logo

08 Mayıs 2019

Kur’an’da yoksullukla mücadele


Mustafa Çağrıcı
m.cagrici@gmail.com

Bir önceki yazımda Kur’ân-ı Kerîm’i doğru anlamak ve onu hayatımızla buluşturmak için şöyle bir yöntem izlememiz gerektiğini anlatmıştım: Önce Kur’an’ın geldiği döneme gideriz ve mesela konumuz olan yoksulluk problemine dair ayetleri tek tek ve bütün olarak inceleriz. Konuyu anlamaya yardımcı olabilecek başka kaynakları da kullanarak Kur’an’ın yoksulluk problemine neden ve ne ölçüde önem verdiğine, problemin çözümü için hangi hükümleri koyduğuna… bakarız; sonuçta bu hükümleri verirken gözettiği genel ilkeleri ve değerleri tespit ederiz. İkinci adım olarak Kur’an’dan çıkardığımız bu ilkeleri ve değerleri kendi zamanımıza taşıyarak günümüz toplumunun yoksulluk sorununu o ilkeler ve değerler üzerinden çözmeye çalışırız. 

***

İslam’ın geldiği ortam hakkında ilk yazılı kaynak olma ayrıcalığını taşıyan Kur’an’a, Câhiliye edebiyatına, o döneme dair başka malzemeye ve diğer İslâmî kaynaklara baktığımızda, Resûlullah’ın ilk muhatapları olup Mekke ve çevresinde yaşayan toplumun en ağır ve acil çözüm bekleyen sorunlarından birinin yoksulluk olduğu görürüz. Nitekim Kur’an da bu sorunu daha ilk gelen surelerde o toplumun en önemli birkaç meselesinden biri olarak görmüş ve öyle ele almıştır.  

Yanılmıyorsam eski alimlerimiz, hatta yenilerin çoğu, Kur’an’ı açıklarken ilgili ayetlere -Kur’an’ın tersine- insan merkezli bakmayı ihmal etmişlerdir. (Aksi halde bugün Müslüman coğrafyada her yıl on binlerce çocuk, yüz binlerce yetişkin savaş ve açlıktan ölmezdi.) Oysa Kur’an’ın bütününe, özellikle de ilk inen vahiylere baktığımızda bunların iki merkezî konu etrafında yoğunlaştığını görürüz. 1. Şirk, yani Allah’a ortak koşma, O’ndan başka da tanrılar olduğuna inanma; 2. Yoksulluk sorunu, Mekkeli tüccar ve zenginler sınıfının yoksullar karşısındaki acımasızlık ve ilgisizlikleri. (Zamanla bunlara başka konular da eklenmiştir.) İlk vahiylerde üçüncü bir ağırlıklı konu olarak kıyamet ve ahiret hallerinden genişçe bahsedilirse de bu konunun önemi, muhatapların diğer sorunlarla ilgili tutumlarının yaptırımını, karşılığını içermesinden dolayıdır.  

Yani özetle şu anlatılır: Şirkte ısrar edenler ve yoksullar karşısında duyarsız kalıp bu sorunun çözülmesi için çaba göstermeyen varlıklı kesimler Allah katında suçludurlar ve bu yüzden korkunç bir kıyamet olayının ardından gelecek olan ahirette büyük bir cezalandırmayı hak etmişlerdir. Buna karşılık, Allah’ı bir bilip şirkten kurtulmak suretiyle Allah’a karşı esas görevlerini ve ellerindeki maddi imkânları yoksulluk sorununun aşılması yolunda kullanmak suretiyle topluma karşı esas görevlerini yapanlar ahirette çok güzel nimetlerle ödüllendirilecektir.  

