logo

16 Mayıs 2019

Seçim kazanmak


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Günlük siyasetle başımız hoş değildir. Günlük siyasete takılmak asıl meseleleri ıskalamaya yol açabilir.

Seçimi kabul eden bir sistem değişmeyi kurala bağlar. Türkiye gerçek anlamda 1950’den beri seçimli bir siyasî sistemle yürüyor. Arada kesintiler/darbeler olmasına rağmen sistemin devamı önemli. Bu devam içinde değişim, çatışmaları hafifletiyor, büyük yarılmaları, kırılmaları önlüyor.

1950’den beri uzun iktidar dönemleri çok fazla değil. Demokrat Parti’nin 10 yıllık iktidarı kesintiye maruz kaldı. Kalmasaydı da muhtemelen iktidar değişecekti. 1980 sonrası Turgut Özal’ın Anavatan Partisi iktidarı on yılı bulamadı. 1990’lı yıllar koalisyonların meydana getirdiği otoritesizlikle malûldü. Türkiye’nin arkaplan güçlerinin müdahaleleri iktidar meselesini karmaşıklaştırdı. 28 Şubat müdahalesi bu karmaşaya âmiyane tabiriyle, tüy dikti.

***

Türkiye bu karmaşadan 2002 seçimleri ile çıkmaya başladı. İstikrar yeni bir adres buldu. İktidar alanının seçilmiş siyasi otorite tarafından kontrolü uzun bir süreç sonucu sağlandı. Bu geçiş sırasında bir lider ve bir partinin hâkimiyeti işleri kolaylaştırdı. Mevcut iktidar partisi erken bir genel seçim olmayacaksa, 20’nci yılını görecek. Bu gerçek seçimli sistemlerde kolay elde edilebilecek bir rekor değildir.

Merkezî siyasette bir sıkıntı yok. Mahalli siyasetin yeni bir biçim alması da gerçek anlamda sözkonusu değil. Hâlâ iktidar partisinin ağırlığı mahalli idarelerde de hissediliyor. Hatta bazı şehirlerde başkanlıklar kaybedilmiş olmakla birlikte şehir meclislerinde hâkimiyet iktidar partisinde.

Tek anlaşmazlık konusu İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı. Bu da tekrarlanması kararlaştırılan seçimle çözülecek, demek ki mesele yok.

***

Sükûnetle bakılırsa, seçimin tekrarlanması dahi halk iradesinin tecellisinin kabulü anlamına geliyor. Bu durumda bu iradenin tecellisini kolaylaştıracak, hadi “belirleyecek” diyelim, çalışmalar yapmak önem taşıyor. Bunun yapılacağı da ortada. Taraflar zamana karşı yarışıp bütün güçleriyle sonuç almaya çalışacaklar.

Sonuç tek taraflı bir haberleşme ve iletişim sistemi ile alınabilir mi?

İlk sorumuz bu ve cevabı şüphesiz “hayır”dır. İletişim kanallarında çokluktan yoksun bir sistem halkın güvenin hissine zedeler. Son yıllarda böyle bir gidişi görmemek, gerekli dikkatten mahrum olmak demektir.

İkinci soru, üstten, tepeden, baskıcı, zorlayıcı mesajlarla; rakibi karalayıcı, belden aşağı vurucu, diyet talep edici üslûpla sonuç alınabilir mi?

Korkunun etkili olduğu yerler/zamanlar vardır elbette. Korku, baskı, tehdit dili bir yere kadar ve geçici süre başarılı olabilir. Geniş kitleler üzerinde asıl sonuç alıcı üslup gönül dilini bulmaktır. Muktedirlerin kullanacağı dil bu olmalıdır. Muktedirlikten yoksun yapılar böyle bir dile mecbur kalabilir. “Önümüzdeki seçimi kim kazanacak?” sorusunun cevabı buradadır.

(KARAR)

Etiketler:
Share
447 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...