logo

06 Haziran 2019

Nâzım’ı Moskova’da anmak!


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Heder olmuş bir şair Nâzım Hikmet. Şiire ihanet ettiği ölçüde alkışlanmış, övülmüş. Onun şiire ihanetinin vatan ihanetinden önemli olduğunu düşünüyorum. Hatta şiire ihaneti göze almasa idi vatanına ihanet etmeyeceği kanaatindeyim. Onun için şiir en önde idi. Vatanı şiiri idi. Şiire ihanet ettiği için vatan haini oldu!

Onun vatan haini olmadığını yüksek sesle söyleyenler var elbette; daha ötesi en büyük vatansever olduğunu iddia edenler de.

Bunlar vatan hainliği damgasını her önüne gelen vurur cinsten kişiler olmasa dert etmeyeceğim. Eğer Nazım Hikmet vatana ihanet etmediyse, hangi şartlarda vatana ihanet edilmiş olabilir?

***

Milli Mücadele sürerken Moskova’ya gitti, tamam. Ondan Mehmed Âkif olmasını beklemiyoruz elbette. O sırada ona düşen işler de vardı. Moskova yolculuğu bir ideal uğruna, aalınıyor. Orada sıkı bir ideolojikleştirme eğitimi. Düşünmek değil, propaganda amaçlı bir eğitim ve öğretim bu. 24 Saat Marks, 24 saat Lenin!

Ey-Lenin çocuklar ey-Lenin!

Milli Mücadeleden sonra dönüş. Herhalde bu dönüş, rastgele değildi, görevlendirilmişti. Öğrendiklerini uygulamak, Türkiye’yi Sovyet sistemine dahil etmenin yollarını açmaya çalışmak üzere. Bunun için canla başla çalıştı. Şiir kabiliyeti onu öne çıkardı. Propaganda şiirleri TKP’nin uyandıramıyacağı tesirler uyandırdı, işçiler arasında değil, tuzu kuru seçkinler arasında.

Doğru veya yanlış, haklı veya haksız Atatürk döneminde cezaya çarptırıldı. (Hayranları bu hususu görmemeyi tercih ederler) Hapis hayatı boyunca devletlilerden iltifat gördü. Devletlilerin affına nail olabilmek için Kuva-yı Milliye Destanı’nı yazdı. Mustafa Kemal Paşa’yı övdü. Fakat affına mazhar olamadı.

Mehmed Âkif’e büyük şair dedi ama onun inandığına inanmıyordu.

“ -bizim istiklâl marşı’nda aksıyan bir taraf var,
bilmem ki, nasıl anlatsam,
âkif, inanmış adam,
fakat onun, ben,
inandıklarının hepsine inanmıyorum.
meselâ, bakın :
«gelecektir sana vaadettiği günler hakkın.»

Hakkın vaad ettiği günleri kabullenmeyen şair, Marksın, Lenin’in, idolojinin vaad ettiklerine iman ediyordu!

***

Nazım Hikmet’in Bulgaristan’a, oradan Rusya’ya kaçması, Türkiye’ye karşı bir propaganda cihazına dönüştürülmesi bizim tam bağımsızlıkçı solcuları hiç rahatsız etmedi. Nazım Sovyet sistemi içinde içindeki rolünün dışına Azerbaycan gibi, Özbekistan gibi Türk ülkelerinde bulunduğu zamanlarda çıktı. Onlar için Türkçe yazan bir şair olarak önemliydi.

Türkiye için Nazım şiirine ziyan etmiş, zihnini satmış bir eski şairden başka bir şey değildi. Türkiye aleyhine dünyanın her yerinde kullanıldı. Onun Türkiye’de taraftarları, bütün kusurlarını görmezden gelerek sahip çıkmaya devam ediyorlar. Ölüm yıldönümünde Moskova’ya onu anmak için hayli kalabalık bir grup gitmiş. Türkiye’nin tuzu kuru kesiminin Nazım muhabbetinin zerresini işçi sınıfında, emekçilerde görebilir miyiz?

***

Nazımın uğruna vatanından vazgeçtiği ideoloji günümüzde itibardan düştü. Nazımın bu ideolojiyi terennüm etmediği bazı şiirleri hâlâ rağbet görüyor. Keşke gelgeç bir ideolojinin esiri olmasa idi, takır tukur propaganda şiirleri değil, daha fazla kalbe dokunan şiirler yazar ve tesiri sürekli olurdu.

(KARAR)

Etiketler:
Share
403 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...