logo

16 Aralık 2019

İtibarın çakarlısı!


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Milletvekilleri neden itibar arayışındalar?

Geçiş üstünlüğü vekillere itibar sağlar mı?

Türkiye tarihinin en itibarlı Meclisi, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi idi. Bir belirsizlik ortamında memleketin çeşitli yerlerinden seçilerek gelen meb’uslar zor zamanda ve zor şartlarda büyük bir işi başardılar. Millî Mücadele’nin kalbi, beyni TBMM idi. Onlar sayesinde Ankara İstiklâl Harbi’nin karargâhı oldu. Sonraki Meclis’ler hep birinci Meclis’in itibarından harcıyor!

Kimler vardı ilk Meclis’te? O zamanın Türkiyesi’nin temsilini sağlayacak şahsiyetler. Bunlar içinde ister istemez, âlimler, şeyhler, toplumun gelenekli kurumlarının temsilcileri ve yeni aydın kesim yelpazesinden isimler vardı. Batıcılıklarıyla tanınanlar yanında batı karşıtlığı ile bilinenler de bu meclisteydi. İşte bu zıtlar öyle bir anda İstiklâl Marşı’nda mutabık kaldılar. Diyebiliriz ki, ondan sonraki Meclis’ler İstiklâl Marşı’nda mutabık kalamazdı!

1.Meclis, 1923 Nisanında feshedildi. Bu Meclis’in Lozan Anlaşmasını imzalama ihtimali zayıftı, hatta yoktu. İşte tartışmaların odağındaki Ali Şükrü Bey hunharca katledilmişti. Meclis’in itibarına vurulan bir darbe idi bu…

Yaz aylarında seçim yapıldı. Mustafa Kemal Paşa Müdafaa-yı Hukuk grubunu partileştirme emelinde idi. İkinci seçmenlere taahhütname imzalatıldı: “Mustafa Kemal Paşa’nın ve Mütafaa-yı Hukuk Grubu’nun adaylarına rey vereceğim” diye. Bu listeyi bir tek Gümüşhane meb’su seçilen Zeki Kadirbeyoğlu deldi. (Gümüşhane’deki maceralı seçimin hikâyesi uzun sürer.)

Mustafa Kemal Paşa, kendine göre bir Meclis seçti ama bazı hususları da gözetti. Millî Mücadele’nin öncü (asker) kadrosu Meclis’e girdi, gelenekli kurumların temsilcileri kısmen Meb’us yapıldı. Eğer, 1. Meclis temsilde zirve ise, 2. Meclis onun bir bir kaç kademe altında idi.

Cumhuriyet sonrası Meclis’lerine gelince: Bu vekiller için “seçilmiş” tabirini kullanmak pek doğru olmaz.

Eğer bu kelimeyi kullanırsak, “Mustafa Kemal Paşa tarafından seçilmiş” dememiz gerekir. Paşa bu dönemde de yine toplumun önünde yürüyebilecek isimlerden bir seçim yaptı. Rastgele isimlerle, isimsizlerle bir meclis oluşturmadı. Fakat bu Meclis’te Millî Mücadele’nin öncü kadrosundan çoğu kimse yoktu.

Cumhuriyet meclisleri için itibar sırasını birkaç kademe daha azaltabiliriz.

İnönü cumhurbaşkanlığı döneminde aynı yoldan gitti, fakat Atatürk’ün dışladığı Millî Mücadele kadrosunu tekrar Meclis’e buyur etti. Her gün hakkında Cumhurbaşkanlığına rapor verilen isimlere böylece itibarları iade edildi.

1950’ye kadar Meclis’lerde toplumun bildiği tanıdığı ilim kesiminden, edebiyat camiasından, sanat kesiminden bir hayli isim vardı. Bunların çoğu Meclis’in itibarına muhtaç değildi.

Çok partili hayatta yeni itibarlılar Meclis’te ağırlık kazanmaya başladı. Ekonomik itibarlılık meclise yansıdı, bunun yanında siyaseti iş edinen ve toplumun desteğini sağlayan isimler Meclis’te yer buldu. Siyasi kadroların yerleşik hâle gelmesi darbelerle kesintiye uğratıldı. Adalet Partisi Demokrat Parti’nin devamı idi ama yeni bir kadro sözkonusu idi. 1980 sonrası siyasi hayat eski siyasi partilerin yerine yeni partilerin geçici hâkimiyeti ile başladı, sonra eski liderler yine sahaya döndüler ve tesirlerini gösterdiler. Milletvekilliği siyaseti mesleği ile daha fazla içi içe geçti. 28 Şubat müdahalesinden sonra 28 Şubatçıların yapmak istediklerinin tersine bir siyasi yapı ortaya çıktı.

Bugün durduğumuz yer, milletvekili olmak için değer, itibar, bilgi, beceri vs. hiçbir şeye ihtiyaç duyulmaması. Bir parti başkanı metresini milletvekili yapıvermiş…mesela! Bazı vekiller, şunun eşi, bunun kardeşi, ötekinin yoldaşı, berikinin kankası…

Vekil değillerse, “hiç”ler! Temsil değeri en az “vekil”lerin kalabalık teşkil ettiği bir Meclis’le karşı karşıyayız. Bu Meclis bir şekilde itibarlıların değil, vekil seçildikleri için itibarlı olmak zorunda olanların Meclis’i…

Geçiş üstünlüğü onları gerçekten itibarlı kılacak mı?

Her trafik karmaşasında bir milletvekilinin çakarlı aracı milletin hissiyatını ayyuka çıkaracak!

Aklı başında, millettin hissiyatını önemseyen, hiçbir vekil geçiş üstünlüğü çakarını kullanmaz!

Çakar çakmaz çakar çakmaklar hariç!

(KARAR)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...