logo

10 Ekim 2019

Heykel yapmak belediye hizmeti mi?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Bunun için Belediyeler Kanun’una mı bakmalı, teamüllere mi? Her ikisinde de heykel yapmak diye bir şey yok.

“Efendim biz şehri güzelleştireceğiz!”

Heykelle şehir güzelleşir mi? Heykel güzelse, “hadi tamam” diyelim.

“Türkiye’de güzel heykel gördüm!” diyen, beri gelsin. Güzel heykeller Avrupa’da. Ama hiçbir Avrupa şehrinde bizim şehirlerdeki kadar heykel yok!

Elbette Türkiye’de güzel heykeller var, fakat antikite dönemine mahsus! Roma, Elenistik dönem heykelleri de buna dâhil edilebilir. Doğu Roma, yani Bizans için aynı şeyi söyleyemeyeceğiz. Hatta Bizans’ın bir döneminde şedit bir heykel kırma hareketi var, yani “ikonaklazm”, Türkçesi “putkırıcılık”! Anadolu’daki heykellerin islâmî dönemde kırıldığını sananlara hatırlatalım: Onların büyük ekseriyeti Bizans döneminde kırılmıştır.

Şöyle diyenler çıkar: “Atatürk döneminde belediyeler heykel yapardı.” Bunun da bir esası yok. O dönemde yapılan heykellerin büyük çoğunluğu, gazetelerin, derneklerin vs. açtığı kampanyalarla, halktan toplanan paralarla yapılmıştır/yaptırılmıştır.

Devlet heykelleri, belediye heykelleri darbe dönemlerinin işi. 1960 darbesi, 1980 darbesi ve 28 Şubat örtülü darbesinin arkasından heykelcilik furyası almış yürümüştür.

Cihanbeyli örneğini hatırımda. Eski Konya millet vekili Mustafa Kabakçı’dan dinlemiştim. 27 Mayıs’tan sonra ilk yapılan işlerden biri kasabanın meydanına yeni bir heykel dikmek olmuş. Tabiî parası halktan tahsil edilerek! 12 Eylül’den sonra da o heykel yetersiz bulunmuş olmalı ki, yeni ve daha büyüğü yapılmış. 28 Şubat sonrasını bilmiyorum. Mutlaka en büyüğü o zaman yapılmıştır!

Yaşayanlar hatırlar, 28 Şubat döneminde Sultanbeyli Atatürk heykelinin macerasını.

Kartal 2. Zırhlı Tugay komutanı (unutulmuş bir ismi hatırlatmayalım!) bir gece ansızın alarm veriyor. Tugay’da sirenler çalıyor. Asker koğuşlardan fırlıyor, “savaş mı çıktı” diye. “Herkes giyinsin ve silahlarını alsın! Tam techizat verilecek. Beşer adet dolu şarjör teslim edilecek!”

Harp değilse darbe var! Tüm tugay mevcudu kamyonlara bindiriliyor ve yola çıkılıyor. Gidiş nereye? Kimse bilmiyor!

Tabiî ki heykel dikmeye!

Komutan belediyeyi filan haberdar etmeden şehrin kendi uygun bulduğu yerine önce fiberden, sonra tunç Atatürk heykeli diktiriyor. Belediye başkanı heykelin başına bir iş gelmesin diye 15 gün boyunca 24 saat nöbet tutturuyor!

O günler geride kaldı… Fakat belediye seçimlerinden sonra da bir heykel furyası başladı. Kuşkulanmadım değil, acaba gizli bir darbe mi var diye! Birçok şehirde yerli yersiz heykeller diliyor. Tabii CHP’li belediyeler ve bir kısım MHP’li belediyeler, anlayacağınız ulusalcılarla milliyetçiler aynı noktada buluşuyor.

Bazı belediye başkanları, Eskişehir başkanı gibi, en büyük hizmetlerinin heykel dikmek olduğun söylüyor. Bu mu belediyecilik? Sakilliğe bakın: “Eskişehir Ulus anıtı”nda iki Atatürk heykeli var. Biri atlı, biri yaya! Bir de uçan Atatürk olsa idi bari. Hani istikbâl göklerdedir ya!

Eski başkanlar içinde Eskişehir başkanı ile yarışacak biri vardı: Ankara’nın eski başkanı! O da mevkidaşı gibi her şeyin heykelini yaptırdı, kedi, köpek, boğa. Atatürk heykeli hariç. Onun en meşhur heykeli dinozor heykeli! Büyük kıt’ada bu heykel arada bir homurdanıyor ve burnundan dumanlar çıkarıyor muş! Dikildiği meydandan sökmek için onun görevden uzaklaşması beklendi.

Ankara’nın yeni başkanı, önceki başkanın birçok sakil işini düzetmeye çalışıyor. Nitekim, Genelkurmay kavşağındaki şehrin güzelliğine bir suikast olan “Kol saati” anıtını da kaldırdı! Fakat yerine yeni bir Atatürk heykeli dikecekmiş! Dikmen’de bir taraftan Çankaya belediyesinin, diğer taraftan Büyüşehir belediyesinin bu maksatla diktiği heykeller ne olacak? Hele Büyükşehir belediyesi Atatürk’le birlikte neredeyse bütün karşılayıcıların heykelini yaptırmış!

Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 100. Yılı, tamam anladık da bunun için heykel değil, bir anıt, bir kitabe dikmek en iyisi. Orhun anıtları gibi.

Ankara galiba Eskişehir’den sonra en çok heykeli olan şehir. Hem sonra başkanın burada dikeceği yüz metre karelik alan içinde kim bilir kaçıncı heykel olacak? İçişleri bakanlığının önünde, Jandarma’nın önünde, Genelkurmay’ın önünde, Deniz Kuvvetleri cephesinde, Hava kuvvetlerinin önünde ve nihayet Meclis’in önünde…

Dünyanın hiçbir yerinde yok böyle bir şey. Ankara’nın bu bölgesi tam bir heykelistan!

(KARAR)

Etiketler:
Share
457 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...