logo

16 Nisan 2019

Ayasofya nasıl açılmalı?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Bir kere Ayasofya gerçekten açılacak mı, yoksa bir seçim vaadi miydi?

Seçim kampanyalarında vaad edilenlerin kataloğu yapılsa, bayağı hacimli bir kitap olur. Vaadler gerçek olsa, çözülmedik meselemiz kalmaz.

Neler vaad edilmez ki?

Ayasofya’nın gündeme gelmesi bu seçime mahsus değil. Geçmiş yıllarda da 1970’lerden itibaren Ayasofya konusu siyasilerin gündeminde olmuştur. “Ayasofya açılsın, zincirler kırılsın” mitinglerini bizim nesil hatırlar. Hatta ANAP (bu harflerin açılımını bilen fazla yoktur: Anavatan Partisi!) kendi açısından Refah Partisi’nin konuyu istismarını önlemek için Ayasofya’nın bir bölümünü 1980’lerde ibadete açmıştır. Muhtemelen imam ve müezzin de tayin edilmiştir. Belki de Hünkâr mahfeli hâlâ bu şekilde kullanılmaktadır.

Bu evinize bacadan girmek gibi bir şeydir. Gerçek anlamda açılmış saymak mümkün değildir. Ayasofya’nın müzeliği bir belirsizlik halidir. Batı kamuoyuna “kiliseye tahvil edemezdik, müze yaptık” denilmek istenmiştir. Batılılar için nihai hedef kilise olmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenler, Sevr’de açıkça telaffuz edilen, Lozan’da muhtemelen perde gerisinde öne sürülen bir yükümlüğü 1935’te yerine getirdiler.

Ayasofya üzerinde tasarruf bu anlamda bir hükümranlık meselesidir. İstanbul’un Fatih’i fetihten sonra şehir üzerindeki hükümranlığını Ayasofya’yı camiye tahvil ederek ortaya koymuştur. Bilahire Fatih Ayasofya’nın da içinde olduğu bir vakıfname tanzim ettirmiş ve miras bıraktığı eserlerin yönetimi ile ilgili konular bu vakfiyede kayda geçirilmiştir.

Yapının mülkiyeti konusunda problem yoktur. Vakıf olan bir mülkün herhangi bir şekilde vakıf şartları dışında tasarrufu mümkün müdür?

Hukuk devletinde mümkün olmamalıdır.

***

Ayasofya’ya hukuk açmalı, hukuk devleti açmalı!

Ayasofya’nın bir vakıf eseri olduğu hatırlanmalı, Vakıflar idaresi yapının vâkıfının arzusu hilafına kullanılmasından şikayetçi olmalı ve aslî konumuna döndürülmesini talep etmelidir.

Bir vakfın asıl amacına uygun kullanılmasını talep etmek, elbette adaletin icabıdır.

Türkiye’de Ayasofya’nın vâkıfının iradesine uygun şekilde, yüzyıllardır olduğu gibi camiliği bir hukuk meselesi olarak görülmelidir. 1935 tarihli Bakanlar kurulu kararı vakıf şartlarının üstünde olabilir mi? Eğer bunu kabul edersek bütün vakıf sistemini yok sayıyoruz demektir.

Vakıf mülkleri bugünün idari sistemi içinde Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün sahasındadır. Bu emlâkin vâkıfın iradesine uygun şekilde kullanılması kurumun en esaslı işidir.

Fatih’in 1462 tarihli vakfiyesinde “eğer bu vakfiyeye uygun hareket edilmezse Allah’ın, peygamberlerin, meleklerin lâneti üzerine olsun” bedduası da hatırdan çıkarılmamalıdır.

Ayasofya meselesinin hukuk yoluyla çözümü yönünde hareket geçmekte geç kalınmamalıdır, siyaseten çözüm yerine hukuki çözüm doğru olandır. Bütün dünyaya söylenecek sözümüz de bu olmalıdır: Hukuk bunu gerektiriyor!

Kitap Hattı:
Necip Tosun’dan Edebiyat Atlası. Hikâyeden sinemaya kadar geniş bir ilgi alanına sahip olan Necip Tosun, aynı zamanda önemli bir hikâyecimiz. Teori ile uğraşanlar genellikle işin uygulamasından uzak dururlar. Eleştiren daha mükemmel olmak zorunda, Necip Tosun bunu bilerek hikâyeciliği de sürdürüyor. Genç yaşlarda yazmaya başladı, bu yüzden tecrübesi önemli. Edebiyat Atlası, hem okurlar için hem de yazma meraklısı gençler için tam bir kılavuz kitap. Kitabın son bölümünde yer alan okunacak eserler listeleri de bilhassa önemli. Edebiyat Atlası’nın kütüphanelerimizdeki müracaat kitapları arasına seçkin bir yeri olacağını söyleyebiliriz. (Dedalus, 0212 513 03 43)

(KARAR)

Etiketler:
Share
394 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...