logo

27 Kasım 2019

‘Onun ahlakı Kur’an’dı’ (3)


Mustafa Çağrıcı
m.cagrici@gmail.com

Bundan önceki iki yazımın ilkinde Kur’ân-ı Kerîm’in Hz. Peygamber için kullandığı ‘yüce ahlâk’ nitelemesinin insan ilişkileri yönünden, ikincisinde risâlet ve tebliğ sorumluluğu yönünden ne ifade ettiğini açıklamaya çalışmıştım. Bu yazımda ise aynı nitelemeyi Peygamberimizin insanlara örnek olması ve temsil sorumluluğu yönünden açıklamaya çalışacağım.

Tarihte yeni yeni peygamberler gönderilmesinin başlıca amacı, yozlaşan toplumları veya bütün insanları inanç ve yaşayış yönünden gerçeklik ve iyilik çizgisinde dönüştürmekti. Peygamberleri eğitimci, düşünür vb. kişilerden ayıran en önemli özelliklerinden biri, onların vahiy yoluyla aldıkları inanç alanına ve pratik hayata dair kurtarıcı bilgileri tebliğ etme yanında, bunların anlaşılması ve uygulanması hususunda insanlara fiilen de model olma sorumluluğu taşımaları, bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirmeleridir.

İnsanlığın inanç ve değerler alanındaki gelişim tarihini incelediğimizde her bir peygamberin insanlık için yeni bir sıçrama noktası olduğunu görürüz. Haklarında az çok bilgiye sahip olduğumuz Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed (Allah’ın salat ve selamı hepsinin üzerine olsun) gibi peygamberlerle Zerdüşt, Konfüçyus, Budha, Mani gibi din kurucuları veya zamanla felsefeleri din haline getirilmiş ahlak ve maneviyat önderleri, hem öğretileri hem de örnek olma misyonlarıyla insanlık tarihinde büyük dönüşümler gerçekleştirmiş olan -Bergson felsefesindeki- ahlak kahramanlarıdır.

***

Kur’an’ın bildirdiğine göre peygamberler doğruluk ve iyilik modelleri olarak alınmaları için gönderilmiştir (4/64, 6/90). Kur’an’da birçok buyruk ve yasağın doğrudan Hz. Muhammed’e (a.s.) yöneltilmesi onun, tutum ve davranışlarında ümmetine örnek olacak şekilde davranmakla yükümlü kılındığını gösterir. Bu sebeple o, peygamberlik hayatı boyunca inançta olduğu gibi ahlâk ve davranışta da olanca gücüyle en doğru ve en iyi olanı yaşamış ve temsil etmiştir. Nitekim pek çok ayette Hz. Peygamber üstün ahlâkını ve kişiliğini oluşturan meziyet ve erdemleriyle anılmaktadır. Bu bilgilerin temel amacı ise insanlara onu örnek ve model olarak göstermektir. “Beni Rabbim terbiye etti ve en güzel şekilde terbiye etti”; “Ben ahlâk güzelliklerini tamamlamak için gönderildim” vb. hadislerde bu örnekliğin gerekçesi ve amacı gösterilmiştir. Bu husus, “Hiç şüphe yok ki, sizin için Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır…” (33/21) ayetinde özlü bir ifadeyle belirtilmiştir.

İslâm kültüründe Resûlullah’ın örneklik ve temsil sorumluluğuyla ilgili geniş malumat bulunmaktadır; bir örnekle yetinelim:

Ebû Bekir el-Hârizmî’in (ö. 389/933) Müfîdü’l-ʿulûm başlıklı kitabında aktardığına göre Resûlullah, başlıca ahlâkî erdemleri, “doğru sözlü olmak, insanlara karşı dürüst olmak, ihtiyacı olanlara yardım etmek, yapılan iyiliğe karşılık vermek, emaneti korumak, akrabalık ilişkilerini yaşatmak, dostlarına karşı alçakgönüllü davranmak, misafir ağırlamak” şeklinde sıralamış, bunların hepsinden daha önemlisinin utanma duygusu taşımak olduğunu belirtmiştir. Hadisi aktaran Hârizmî, ardından, her peygamberi seçkin kılan belli bir faziletini zikrettikten sonra bunların hepsinin Hz. Peygamber’de toplandığını, bu sebeple Allah’ın Kur’an’da onun ahlâkını “hulukun azîm” (çok yüce ahlak) diye nitelediğini ve kullarını onu örnek alıp onun ahlâkıyla donanmaya çağırdığını belirtir.

***

İslâmî kaynaklarda Resûlullah’ı örnek alıp izinden gitmenin hükmü hakkında başlıca dört görüş ileri sürülmüştür: 1. Tavsiye niteliğinde (müstehap) oluşuna dair delil bulunmadıkça onu örnek almak farzdır. 2. Farz oluşuna dair delil bulunmadıkça örnek alınması tavsiye niteliğindedir. 3.  Örnek alınması dinî konularda farz, dünya işlerinde tavsiye niteliğindedir. 4. Hâkim görüşe göre Peygamberimizin bütün yaptıkları ve söyledikleri tek bir hüküm çerçevesine sokulamaz; her bir fiili veya sözü, başta Kur’an olmak üzere diğer deliller, karineler ve şartlar ışığında ayrı ayrı değerlendirilerek bağlayıcı olup olmadığı belirlenir.

(KARAR)

Etiketler:
Share
463 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...