logo

Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü.

Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız..

Gerekçeler önümüze koyuyorlar..

“Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı..

Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu..

Yemen’den sorumlu..

Irak’tan sorumlu..

Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu..

Bebeklerin ölümünden sorumlu..

Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..”

Devam ediyor, tutulan liste..

Devam ediyor, gerekçeler..

Ben ise şöyle bakıyorum..

Bu gerekçeler doğrudur değildir bilmeden söylüyorum..

Bu gerekçeler üzerinden mi Süleymani öldürüldü?

Yani, ABD attığı füzelerin düğmesine basarken, “Suriye’de binlerce Müslümanın öldürülmesinden sorumlu bir şeytan bu” diyerek mi hareket etti?

“Müslüman kadınların ırzına geçilmesinden bu adam sorumlu, bu adamı ortadan kaldırmamız gerekir” diyerek mi, saldırıyı düzenledi?

“İran, bölgede yayılmacı bir politika uyguluyor. Bu arada Müslümanların birbirini öldürmesine sebep olan adamlardan birisi de, bu Süleymani’dir” diyerek mi, bu operasyonu düzenledi?

Soruları çoğaltın..

Her birine vereceğiniz cevaplar, hep “Hayır” olacaktır.

Çünkü bu suçlamaların hemen hepsinin ağababalığını, ABD’nin bizzat kendisi yapıyor. İşine gelince Sünnileri, işine gelince Vehhabileri, işine gelince Şia’yı destekleyip, Müslüman kanı akıtılması için, elinden gelini ardına bırakmıyor..

Suriye’ye karıştıran, zaten ABD..

Orda ölen Müslümanların kanından, en başta ABD sorumlu..

Yüzlerce askerimizin, sivilimizin, güvenlik görevlimizin ölümüne sebep olan PYD’ye.. PYD’nin, PKK’nın uzantısı olduğu gerçeğini hatırlarsak.. Türkiye’de 50 bin insanımızın ölümüne sebep olan, binlerce güvenlik görevlimizi şehit edenlere silah veren ABD’lilerin ölümüne sevineceğime..

Savaş başladıktan sonra, yanlış safta duran Süleymani’nin ölümüne.. Hem de savaşı başlatan ABD’nin füzesi ile ölümüne, niye sevineyim ki?

İşin doğrusunu da anlatarak, tezimizi test etmeliyiz.

Ortadoğu’da yayılmacı politikası sebebi ile öldürülmedi Süleymani..

Peki ne için öldürüldü, ona da bakalım..

Önce, ABD bombaları ile, Irak’taki şu örgüt, bu örgüt tanımlaması ile.

Öldürülen insanlar oldu..

Binlerce kilometre öteden gelen ABD, bölgeyi karıştırdığı gibi, akabinde kavgaya tutuşturduğu taraflardan birisine de operasyon düzenledi..

25’ten fazla insanı topluca öldürdü..

Irak’taki halk da. Siz buna, Süleymani’nin organizatörlüğünde Haşdi Şabi mensupları da diyebilirsiniz..

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ni bastı..

Personel, korkusundan binanın tepesine kaçtı..

Bu görüntü bile, ABD’nin itibarı zayıflamasın diye, dünyanın gündeminden kaçırıldı..

Ve hemen akabinde..

Süleymani öldürüldü..

Demek ki, sebep ne imiş?

ABD’nin büyükeliçiliğinin basılması imiş..

ABD’nin itibarının sarsılması imiş..

Büyükelçilik baskınında bir ABD’li bile ölmedi..

Suriye’de Süleymani’nin sorumlu tutulduğu binlerce Müslümanın ölümü tartışmasız iken..

Irak’ta yine benzer ölümlerden bahsettiğimiz halde..

Süleymani’ye, kimse bir şey yapamamış..

Ne zaman ki..

ABD’nin büyükelçiliği basılmış..

Hem de..

Basanlar arasında direkt Süleymani yok..

Ama tam mafyavari bir metotla..

“Ben tetik çekenlerle uğraşmam.. Tetiği çektireni, azmettireni cezalandırırım. Ben silah sıkanı değil, sıktıranı cezalandırırım” mantığı ile hareket edilerek..

Haydutça..

Büyükelçilikte kimseye fiziki bir zarar bile verilmediği halde..

Süleymani, ABD topraklarının dışında, Irak toprağında iken..

Füzeli saldırı düzenleniyor..

Ve haydutluk tavan yapıyor..

Öyle bir haydutluk ki..

ABD’deki derin devleti de çözmek amacıyla..

Emir Trump’tan mı, yoksa durumdan vazife çıkaran Pentagon’dan mı diye baktığınızda..

Pentagon ön alıyor, “Trump’ın emri ile” diyor..

Trump önce yorumsuz ABD bayraklı paylaşım yapıyor..

Ardından, İran’ın müzakereye gelmesi amaçlı ve bu yönde övücü açıklamaları ile, durumu yumuşatmaya çalışıyor..

Süleymani, kanına girdiği Müslümanların cezasını çekmek üzere, öldürülmüş olsa idi..

“Cezasını buldu” diyebilirdim.

İran’ın yayılmacı politikasını, bölge ülkelerine dayatmak istemesinin karşılığında bir “son”la karşılaşsa idi..

“Hakketti” diyebilirdim.

Şia mezhebini silahla yaymak için, kirli ve derin yapılanmalarla bölgede etkin hale getirmek için yaptığı faaliyetlerden dolayı, “su testisi su yolunda kırılır” muamelesine tabi tutulsa idi.

“Başka ne bekleyebilir ki?” derdim..

Ama..

ABD büyükelçiliğinin basılması sebebi ile öldürülmüş ise..

ABD, kendi itibarını, bu kadar güçlü bir şekilde savunurken..

ABD; kendi büyükelçilik binalarını, milyonlarca Müslümanın kanından, ırzından daha kutsal görüyor ve bunu dünyaya da kabul ettirmek için, bir İranlı generali infaz ediyorsa..

Kimse kusura bakmasın..

Bu acizliğimize, sevinecek değilim..

ABD menfaatleri doğrultusunda işlenen bir cinayete sevinenlere, destek verecek değilim..

Netanyahu ile.. Pentagon ile buluşacak değilim..

Libya’ya asker gönderilmesine bile kızılca kıyametler kopartan siyasetçilerimiz gerçeği karşımızda dururken..

ABD’nin binlerce kilometre öteden gelip, komşumuzun bir generalini öldürmesine, zımnen de olsa, alkış tutacak değilim..

Etiketler:
Share
2126 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...