logo

26 Kasım 2019

Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Bir asra yaklaşıyoruz; 94 yıl oldu, tekkeler kapanalı…

Hayretle şunu soranlar olabilir: Tekkeler kapandı mı?

Çünkü günlük hayatta tekkelere, tarikatlara atıfların ardı arkası kesilmiyor. Kendini şeyh sananlar, mürşid ilan edenler. Mürid geçinenler, dervişlik taslayanlar. Sakallar, sarıklar, ileri geri laflar, iddialar…

Tekkeler, zaviyeler, dergâhlar…kanunla kapatıldı. “İnkılâp kanunu” olduğu için Anayasa’da yürürlükleri teyid ediliyor.

Peki öyle de, nedir bu şeyhler, dervişler, müridler, müntesipler vs.?

Öyleleri var ki, devletin kimi kurumlarında kümelendikleri söyleniyor. Öyleleri de var ki, ciddi bir iktisadî güce ulaşmışlar. Siyaseti, ekonomiyi, sosyal hayatı, hatta eğitimi etkileyen tekkeler mi var zamanımızda?

“Var” desek, kanun müsaade etmiyor.

“Yok” desek, hakikat bırakmıyor.

Nedir öyleyse?

Tekkeler resmen kapandı, kanun böyle diyor. Kanun ancak görünen, fiziken var olan şeyleri engelleyebilir, kapatabilir, men edebilir. Bu anlamda tekkeler kapandı, birçok tekke yapısı harab oldu. Olmayanların da içi boşaldı. Zamanla tamir edilenler çeşitli maksatlarla kullanıldı.

Tekkeler, dergâhlar binaya indirgenebilir mi?

“Kurum olarak da kapatıldı” diyecekler. Tekkelerin kurum yapısı da ortadan kaldırılmış olabilir, fakat bu konuda binaların kapatılması kadar rahat konuşamıyoruz.

Geldik esasa: Tekkeler toplumun hangi ihtiyacına cevap veriyordu? Eğer halk nezdinde bir yeri yoksa, zaten kendiliklerinden kapanır giderlerdi. İşte o cevap verdikleri şey ne ise, o ortadan kalkmış olabilir mi?

Bugünkü durum ortadan kalkmadığını gösteriyor. O yüzden etrafta tekkelerle, dergâhlarla, tarikatlarla ilgili bir sürü şey dolaşıyor. Tekkeler kapanmadan önceye göre Türkiye’de daha fazla şeyh var desek, haddinden fazla mürid var desek…

Yanlış bir şey söylemiş olmayız!

Esasen çok doğru bir şey de söylemiş olmayız!

Kapanık tekkelerin ürettiği müridler ne kadar mürid, şeyhler ne kadar şeyh?

Bugünkü tarikatlar ne kadar tarikat, tasavvuf nereye kadar tasavvuf?

Tekkeler kapandığında şeyh olanlar -hani keramet gibi bir şey olsa da- bugünün şeyhleri ile bir araya gelselerdi ne olurdu? Bana sorarsanız, “bizim bu tekkelerle, bu tarikatlar bir alâkamız yoktur” deyip savuşurlardı.

Ya bugünün şeyh geçinenleri hani yine kerameten 1924 yılına götürülse idi, zamanın tekkelerinin kapısından geçebilirler miydi?

Estağfurullah! (Elbette sözümüz halis niyetlilere değil.)

Bazıları diyor ki “tekkeler zaten kapanmıştı.” Tekkeler o kapanmış halleriyle bile bugünün tekkeleri ile kıyas kabul etmez mevkideydi. Bugünün tekkeleri “cumhuriyet tekkeleri” olarak kabul edilse yeri var. Bütün varlıklarını tekkelerin kapatılmasın borçlu olan tekkeler bunlar! Bunlar cumhuriyet tekkesi olması, bir şekilde ortadan kaldırılmaz mı?

Tekkeler kapatıldığında hayatta olan şeyhlerin isimleri sayılsa, içlerinden ne şairler, ne musikişinaslar, ne mütefekkirler çıkar.

Ya bugünün şeyhleri? Şiirleriyle tanınan bir şeyh hatırlıyor musunuz? Musıkî üstadı bir şeyh var mı? Ya fikirleriyle kitleleri etkileyen bir şeyh biliyor musunuz?

Bilenler haber versin, bigâne kalmayalım!

(KARAR)

Etiketler:
Share
597 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...