logo

11 Nisan 2019

İsimler müşterek değil mi yoksa?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Bir isminiz vardır ve her yerde aynıdır sanırsınız.

Peki şu isimler neyin nesi? Jamal, Khalid, Nourreddine, Oboubakar, Reza Zerrab, Mansour Arbabsiar, Valid Muallem, Beshir Agazadeh, Mansour Yosif…

Kim bunlar? Yerli mi, yabancı mı? Müslüman mı kâfir mi? Türkiye’de dikkatli, uyanık bir basın olsa, bu isimlerin yazılışında sıkıntı olmaz. Okunuşunda da!

“Reza” bizim bildiğimiz Rıza idi! Hani eski İran şahı vardı ya. Neden “İran şahı Reza” demiyoruz? Zerrab da yabancımız değil “sarraf”! Hay dilinizi her türlü haşerat soksun!

O isim “Rıza Sarraf” olunca, birden sıradanlaşacak. Sıradanlaşınca da işin hiçbir esrarı kalmayacak!

Yukarıda sıraladığımız ve Türkiye’nin aktüalitesine karışan isimlerin doğru söylenişi var, bilmek için fazla gayret gerektirmiyor.

Jamal Cemal, Khlid Halid, Nourredine Nureddin, Oboubakar Ebubekir… Mansour, bildiğiniz Mansur! Belki de kapı komşunuzun adı.

“Arbabsiar” bir hayli yabancıya benziyor. Ne ola ki? Çok basit: Erbabşiar! “Erbab”ı da, “şiar”ı da biliyoruz! Peki bu ismi neden bilmiyoruz?

Ya Valed Muallem’e ne demeli? Bu zat Suriye’nin epeydir dışişleri bakanı. Son zamanlara kadar Velid Muallim diye yazılırdı. Neden Valed oldu? Hatta ikinci ismi neden “muallem”e dönüştü?

Arapçada muallem ile muallimin mânası farklı. Biz “muallim”i biliriz, eskiden uydurma “öğretmen” yoktu, “muallim” vardı. İlim öğreten mânasına…. Ya “muallem” ne demek? “Talimli, talim görmüş, öğretilmiş” demek. Gerçi, bu dışişleri bakanı bu açıklamaya daha uygun. “Muallim”den çok “muallem” olmak ona yakışır!

Yosif’i tahmin etmişsinizdir: Yusuf!

* * *

Görüldüğü gibi yaygın bir coğrafyada müşterek isimler haddinden fazla. Belki telaffuzda farklılık var, fakat onun Türkiye’de Latin harfleriyle yazılışında fark olmamalı. Mouhammad “Muhammed”dir yahu! Houseyin ise “Hüseyin”. Maghreb Mağrib, Saudi Suudi…

Peki bu neyin nesi? Hangi akıl isimleri böyle yazıyor? Bu dış dünyayı ingilizce takip edenlerin aymazlığının sonucu. Adamlar, İngilice yazılışları esas alıyorlar. Bildikleri isimleri bile, yabancı dildeki imlâ ile bize aktarıyorlar.

Sadece şahıs isimleri değil, yer adlarında da aynı problem var. Kudüs’ü Jeruselam diye yazan yok mu? Geçenlerde bir gazetemizde Benjamin Bünyamin olmuş! Kimdir bu yahu: Benjamin Netanyahu!

Ortak dini isimlerin yazılışında kimi hırıstiyanları, kimi yahudileri esas alıyor. Müslümanın adlandırmasını neredeyse bilen yok!

Bir aralar bir “Beersheba”dır gitti.

Neresi burası? Neden İngilizce adlandırmasını esas alıyoruz?

Bu 20.yüzyılın başında Osmanlı’nın kurduğu bir şehir. Bizim söyleyişimizle “Birüssebi”. Bu ismi kullanana neredeyse rastlamadım. Beerşeba yazanı da gördüm. O da İsrail’deki söyleyiş.

Türkiye’ye dışarıyı İngilizce üzerinden İbranice üzerinden aktaranlar, Türkiye’yi nasıl aktarıyor acaba?

İsimlerimiz nasıl bir dönüşüm geçiriyor, olaylar nasıl tahrifata uğruyor? İmajımız nasıl teşekkül ediyor? Bu işten kimler nemalanıyor?

Mevzu ismin şöyle veya böyle yazılmasının ötesinde!

(KARAR)

Etiketler:
Share
341 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...