisi ve kendisine verilen destek var. Hem doğulu hem batılı bir insan. Siyasi bir karakter olmasaydı entellektüel birikimiyle dünya çapında bir isim olurdu. Türkiye eski halinden bıktı artık. AB üyeliği, küreselleşen dünya… Bu süreçlerle dünyaya adapte olduk yani Türkiye artık bir şeyin iyisini de biliyor ve bunu istiyor…

(AİHM kararlar veriyor ama Türkiye uygulamaya geçiremiyor algısı var) Esas problem Türkiye’nin içinde. AİHM karar alsa da almasa da sorun ortada. Bunu herkes görüyor…”

ÇÖZÜM SÜRECİ VE ÖCALAN
“Danışmanlık konumumdan sıyrılıp baktığımda, iki tarafın da problemleri oldu. Hükümet karşı tarafın nasıl davranacağını, ileride suistimal edip edemeyeceğini bilemedi. Diğer tarafta da güven sorunu var. PKK açısından da ‘ben ne olacağım?’ meselesi var ve artık bu öne çıkıyor.

Abdullah Öcalan, üzerindeki algı çok hızlı şekilde değişen nadir insanlardan biri. Geçmişte hakkında ne söyleniyordu, şimdi ise konuşuyor, beyanat veriyor ve manşetlerde verilse kimse yadırgamayacak. İdeolojik olarak rehber konumu var ve lider. Abdullah Öcalan’a bir şey verilmesine gerek yok, o alıyor zaten. Kendisini karizmatik hale getiriyor.

Birbirine hiç benzemeyen Kürtler, PKK’lılar ya da Avrupa’da yaşayanlar, Öcalan’la ilişkisi üzerinden Türkiye hükümetinin tavrını anlamaya çalışıyor. Öcalan’ın kendisi için istediği şeyler yüzünden krizler olmuyor, Kandil yüzünden oluyor. Sürecin, Kürtlerin iç dünyasındaki demokrasi meselisinin çözümü, Kürt olmayanların dünyasında demokrasinin ilerlemesi ve iki aktörün sağduyusuyla yürütülmesi lazım…”

YOLSUZLUKLA İLGİLİ SÖZLERİ
(‘İslami kesimin yarısı yolsuzluklardan rahatsız’ sözü ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine teşekkür etmesi)

“Ben bunu başdanışman olmadan önce de söyledim. Danışman olunca gerçeklik değişmiyor. Danışman oldum diye gerçekleri söylemeyeceğim düşünülüyorsa bu olmaz. Gelecek dönemde gerçeklikten kopuk bir AK Parti olmayacak. Ahmet Davutoğlu da böyle biri değil…

Buralara kavga ortamında gelindi. Milli gelirin büyümesi, taşranın merkeze gelmesi, yeni orta sınıfın olması; kontrol edilmesi çok da mümkün olmayan bir ortam yarattı. Kavga ortamında AK Parti’nin hazmedilememesi meselesi de vardı ve o da kendi gardını aldı. Kendine yakın hisettiklerini kaybetmemek istedi ve suistimaller oldu. AK Parti açısından da suistimallerin bitmesinde fayda var.

Kemal beyin kendi syasetini yönetmesi için bana ihtiyacı oduğunu sanmıyorum. Bu konuda başka söylenecek bir şey yok…”

Etiketler: » » » » » » » » » » » » » » » »
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.