logo

04 Haziran 2019

Bayrama hazır mıyız?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Günlük hayatta kullandığımız dinî kavramlar içinde az sayıda Türkçe kelime arasında “bayram” da var. Divan-ı Lügati’t-Türk’te “badram” olarak geçiyor. “Halk arasında sevinç ve gülüşme” olarak açıklanıyor ve d/y değişmesine de dikkat çekiliyor.

Kulan geyik avlayıp

Bayram kılıp avunalım!

“Kulan” yabani at. Av, esasen hem eğlence hem spor. Avunmak için birebir. Şimdiki bayramlarda ne ile avunacağız?

Artık birbirimizin avıyız!

Kelimenin Arapçası ıyd (îd). “Bayramınız mübarek olsun”un karşılığı “ıydiniz sâid olsun” idi.

Eskiden bayram sırf dinî idi; ramazan ve kurban bayramları vardı. Osmanlı başka bayram bilmezdi. Burada da bir Türkçe ifade söz konusu. Iyd-i fıtr, Iyd-ı adha terkiplerini halk hiç bilmez ve pek kullanılmaz. Sonra “milli” bayramlar ihdas edildi. İlki “Hürriyetin ilanı” olarak bilinen 2.Meşrutiyet’in ilan edildiği günün milli bayram olarak kutlanmasıdır. Daha sonra Cumhuriyet bayramı ardından Hakimiyet-i Milliye Bayramı, yani 23 nisan ve Zafer Bayramı, yani 30 ağustos gelmiştir. 19 Mayıs’ın “bayram” olması ancak Atatürk’ten sonradır.

27 Mayıs darbecileri darbe yıldönümlerini halka bayram olarak kutlatmışlardır. Bu darbe bayramı ancak başka bir darbe ile ortadan kaldırılabilmiştir. 12 Eylülcüler “27 Mayıs Hürriyet ve Anayasa bayramı”nı ilga etmişlerdir!

Bizim görüşümüz: Bayram kelimesinin dinî sahada kalması, diğer “bayram” olarak adlandırılan günlerin “millî gün” olarak kabul edilmesidir. Kut, kutluluk, kudsiyet ancak dinî alanda olabilir ve kutlama tabiri kullanılabilir. Diğer milli günlerin ancak “iyilenmesi” yahut tebrik edilmesi söz konusu olabilir.

Edebiyatımızda bayramname, bayramiye gibi kelimeler varsa da daha çok ıydiyeler, îdiyeler yazılmıştır. Bayram kutlaması mahiyetindeki bu şiirler padişahtan başlıyarak devlet büyüklerine şairler tarafından sunulmuş, karşılığında yüklü caizeler beklenmiştir. Lâle Devri şairi Nedim’in hem Sultan Ahmed’e hem de Sadrazam Damat İbrahim Paşa’yı sunduğu ıydiyeler meşhurdur.

Cihanda böyle bir ıyd olmadı çok sâl ü meh geçdi

Felekde böyle bir gün doğmadı çok subh u şâm oldu

(Çok yıl ve gün geçti, cihanda böyle bir bayram olmadı. Felekte böyle bir gün doğmadı, çok sabah ve akşam oldu…)

Gel benim kaşı hilâlim bize bir ıyd edelim…

Kaşlarımızın şekli bozuldu, bayramlarımızın tadı kaçtı!

Bayramlarımız buruk…Derdimiz dağlar gibi, hüznümüz bayram tanımıyor. Bir taraftan dünyanın ahvali, coğrafyamızda bitmek tükenmek bilmeyen kirli savaşlar, yüzlerce yıllık yurtlarından sökülen insanlar, Müslümanlar…

İçeride karşılıklı veya karşılıksız kardeşlik ve hatta vatandaşlık hukukunu hiçe sayan ithamlar, küfürler, saldırılar… Aynı ülkede yaşamanın gerektirdiği asgarî nezaketin dahi zaman zaman yok sayıldığı bir zamandayız.

Ezcümle: Bayram geldi fakat onu karşılamaya hiç de hazır değiliz.

Hani derler ya, “bayram barışma, kucaklaşma, küslükleri geride bırakma günüdür…”

Kucaklarımız sırf kendimiz gibi olanlara açık. Böyle giderse, kendimizden başka kucaklayacak kimse bulamayacağız!

Kalbimizi genişleterek, kucağımızı gönlümüz genişliğinde açarak, manasına uygun kuşatıcı bir bayram idrak etmek niyazıyla…

(KARAR)

Etiketler:
Share
622 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...