logo

13 Aralık 2019

İmam hatip okulları hakkında


Hayrettin Karaman
h.karaman@gmail.com

Gün geçmiyor ki, bu okullarımız hakkında lehte veya aleyhte bir şeyler yazılmasın, konuşulmasın!

1951 yılında açıldığında ne kadar zıt beklentiler vardı: “Arkamızdan Fatiha okuyacaklar, cenazemizi kaldıracaklar, gelecekte üst düzey yöneticilik dâhil çeşitli branşlarda bizim değerlerimizle vazife yapacaklar, laik cumhuriyet değerlerini camilerde halka aşılayacaklar (aydın din adamı olacaklar), dini mihraptan yıkacaklar…”

Aradan yetmiş seneye yakın zaman geçti, bu okullardan mezun olanlar bunca engellemelere ve sağdan soldan esen rüzgâra rağmen ortayol İslam’ından sapmadılar, mezunları hem ecdadına Fatiha okudu, hem cenazelerini kaldırdı, hem çocuklarımıza din eğitim ve öğretimi yaptı, hem üst düzey veya orta düzey idareci, devlet görevlisi oldu, hem Meclis’e girdi, mebus, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı oldu. Halkına yabancılaşmadı, içlerinden hain ve terörist çıkmadı, mevcut şartlarda mümkün olan birikimi ile mümkün olan hizmetleri ifa ediyorlar.

Halkımızın bu okullara itibar ve rağbeti istenilen düzeyde olmasa da devam ediyor. İnsanımız haylice dünyevileştiği için bu okullardan yalnızca dine ve ebedi hayata hizmet edecek mezunların değil, dünyalık nimet ve imkânlardan da faydalanacak kimselerin mezun olmasını istiyor. Bu sebeple mezunların farklı branşlarda eğitim ve öğretim yapan üniversitelere girebilmelerini talep ediyor. Bu imkân elden gittiğinde öğrencilerde önemli ölçüde azalmalar oluyor.

Aslında fen ve kültür derslerinin okutulmasının gerekçesi yalnızca dünyevileşme de değildir; insanımıza din eğitim ve öğretimi yapacak olan insanların yalnızca dini kitapları ve konuları okumalarının yeterli olmayacağı, bugünün inanç, fikir, bilim ve felsefe dünyasından haberdar olmaları, bu alanlardan bilgi ve kanaat sahibi olmuş muhataplarına ortak bir dilden hitap etme imkânına sahip bulunmalarının gerekli olduğunda şüphe yoktur. Bu gereklilik de “fen, sosyal, matematik, kültür derslerinin” programlarında yer almasını zaruri kılıyor.

Birçok aşamadan ve gelgitten sonra imam hatip okulları işte bu programda karar kıldı.

Ülkemizin bütün çocukları bizim çocuklarımızdır; kimseyi zorlamadan bütün okullarda Kur’an, Peygamberimiz’in (s.a.) hayatı ve İslam din bilgisi derslerinin seçmeli ders olarak konması, milletimizin birlik ve bütünlüğü bakımından hayati derecede önem taşıyor. Velilerin bu dersleri seçmeleri için çocuklarını teşvik etmeleri dini bir vazife olarak duruyor. Allah ülkemizde bize bu imkân ve fırsatı vermiş iken şu veya bu bahane ile bu dersleri seçmeyen, sonra da çocuklarının dindarlık ve ahlaklarındaki arızalardan şikayet eden velilere bundan kendilerinin birinci derecede sorumlu olduklarını hatırlatıyorum.

İmam hatip okullarında kalite meselesi de gündemden düşmüyor.

Allah aşkına, ülkenin diğer okullarında kalite almış başını gidiyor da yalnızca imam hatipler mi geride kalmışlar!?

Medreselerden ve mekteplerden tarih boyunca her giren allame olarak mı çıkmış?

Bir de, Müslümana göre kaliteli öğretim ve eğitim ne demektir?

Çocuklar hangi bilgileri ve eğitimi alarak mezun olurlarsa kaliteli eğitim ve öğretim görmüş oluyorlar.

Bunun tek ölçüsü üniversitelere girme başarısı mıdır; böyle mi olmalıdır?!

Kaldı ki, imam hatip okullarında başta proje okulları olmak üzere tamamında azımsanamayacak bir başarı da söz konusudur. Yeter ki açık ve gizli/sinsi operasyonlarla çocuklarımızın yolu kesilmesin, önlerine engeller konmasın!

Bu arada başarı için bu okullarda görev yapan idareci ve öğretmenlere büyük sorumluluk ve gayret ödevi düşüyor. Bu okullarda görev alacak olanlar lütfen ve Allah rızası için sıradan memur olmasınlar; okulları ibadethane, yaptıkları işi de ibadet bilsinler. İbadette gönlü ve gözü olmayanlar da başka yerlerde başka işler yapsınlar.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
46 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...