logo

22 Aralık 2019

Laikçiler telâşta


Hayrettin Karaman
h.karaman@gmail.com

Bu ülkede mahalle baskısına alışmış, başkalarının hak ve özgürlüklerini hiçe sayan, demokrasi ve laikliği yalnızca kendi hakları, dünya görüşleri ve hayat tarzları için kullanmayı hedefleyen ve böyle anlayan okur-yazarlar, enteller, sosyete kesimi var.

Onlara göre bütün öğrenciler ve bayanlar kendileri gibi giyinmeli, inandıkları gibi giyinmeleri ve örtünmeleri yasaklanmalıdır. İmam-Hatip okulları olmamalı veya yalnızca imam yetiştirecek kadar olmalıdır. Müftüler nikâh kıymamalı, faizsiz finans kurumları ve katılım bankaları olmamalıdır. Kızlarla erkekler aynı havuzda yüzmelidirler, yalnızca her bir cinse uygun hak ve özgürlükler değil, iki cins için her bakımdan eşit hak ve özgürlükler olmalıdır (yetişkin erkeğin erkekle, kadının kadınla veya karşılıklı cinsel temasları serbest olmalıdır, yetişkinlerin cinsel teması için nikâh şartı bulunmamalıdır)…

Hayatlarını dinlerinin kurallarına göre yaşamak isteyen Müslümanlar (Allah’a sâlih kul olmak isteyenler) ötekilere bir hayat tarzı dayatmadan yalnızca kendilerine yönelik dayatmalara itiraz ettiklerinde, “Biz bu ülkede başkalarını zorlamadan Müslümanca yaşamak istiyoruz” dediklerinde ve bu maksatla bazı hukuki düzenlemeler talep ettiklerinde laikçiler, “Laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor, hukuk değişiyor” diye yaygara koparıyorlar.

Bilindiği gibi mevzuat “düzenleyici” ve “âmir” olmak üzere ikiye ayrılır. Mesela miras, evlenme ve boşanma, faiz, ticari muamelelerin çoğu laik düzenleyici mevzuata konu olmuştur. Müslümanlar kendi aralarında şeriata göre muamele yapıp gerektiğinde mahkemeye “şu şekilde anlaştık” dediklerinde mahkeme bunu onaylayacaktır. Müslümanlar faizci bankalara değil de faizsiz işlemler yapan katılım bankalarına gittiklerinde laik devlet onlara ceza veremeyecek, mani olamayacaktır…

1984 yılından beri bu ülkede faizsiz finans kurumları (daha sonraki adıyla katılım bankaları) var. Bu bankaların ayırıcı özelliği faizli kredi vermemek ve faizli işlem yapmamaktır. Başka bir ifade ile şeriata göre haram olan bir işlem yapmamaktır.

Peki, bu bankaların, bu ayırıcı özelliklerine riayet edebilmek için İslâm’da neyin helâl neyin haram olduğunu bilmeye ve işlemlerinin bu bakımdan denetimine ihtiyaçları yok mudur? Bu ihtiyacı karşılayacak İslâmî ilimlerde yetişmiş, belli niteliklere sahip kişileri istihdam etmek zorunlu değil midir?

Devlet bu ihtiyacı ve zorunluluğu karşılamak için bu bankalara mahsus şer’î danışma heyetleri ve denetim heyetleri ile ilgili düzenleme yapıyor ve bunu resmî gazetede yayınlıyor.

Peki bu düzenleyici hükümler arasında “Bütün bankalar buna tabi olacak” diye bir hüküm var mı?,.

Yok.

İsteyen bu bankaya, istemeyen faizci bankaya gidebiliyor mu?

Evet.

Resmi bir devlet kurumu olan Diyanet’te “Din İşleri Yüksek Kurulu” var mı?

Var.

Vatandaş bu kuruldan fetva alarak isterse hayatında uyguluyor mu?

Evet.

Peki, Diyanet ve kurul ile ilgili düzenleyici mevzuat var mı ve resmi gazetede yayınlanmış mı?

Var ve yayınlanmış.

Peki bunlardan dolayı laiklik elden gitmiyor, düzen değişmiyor da, katılım bankalarında tıpatıp benzeri yapıldığında niçin laiklik elden gidiyor ve yapılan anayasaya aykırı oluyor!!!

“Başörtüsü yasağı kalkarsa özelde okullarda, genelde toplumda bölünme olur, insanlar birbirine düşer, huzur ve asayiş kalmaz…” diyorlardı; bunların hiçbiri olmadı, örtünen ve örtünmeyen yan yana, arkadaş, dost, komşu vb. olarak yaşayıp gidiyorlar.

Huzuru kaçanlar varsa bunlar, bağnaz, din ve düşünce hürriyetini tekellerinde tutmak isteyen laikçilerdir.

Ortada bir hukuk değiştirme talebi ve eylemi bulunmadığı halde vehme kapılıp kaleme sarılan ve bilir bilmez İslâm Hukuk hakkında hükümler veren prof.lardır.

Gelecek yazımda bir kanalda “katılım bankaları ile ilgili olarak izlediğim bir tartışmayı” tahlil ve tenkit edeceğim.

Not

Yorgun ve hasta olduğum için yirmi beş yıldır yazdığım bu köşeyi bu ayın sonundan itibaren haftada bir soru-cevap köşesine çevireceğim. Sevgili okuyucularıma dua eder, dua bekler, Allah’ın selam, rahmet ve inayetlerine mazhar olmalarını dilerim.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...