logo

23 Nisan 2019

Sonuç ve tepkiler


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Gün başladığı gibi bitmez. Her günün başı ve sonu vardır. Son bitiş değil, yeni bir başlangıcın ifadesidir. Bir durum veya olay yeni bir hâl, yani durum ortaya çıkarır yahut yeni bir olaya yol açar. Zaman böylece akar gider. Hiçbir şey değişmez gibi görünür, her şey değişir; yine de devam işin esasıdır. Çünkü her şey değişir gibi göründüğünde de değişmezler vardır.

Bazı sonuçlar vardır ki, beklenen değildir. Ansızın ve kendiliğinden zuhur eder. Bazı sonuçlar ise beklenir. Seçim sonuçları işte bu beklenen olaylardandır. Takvim işler, sonuç ortaya çıkar. Tablo herkesin gözü önündedir.

Sonuçta kaybedenler ve kazanlar vardır.

Kazananlar başarılarını izahta güçlük çekmezler. Hak ettikleri budur aslında. Çalışmışlardır, güçlüdürler tabiî olarak başarmışlardır.

Kaybedenlerin durumu karışıktır: “Biz kaybettik” demek zordur. Mağlub mağlubiyetini önce kazananın başarısına yöneltemez bir türlü. Onun kadar uzak durduğu bir husus da kaybedişte kendi rolüdür.

Kazanan hak etmemiştir, kaybeden hakkıyla kaybetmemiştir!

Böyle zamanlarda düşman edebiyatı tavan yapar.

İlk düşman rakiptir: Hile yapmıştır.

İkinci düşman işleyiştir. Süreçte hatalar vardır veya ortaya çıkmıştır.

Üçüncü düşman en muhayyel olandır. Burada komplo teorileri devreye girer.

Hatayı kendinde önce aramak, işin özü budur!

Neden başaramadık, neden kaybettik, mağlubiyetimizin sebebi ne? Hatamız, kusurumuz ne idi?

Bir sonuç ortaya çıkınca aldatıcı saptırıcı yollara tevessül edileceğine kendimizle ilgili soruları cevaplamamız gerekir.

Neden başaramadık? Nerede hata yaptık?

Seçimin üzerinden bir aya yakın zaman geçti bu soruların layıkıyla sorulduğunu, cevaplarının hakkıyla verildiğini duymadık.

Konuyla ilgili basın yayın organlarında ifade edilenlerin dikkate alındığına dair de bir bilgimiz yok.

Türkiye neredeyse bir yıl önce bir sistem tercihi yaptı. Meclis’e dayalı hükümet sisteminden başkanlık sistemine geçti. Hükümet sistemi, başbakanlık ve devletin temsili noktasında Cumhurbaşkanlığı, Türkiye’nin tarih içinde şekillenmiş bir yapı idi. Cumhurbaşkanı 1924 Anayasasında çok yetkili görünmez, fakat fiilen hükümeti de yöneten bir konumdadır. Bu Atatürk’den sonra da devam etmiş, ancak Demokrat Parti döneminde hükümet ağır basmaya başlamıştır. Sembolik cumhurbaşkanlığının ağırlığı 1980 darbesinden sonra birtakım mekanizmalarla artırılmıştır. Cumhurbaşkanını icranın başı olarak işin içine katan bir Anayasa vardır. Kenan Paşa’nın bu yetkileri kullandığını fakat ondan sonraki sivil Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın bundan imtina ettiğini biliyoruz. Belki de kendinde böyle bir otorite göremedi. Nihayetinde kabule dayanan bir durum söz konusu idi. Son cumhurbaşkanımız ise hükümet üzerinde tasarrufu Cumhuriyetin ilk dönemlerine benzer hale getirdi.

Artık bunun ötesindeyiz. Meclis’in hükümeti yok, Cumhurbaşkanı var. Hükümet Cumhurbaşkanının iradesi ölçüsünde mevcut. Bakanlar müsteşar, bakan yardımcıları müsteşar yardımcıları konumunda. Bu iyi mididir, kötü müdür. Hiçbir sistem mutlak iyi veya kötü değildir. Olumlu tarafları, vardır, olumsuz tarafları da. Ağır basan hangisidir? Hatalar, zaaflar, kusurlar nelerdir?

“Bir mahalli seçimden sonra bunları konuşmanın âlemi var mı?” Denilebilir. Bu haklı bir soru gibi görünmektedir. Fakat unutmayalım ki, Cumhurbaşkanı bir siyasi partinin başkanıdır. “Kaybeden nihayetinde bir siyasi parti” deyip geçilemeyecek bir durum söz konusudur.

Düşünmek işin başı! Düşünen, danışan, istişare eden, müşavereyi önemseyen bir yapı kendini sürdürmekte başarılı olabilir.

(KARAR)

Etiketler:
Share
416 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...