logo

“Zararım yok”


Fatma Barbarosoğlu
f.barbarosoglu@gmail.com

-I-

Sabahtı. Saatin tik takları sabahın sessizliğini bozma denemesinde bulunsa da insandan insana geçen hâl ile mekan genişliyor, zaman derinleşiyordu. Salon, 25 metre kare değil de engin okyanustu adeta. Dalgalı, rüzgarlı, güneşli bir okyanus.

Bir müddet yaşlı halanın yüzünde demir attı delikanlının gözleri, yaşlı kadının tespih tanesi üzerinde bahar gezintisine çıkmış gibi ağır ağır dolaşan parmaklarına bakarken günü ve dünü unuttu. Kendini unuttu. Kendini kendinden kurtaran anın içinde kayboldu gitti.

Delikanlı, yaşlı kadının her bir tanede canı gönülden hu değişine dikkat kesildi. Bir eli kalbinin, bir eli tespih tanesinin üzerinde duran kadın, engin denizleri aşıp dağların doruğuna inip çıktı sanki. Ara ara nefes alışının ritmi değişse de parmaklarının ritmi hiç değişmedi.

Neden sonra parmakların, tespih taneleri üzerindeki yolculuğu nihayete erdi. Tespihi iki avucunun içinde çamaşır ovalar gibi ovaladı yaşlı kadın. Sonra uzun uzun kokladı. Sanki bir rayiha gelecekmiş de o gelen rayihayı zapt etmesi gerekiyormuş gibi gözlerini kapatıp bekledi.

Delikanlı, kokuyu zapt etmek için insanın niye gözlerini kapattığını düşündü.

Bir müddet beklediler. Yaşlı kadın tespihten gelecek kokuyu, delikanlı yaşlı kadından gelecek hareketi.

Yaşlı kadın, avuçlarının içindeki tespihi yavaşça kucağına, dizinin üstüne indirdi.

Dünya, sanki sesine yeniden kavuştu; yaşlı kadın gözlerini açtı, dizindeki tespihi alıp camın önüne doğru yürüdü, tespihi her zamanki yerine, imamesi yukarı gelecek şekilde astı. Tespihin her zamanki yeri, begonvil çiçeğinin ortasındaki sarı çubuktu.

Büyük hala, daha dün gece yatmadan önce gördüğü delikanlıya, sanki yıllar süren gurbet yolculuğundan dönmüşçesine “Hoş geldin evladım” dedi. Delikanlı, annesinin ve teyzesinin sabahın değişmez töreni olarak büyük halanın elini öpüşünü taklit etme isteği duydu ansızın. Eskiden bu törenlere, bu tekrarlara kızar, anlamsız bulurdu. Aynı evin içinde ne lüzumsuz derdi, her sabah el öpmeler, diz çökmeler…

Hoş geldin diyen yaşlı kadının eğilip elini öptü delikanlı, sonra canı gönülden “Nasılsın hacı anne” dedi. Hacı anne delikanlının denizleri kıskandıracak duru gözlerine bakıp “Zararım yok” dedi.

O an delikanlı dağları aşıp, ırmakları yoldaş edecek bir duaya, ab-ı hayat içmişçesine sonsuzluğu tattığı bir ana kavuşmuş buldu kendini. Büyük halanın cevabını zikir gibi tekrarladı. “Zararım yok”, “Zararım yok”.

Annesi büyük halanın iğnesini yapmak için odaya girdiğinde delikanlı “Zararım yok, zararım yok” diye tekrarlıyordu. Tekrarlıyor, arada bir “Ne felsefi, ne derin bir cevap Yarabbi!” diyordu.

-II-

Anne oğlunun hayretine hayret etti. Sonra kendi hayret etmezliğine. “Zararım yok.” Bu cevap niye kendi dilinde devam etmez olmuştu. Bildiği bütün cevapları, büyüklerinden, önce kelimeler sonra hal dili ile öğrenilmiş idi.

“Allah bu acıyı unutturmasın.”

İlk duyduğunda anlamını kavrayamamış, anlamını kavradığında duanın derinliğinde kaybolmuştu.

Duanın derinliğinde kaybolduğu an, arkadaşının arabasını park ederken kendi oğlunu ezdiği haberini aldığı andı. Allah bu acıyı unutturmasın.

“Allah bu günümüzü aratmasın.”

Günler aranan bir şey mi diye düşünmüş, sonra bir gecede evsiz barksız kalan komşularının dilinde bulmuştu duanın anlamını.

Büyüklerinden duyup öğrendiği, sonra hal dili idrak ettiği bütün duaları, atasözlerini, deyimleri salonun ortasına yaydı kadın. “Zararım yok” cümlesine rastlamadı.

“Zararım yok” cevabı, muhasebesini doğru yapanların cevabıydı dedi en yakın arkadaşı.

Kadın “Zararım yok” cümlesini, ilk defa sahneye çıkacak acemi tiyatrocu gibi kendi kendine tekrarlamaya çalıştı bir müddet. “Nasılsın” diyordu önce, sonra “Zararım yok” cevabını hazırlıyor, ama cevap dilinden kalbine bir türlü inmiyordu.

“Zararım yok” cümlesini Büyük hala kadar rahat tekrar edemediğini kabullendiğinde, kaybettiğim ne diye düşündü kadın. Beni zarara sokacak kadar kaybettiğim ne!

“Arayanlar bulmaz bulanlar yalnız arayanlardır” diye cevap verdi kalbi. Bunu da büyüklerinden öğrenmişti. Tekrar tekrar öğrenmişti. Aramak için insanın neyi kaybettiğini bilmesi gerekiyordu. Neyi kaybettiğini bulacak mıydı?

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler: » » » »
Share
490 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...