logo

01 Nisan 2019

Seçmek neyi değiştiriyor?


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Adres değiştirmediğimiz için yıllardır hep aynı okulda oy kullanıyoruz. Orta öğretimde okuyanımız kalmadı. Ancak böyle bir vesile ile orta öğretim kurumlarını görüyor ve bazı hususlarda fikir sahibi oluyoruz.

Kendi öğrenciliğimizdeki okulların görünümü ile şimdikileri kıyaslamak gerekirse, o zaman okulun bahçesinde bir büst, neredeyse ideolojinin tek görüntüsüydü. 10 Kasım filan değilse, öyle olur olmaz yerde Atatürk resimleri, vecizeleri vs. görülmezdi. Orta okul bizim geçiş yılımız: Demokrasiden darbeye geçiş! 27 Mayıs bizi orta mektepte yakaladı! Atatürkçülük baskısı okullarda kısmen hissedildi. Öğretim müfredatı, iletişim araçları ideolojik muhtevayı zihinlere yüklemeye devam ediyordu. Her müdahaleden sonra bu muhteva ağırlaştırıldı. 12 Mart’ta da böyle oldu, 12 Eylül’de de…

12 Eylül atatürkçülük ideolojisini biraz liberalleştirerek, hatta biraz dinî renk katarak pekiştirmeye çalıştı. Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılı (1981) vesile teşkil etti. Bütün derslere atatürkçülük ilave edildi. Matematikte atatürkçülük, fizikte atatürkçülük, elbette din ve ahlâk dersinde de!

Son ve şiddetli atatürkçülük dalgası 28 Şubat döneminde görüldü. Atatürkçülüğün her derdin şifası olduğu, çünkü Atatürk’ün yüzyılın en büyük adamı olduğu propagandası yapıldı. Time’nin anketine Türkiye öyle bir katılım sağladı ki, Atatürk 20. Yüzyılın en büyük devlet adamı ve komutanı olmakla kalmadı, en büyük sanatçısı, sporcusu da oldu! Tabii düzenleyiciler bunun üzerine Türkiye’den gelen oyları tasnif dışı bıraktılar!

***

28 Şubat döneminde öğretim sisteminde atatürkçülük propagandası en yüksek seviyeye çıkartılmış, okulların hemen girişine Atatürk köşesi yapılması mecburiyeti getirilmişti.

Meğer 28 Şubatçıların günahını almışız! Oy verdiğimiz okulun duvarları neredeyse boşluk kalmayacak şekilde Atatatürk ve atatürkçülük malzemeleri ile doldurulmuştu. (Rüşvet kabilinden bir 15 Temmuz panosu sıkıştırılmış). Bir de Atatürkçü Düşünce Klübü panosu vardı. Demek ki, tek düşünceye imkân tanınıyordu, o ta atatürkçü düşünce! Hani 28 Şubat’ın el üstünde tuttuğu bir dernek vardı ya, demek ki, o derneğin uzantıları okullarda var olmaya devam ediyor.

Türkiye’de halk 1950’den beri resmî ideolojiye karşı bir seçim yapıyor. 1950 seçimlerinden bugüne resmî ideoloji partilerinin kazandığı tek bir seçim yok. Bir tek 1977 arızalı seçimi var; Ecevit’in “11 namuslu adam” takviyesi ile kurduğu hükümet. Güneş Motel hadisesi demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiştir. Rakip partiden 11 vekil transfer edilerek kurulan hükümet nasıl unutulur? İşte bürokratik partinin, yani CHP’nin son kazandığı seçim budur!

Ecevit o seçimle bitti. Darbe sonrası da uzun süre siyasette güç olamadı, 28 Şubat buna rağmen ona başbakanlık koltuğuna buyur etti. Bu geciken iktidarın sonu acı oldu. Ecevit âdeta koltuktan düşürüldü. Bir sonraki seçimde partisi sıfıra müncer oldu.

Türkiye’nin derin yapısı bize şunu söylüyor: “Siz neyi seçerseniz seçin, resmî ideoloji yerli yerindedir. Kültürel alanda ve eğitimde tek parti ideolojisini değiştiremezsiniz. Sizin iktidarın en fazla siyaset alanında kalır.”

Okullarda en atatürkçü duvarların 17 yıllık iktidarın döneminde olması boşuna değil! Bunun sonuçlarını genç nüfusun oylarından takip etmek lâzım.

(KARAR)

Etiketler:
Share
421 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...