logo

22 Şubat 2019

Hukuk, liyakat ve hürriyet


Hayrettin Karaman
h.karaman@gmail.com

Müslümanların hukuka riayet etmelerini, emaneti hak edene vermelerini, Allah kesin bir ifade ile buyuruyor:

“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir” (Nisa: 58).

Emanet, korunması istenen maddî veya mânevî değerdir. Kişinin kullanıp sahibine iade etmek üzere aldığı veya koruması için bırakılan eşya emanet olduğu gibi devletin hizmet makamları da emanettir; ilim, din, antlaşma ve sözleşmeler, komşuluk hakları… emanettir. Bütün bunlar korunacak, muhatap ve ilgililerine teslim edilecek, ne maksatla verilmiş ise ona uygun olarak kullanılacaktır.

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya yakışan budur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır” (Maide: 8).

Bu âyette İslâm’ın sosyal, hukukî ve ahlâkî amaçlarının önemli bir kısmı özetlenmektedir. “Ferdî ve sosyal yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun şekilde davranmayı sağlayan ahlâkî erdem” anlamına gelen adalet, sosyal hayatın en önemli denge unsuru ve teminatıdır. Müslümanlara âdil olmaları emrediliyor.

Adaletsiz devlet harab olur, adaletle devlet daim olur, güçlü olur, ayakta durur.

İslam temel insan hak ve hürriyetlerini gayr-i müslimler dahil bütün insanlık için tanımış ve gerekli görmüştür.

Ancak hak ve hürriyet başkalarınınkine zarar vermeden kullanılacaktır ve hukuk, adalet birçok zaafları bulunan insanlar (beşer) eliyle gerçekleşecektir. Hukuk ve adalet kurumlarını da yönetenler insanlardır. Yönetici, hakim, şahid, memur, davacı, davalı… haktan ve hukuktan saparsa, meşhur deyişle tuz kokarsa adalet ve liyakat nasıl gerçekleşecektir!

Peygamberimizin (s.a.) şu ifadesinin kulaklara küpe olması gerekir:

“Ben de ancak bir beşerim (sizin gibi insanım), siz aranızda anlaşamayıp bana dava ile geliyorsunuz; olur ki biriniz diğerine göre delilini daha ustalıklı sunar ben de işittiğime göre onun lehine hükmederim; her kime kardeşine ait olan haktan bir şey hükmedersem sakın onu almasın; çünkü ona ateşten bir parça vermiş olurum”.

Hakim dürüst ve işinin ehli olsa da davanın tarafları, şahidler ve hükme götüren diğer unsurlar haktan sapar, işi kitabına uydururlarsa hak ve adalet yine yerini bulamaz; çünkü peygamber bile olsa hakim gaybı bilemez, dosyadaki delillere göre hükmünü vermek durumundadır. Ama hakim bir kimsenin lehinde hüküm vermiş olsa bile gerçek durum bakımından bu kişi haklı değilse, meşru olmayan yollara başvurarak hakimi yanıltmış ise aldığı ona helal olmaz. İşte bu sebeple “Kanunun ve mahkeme hükmünün her verdiği helal değildir” cümlesi kurulmuştur. Kazâen (hakimin hükmü ile) elde edilen her şey, diyâneten de (din ve ahlak bakımından da) hak ve helal olmaz; helal kazâ ile diyanetin birleştiği hükümle elde edilebilir.

Bunca âyete ve hadise rağmen İslam ülkelerinde ve ülkemizde hukuk, adalet ve liyakat konusunda arızalar varsa, ki vardır, böyle bir dinden mahrum olan Batı ülkelerinde ise hukuk ve liyakata riayet nispeten daha düzgün ise arızanın kaynağı din değil, eğitimdir, dinin hedeflediği insan olamamaktır.

Eğitim uzun soluklu bir faaliyet, buna birinci derecede önem verilmelidir, ancak göle su gelinceye kadar kurbağaların ölmemesi için ne yapmalı, hangi kesime güvenmelidir?

Biraz da siyasi muhalefet dürtüsüyle bazı kimseler yargının hür ve bağımsız olmasını sıkça dile getiriyorlar. Ve ben soruyorum:

Aynı toplum şartlarını ve niteliğini taşıyan insanların bir kesimi masum mu (günah ve hatadan uzak mı)? Vicdan ile cüzdan arasında sıkışmalar, siyasi ve ideolojik meyiller herkeste var da yalnız yargı adamlarında mı yok? Halkın seçim ve denetimine tabi olan siyasilere değil de dokunulmaz topluluğunun iç denetimine daha fazla güvenmenin makul dayanağı nedir?

İşte bu sorular birçok ülkede siyaset ile yargı ilişkisinde dengeyi bulma düşünce ve çözümlerine sebep olmuş ve kısmen de başarılı sonuçlara ulaşılmıştır.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler: » » » » » » » »
Share
222 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...