logo

04 Ekim 2019

İslamcılık ölür mü?


Faruk Beşer
f.beser@gmail.com

İslamcılık kavramı bize yabancı ama yerine ne koyacağımızı bilmiyoruz demiştik.

Yaşadığımız şartlarda işin siyasi toplumsal ve hukuki boyutlarını düşündüğümüzde bu kavramın anlattığı Müslüman tipini tek kelime ile anlatabilmemiz zor. İslam’ın ve Müslümanların bundan aciz olduklarından değil, Osmanlı’nın sonuna kadar Müslümanlar hep iktidar oldukları için muhalefet dilini bilmediklerinden.

Biliyoruz ki, Allah (cc) bizim için Müslim/Müslüman kelimesini seçmiş ve ‘ben Müslümanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?’ buyurmuş, amenna. Ama bu, kişinin kendi kimliğini tanımlaması için böyle. Oysa Müslümanlar çeşit çeşit; namaz kılmıyorum ama kalbim temiz, beş vakit namazını kıl, etliye sütlüye karışma, Müslümanız ama bu zamanda da hırsızın eli kesilmez ki kardeşim, Müslümanız lakin faiz de bugünün bir gerçeğidir, onsuz olmaz, Müslümanlık’tan önce insan olmak lazım gibi pek çok sözü söyleyenler, kendileri ben Müslümanım diyorlarsa, hadi siz Müslüman değilsiniz diyemeyelim ama bunlar ‘İslamcı’ da sayılmazlar. O halde birilerinin o ‘İslamcı’ dediklerine biz ne diyeceğiz? Çünkü onlara göre böyle söyleyenler cici Müslümandır, ‘İslamcılar’ ise merkeze oynayanlardır. Zaten bu yüzden ‘İslamcı’lığa, ya da ‘Siyasal İslam’a karşı çıkıyorlar. Yani İslamcının bir hedefi, bir mücadelesi var. Yönetime talip, Müslüman bir millet Müslümanlar tarafından ve Müslümanca yönetilmeli, Allah’ın indirdikleriyle hükmedilmeli diyor. Buna karşı olan iç ve dış güçleri düşman biliyor, gerekirse onlarla her türlü mücadeleyi göze alıyor. İslam yurdu tekrar Müslümanların olmalı diyor. Müslümanlar tek millettir, tek ümmettir diyor vs.

Diğer taraftan beşine beş ekleyen, gündüz sâim, gece kâim abidler de var. İbadetlerini, evradu ezkârını berikilerden çok daha düzgün yapıyorlar ama siyasetten Allah’a sığınırız, bizim o taraklarda bezimiz yok, onu dünyaya talip olanlar yapsın diyorlar. Yani ‘İslamcı’ kavramı onlara da uymuyor. Onun için onlar da cici Müslüman sayılıyor. Çünkü onların da merkez iddiaları yok. Hep kenarlarda duruyorlar.

Ama yine de biz genelleyerek, mesela sufiler İslamcı değildir diyebilir miyiz? Çünkü büyük bir sufi olan İmam Rabbani Ekber Şah’a karşı verdiği mücadelede tam bir İslamcı olarak hareket etmedi mi?Kuzey Afrika’daki Senüsî de öyle değil mi? Bu açıdan bakıldığında yine bir sufi olan Şeyh Şamil’den daha yaman İslamcı mı olur?

İlk yıllara kadar gidelim, Haricilere İslamcı bir hareket olarak mı bakacağız? Hatta Mutezile de ‘İslamcı’ mıdır? Uyanış dönemine gelelim; 1850’lerde Hindistan’da başlayan tecdid ve ıslah hareketleri, Ardından Afgani, Abdüh, Reşit Riza, hatta Mehmet Akif birer ‘İslamcı’ mıdır? Ya da soruyu tersinden soralım; bunlar da birer ‘İslamcı’ değil midir?

Öbür yönden İmam Rabbani’ye ve Şeyh Şamil’e karşılık bugün darbeci Sisi Mısır’da, tarikatların ve Selefi hareketlerin desteğiyle ayakta duruyor. İslamcı olmakla suçlanan İhvan’ın terör örgütü olup üyelerinin idam edilebileceklerine fetva veren onun Baş müftüsü Ali Cuma hem bir âlim hem bir tarikat şeyhi. Beşşar Esed’in şu anda en büyük destekçisi Ahmed Hassun, yine hem bir âlim hem bir tarikat şeyhi. Bunlar İslamcı olmadıkları için darbecilerce seviliyorlar.

Sadede gelelim, sufi ya da değil, İslam için mücadele veren, İşgal edilen İslam topraklarını küffardan temizleme azminde olan, Allah’ın dediğinin en üstün olması, müminlerin tekrar aziz olması için şartların gerektirdiği her türlü meşru mücadelenin verilmesini isteyen her Müslüman ‘İslamcı’ olarak görülüyorsa bizim bu şartlarda bu kavramın yerine ikame edeceğimiz başka bir kavramımız yok, ayrıca onların İslamcı dedikleri aslında biz olmuş oluyoruz ve bunun için ‘İslamcı’ kavramını bir çırpıda atamıyoruz. Onun yerine mücahit mi diyeceğiz, şeriatçı mı, ümmetçi mi diyeceğiz? Her biri bunu sadece kısmen karşılıyor. Hatta geçen sene Tunus’un bilge İslamcısı Gannuşî, ‘İslam birleştirir, şeriat parçalar’ gibi izahı zor bir söz sarf etti. Belki bu Tunus’un hâlihazır durumu için söylenmiş olabilir.

O halde yine aynı noktaya gelip dayandık. Kavramı reddetmeyi kast etmiş olması durumu hariç, hiçbir mümin, ‘ben Müslümanım ama İslamcı değilim’ diyemez. Çünkü ötekilerin bugün ‘İslamcı’ ile kast ettikleri kişi tam teşekküllü Müslümandır ve birilerinin zannettiği gibi ‘İslamcı’lık ölmemiştir. ‘İslamcı’ olarak ortaya çıkanlar hedeften sapmış, yorulup kenara çekilmiş, dünyevileşmiş olabilirler. Ama bu işi omuzlayacak olanların hep var olacağını bu dinin sahibi haber vermektedir.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
464 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...