logo

05 Mart 2019

‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

İkisi de yerli ve millî. Ve bunda da iddialılar. Bahçeli mi daha milli, Erdoğan mı daha yerli? Yoksa aksi mi? Doğrusu karar vermek zor.

Bir ara Devlet Bahçeli Cumhur ittifakı ile ilgili “kombin” kelimesini kullanmıştı. Şimdi aynı mevzuda Tayyip Erdoğan “konsolidasyon”u kullanıyor.

Yerli olmaya yerliler, milli olmaya milliler de bu kelimeleri ne yapacağız?

Balçelinin “kombin”i, birleşim, birleşme olarak anlaşılabilir; Erdoğan’ın konsolidesi de “uzun vadeli” hale getirme demek olmalı. Neyi? İttifakı!

Siyaset Türkçe konuşmaktan gittikçe uzaklaşıyor. Daha önce manifesto kelimesi üzerine yazmıştık.

Dilde yerlilik değilse de millilik bu olmalı her halde! Hani Ziya Gökalp batı medeniyetindenim demişti ya… (İslâm ümmetinden, Türk milletindenden sonra).

Batı dillerinden gelen kelimelere “baş üstüne” muamelesi. “Halkın büyük kesimi anlamıyor ama…” denilince, “çok da mühim değil” denilmek isteniyor her halde. Anlayanlar anlıyor, anlamayanlar ise “büyüklerimizin yabancı kelime haznesi müthiş” diyorlar.

***

Liderler vatandaşın meçhulü bu kelimelerle birbirini siyaseten yoklarken, hangi saikle bilmiyorum, güneydoğu illerimizde Arapça tabelalar kaldırılıyormuş. Malûm, kısa olmayan bir süredir Suriyeli misafirlerimiz, sığınmacılarımız var. En az üç milyon, en fazlası ile ilgili rivayetler ise muhtelif. Bunların bir kısmı kamplarda yaşamıyor, şehirlerimize dağılmış durumdalar. Gücü yetenler kendi çaplarında ticarete atılıyorlar. Çoğu gıda üzerine işler yapıyor. Tabii ona göre de tabelalar asıyorlar. Bu demektir ki ben sadece kendi vatandaşlarıma hitab edeceğim. Oysa ticaret bütünü gözetir, herkese ulaşmak hedeflenir. Neden Suriyelilerin lokantalarına bizler de gitmeyelim? Yani tabelalar hem Türkleri hem Arapları celb edecek şekilde asılmalı.

Zıddı da düşünülmeli: Suriyeliler neden bizim lokantalarımıza gelmesin? Öyleyse Türkçe tabela yanında Arapça tabela da yaptıralım!

Her neyse! Bunlar Arapçayı tercih etmişler. Hani Avrupa’da çok sayıda vatandaşımız var ya. İşte onlar Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinden epey zamandır böyle işletmeler kuruyorlar ve Türkçe tabelalar asıyorlar. Türkiye’den Almanya’ya gidenler de bundan memnuniyetle söz ediyorlar.

Bize iyi olan niye Suriyelilere neden iyi olmasın?

Bu iş İçişleri Bakanlığı’nın başının altından çıktı ise, şöyle mi demeliyiz: “Bravo adamlara, Türkçeyi güçlendirmeye çalışıyorlar!”

Arapça tabela yasağının Türkçe lehine bir uygulama olduğuna inanmak istiyoruz. Fakat eğer maksat Türkçeyi korumak ve güçlendirmekse yapılması gereken bellidir: Öncelikle büyük şehirlerimizde İngilizce, Fransızca ve Almanca tabelalar sökülmeli. Bu tabelaları asanlara ciddi cezalar verilmeli. Daha hafifini söyleyelim: Lâleli ve Antalya’daki Rusça tabelalarla uğraşın. Eğer bunu yapmıyorsanız, Arapça tabelalardan ne istiyorsunuz?

Bir de mevzuyu fırsata çevirmek var: “Bütün tabelalarda Türkçe esastır. Türkçesi olmadan başka dillerle tabela asılamaz!”

(KARAR)

Etiketler:
Share
338 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...