logo

29 Mayıs 2019

Neden bu suskunluk?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Millî Eğitim Bakanı orta öğretim sistemi ile ilgili programını, projesini- her ne ise- açıkladı.

Orta öğretim hayata atılmanın eşiği, yüksek öğretime hazırlık dönemi. Milyonlarca çocuğumuz, gencimiz orta öğretim kademesinde. Beklentileri yüksek. Önlerinde devasa bir sınav var. Hep bu sınav için şartlandırılmışlar. İlk öğretime başlandığı anda hedef belli: Üniversite’de mezuniyetten sonra çok para getirecek, en azından iş garantisi olan bir bölüm kazanmak. Şimdi adı dershane olmayan bir yapılanma var ve çocuklar paralel olarak o hedef için buralara da gönderiliyor. Aileler çocuklarının geleceğini garantiye almak istiyorlar.

Ve işte asıl imtihanın eşiğinde okuyanlar için yeni düzenlemeler yapılıyor.

Bu durumda ne olması beklenir? Bu konunun enine boyuna konuşulması, tartışılması, eleştirilmesi veya övülmesi.

Övecekler övmüyor, eleştirecekler eleştirmiyor. Bunda bir gariplik yok mu?

“Aslolan objektif değerlendirme” mi dediniz? Objektif değerlendirme bunlarsız olur mu? Hakikat şimşekleri nasıl çakacak?

Öğrencilerin bir şeyler söyleyecek hali yok. Varsa da onlara söylenen şu: Ders sayısı azaldı! Öğrenci psikolojisi bundan hoşlanır. Tatiller çoğalsın, dersler azalsın, sınavlar kolaylaşsın!

Ya veliler? Türkiye’de öğrenci velilerinin mevzu ile ilgili tepki verdikleri pek görülmüş bir şey değil. Servis konusunda gösterdikleri hassasiyetin yüzde biri bile böylesine ciddi konularda ortaya konulmaz.

Sendikalar? Türkiye’de yüzbinlerce üyesi olan “eğitim” sendikaları var. Sesleri solukları çıkmıyor. Onlar konuşmayacak da kim konuşacak? (Gerçi Özgür Eğitim-Sen Genel Başkanı Abdulbaki Değer fikir beyan etti, hamamın namusu böylece kurtulur mu bilmem!). Muhalif sendikalar suskun, muvafık sendikalar lâl.

Sizce bu hayra alâmet mi? En alâkasız konularda sesini yükseltenler dahi konuşmuyor. Bir tek söyledikleri “din ve ahlâk dersleri devam ediyor”. Bunun cevabı var ve bakan açıklıyor: Anayasa mecbur ediyor!

Yani şunu söylüyor: Anayasa mecbur etmese bu dersleri kaldırırdım! Muhalifler bununla tatmin oluyor, gerisi onları ilgilendirmiyor.

Belki de işin püf noktası bu: Bu sitem değişikliği değil halkla ilişkiler çalışması. (Piar desem daha memnun olurlardı, yani ki “public relations”un kısaltması PR. Biz yine de HİÇ demeyi tercih ediyoruz). Muhafazakârlar hükümet bizden, ne yaparsa iyidir, rakiplerimize koz vermeyelim derdinde.

Onlar da böylece bağlanmış. Daha ötesi, Tayyip Bey’in lehde birkaç cümle etmesi sağlanmış. Daha ne öyleyse?

Zamanlama muhteşem (hatta süper!) İstanbul seçimlerine kilitlenen bir medya cihazı var.

Kariyer, akademi, aktivite, kariyer ofisi…

Kişisel gelişimcilik bakanlığı fethetmiş! Bir yaşam koçluğu, yok. Kariyer ofisinde böyle koçlar beslenebilir!

Yüze yakın eğitim fakültesi var, hiçbirinden ses çıkmıyor; ilaç için bir eğitim uzmanı hoca konuşmuyor. Şimdi konuşmayacaklarsa ne zaman?

Sendikalar işin içinde olmadan, eğitim uzmanlarının katılımı sağlanmadan bu konuları mesele edinenler haberdar edilmeden sistem nasıl değişiyor? Diyen neden yok?

Sistemin iyiliği kötülüğü değil, asıl bu önemli. Konuşulacağı yerde konuşmamak, tartışılacağı yerde tartışmamak. Öyle de olur, böyle de biz işimize bakalım, rahatımız bozulmasın demek.

Bu suskunluk bizim bekâ meselemiz.

(KARAR)

Etiketler:
Share
436 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...