***

Mekke döneminde gelen surelerin önemli bir kısmında bu iki ana konu bir münasebetle ele alınır. Bunlarda bulunan buyruk ve yasakların özündeki ilke ise insancıllık ve yoksullukla mücadeledir. İslam, bu sorunun çözümüne katkının asgari sınırını zekât olarak belirlemiştir; bu sınırın her devirde korunması farzdır. Diğer hayır çeşitlerinde sorunla mücadelenin özü korunmakla birlikte, şekli ve yöntemi şartlara göre değişir. Eskiden yoksullukla mücadele, karşılıksız yardım (sadaka/tasadduk) şeklinde yapılırdı. Modern dönemde -bunun yanında- insanlara geçimlerini sağlamaları için iş alanları açarak yoksullukla mücadele edilmektedir ki, zaten Kur’an’ın bu konuda en sık kullandığı infak kelimesi de “birinin geçimini sağlama” anlamına gelir. Hatta Gazâlî, on asır önce İhyâ’nın “Şükür” bölümünde Tevbe suresinin “infak”la ilgili 34-35. ayetlerini açıklarken, parayı bloke (kenz) etmenin Allah’a karşı nankörlük (küfür) ve insanlara karşı zulüm, parayı piyasaya sürmenin (tedavül) ise şükür olduğunu belirtir.  

Modern ekonomiye göre bu yaklaşımın ayırıcı özelliği, insanlara iş ve geçim alanları açmak ve böylece Allah’ın kullarına hizmet etmek suretiyle nimete şükretme dediğimiz ödev bilincini içermesidir. 

(KARAR)

Etiketler:
Share
287 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kızamık şekeri yahut iki İsmail’den biri

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Eskiden kolay ölünürdü. Zatürreden, tifodan, “iskorpitten”, sıtmadan, veremden… Arabada Bektaşi deyişleri dinleyerek yolculuk ettiğimiz dostumla ben, kolayca ölünen zamanlarda büyümüş son çocuklardık. İstanbul iftarını etmiş, teravihten çıkmış, sahura doğru akıyordu ağır ağır. İki dostun, tam da olması gerektiği gibi, dertleşerek ilerlediği güzel bir İstanbul gecesiydi. O yokuşa geldik. Dostum dedi ki “Fukara mahallemizde araba namına hiçbir şey olmadığı için annem beni sırtında 3 saat taşıyarak getirmişti hastaneye. İşte şurada, yokuşun ...
  • Nefesler sayısınca yol mu vardır? Ya da müminleri bir taksime tabi tutacak olsak?

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    ‘Allah’a ulaştıran yollar nefesler sayısıncadır’ anlamında bir söz vardır. Bazılar bunu hadis diye naklederler ama Sünni kaynaklarda hadis olarak aslı yoktur, Şia Batıniliğinden gelmedir. Ne var ki, bu sözün mutlak olarak doğru olmasa da, anlamlı bir yorumu da olabilir. Mutlak olarak, yani her bakımdan doğru olmaması şundandır: Allah’ı bulmak, ya da O’na ulaşmak isteyen herkes diğerlerininkinden tamamen farklı bir yol izlese de Allah’a ulaşabilir denmesi tevhide aykırıdır. Ana cadde/sırat-ı müstakim bellidir ve herkesin bu cadde üzerinde olması...
  • Suûdîlere uyarı ve çağrı

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Mübarek Ramazan ayı boyunca “Arifler Meclisi” çerçevesinde yazılar yazma niyetinde idim, bugüne kadar da böyle yaptım, bugün acil bir durum hasıl olduğu için araya farklı bir yazı girmiş oldu. Suûdî Arabistan, Mısır ve BAE’nin, ABD ve İsrail güdümünde girdiği gayr-i meşru ve çok tehlikeli yol üzerinde çok şey yazıldı, yazılıyor ve yazılacak. Kaşıkçı cinayetinin kanı kurumadan S.A.’nın yeni cinayetlere hazırlandığı haberi yayılınca vicdanlı çevreler bu cinayeti engellemek için harekete geçtiler. Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin meşkur faali...
  • Anneleri konuşturmak; klasik FETÖ taktiğidir!

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Soyut anlatımlar yapmayacağım. Koca koca adamları temize çıkartmak için, anneleri konuşturup, çocuklarını aklamaya çalışmanın, daha önceki üç örneğini size hatırlatıp.. Bugün geldiğimiz aşamada, o üç örnekte, “anne”lerin nasıl yanıldığını gösterip.. Bu taktikte planlayıcıların FETÖ olduğunu, sahneye koyanların ise FETÖ’cü olmaktan ziyade, FETÖ’ye yardım edenler olduğunu.. Hedefin ise, suçların örtbası olduğunu ispatlamaya çalışacağım.. İlk örnek, eski savcı Zekeriya Öz.. Yediği haltlar, kamuoyunda çok iyi bilinmiyordu.. Bir...