logo

19 Kasım 2019

Yeneroğlu nesli


Ahmet Taşgetiren
a.tasgetiren@gmail.com

Mustafa Yeneroğlu ile yaptığımız röportajı okudunuz. Okumadıysanız lütfen okuyun. Bence kibir yapmayıp Ak Parti’nin bütün kademeleri de okumalı. Çünkü o çizgide, Ak Parti’nin gelecekteki problemi saklı.

Yeneroğlu partisinden istifa etti. Yani artık Ak Partili değil.

“Yeneroğlu niye istifa etti?” yi anlamak, “Gençlerde Ak Parti’nin oyları neden düşüyor?”u, ya da “Babaların oy verdiği Ak Parti’ye evlatlar neden oy vermiyor?”u anlamak anlamına geliyor.

O çekirdekten yetişmiş bir Milli Görüş’çü. Ama Almanya’da yetişmiş bir Milli Görüşçü. O yönüyle Türkiye’deki Milli Görüşçülerden de ayrışmış birisi.

Ama “Milli Görüşçülük” ideal planında neyi amaçlıyorsa, onu yüreğine yazmış bir insan. Milli Görüş’ün Avrupa’daki bütün işlerinde daha çocuk yaştan itibaren sorumluluk üstlenmiş, dil bilme farkı, özgüven farkı ile ileri yaştaki Milli Görüşçülerin önüne geçmiş.

Avrupa’da yetişmiş olmak. Hukuk eğitimini orada almış olmak. Orada kendi ifadesiyle 20 ayrı milletten insanla içiçe yaşamak, iletişim halinde bulunmak. Azınlık olmak. Hakim kültürün içinde var olma mücadelesi vermek. Babaların yalnızlığını, güçsüzlüğünü, ezilmişliğini gözlemlemek… Her şeye rağmen kendisi kalmak. Kendisi kalmak ama, “Ana kültür şablonu”nun dışında önemsediği bazı değerleri de edinmek…

İslam’dan yola çıkıyor Mustafa Yeneroğlu. Bunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor. Çünkü yukarda ifade ettiğim şeyler, bizde hemen “dışlanma” gerekçesine dönüşebilir. “Hukuk” yoksa Hukuktan bahsettiğinizde, Adalet yoksa Adaletten bahsettiğinizde, yolsuzluk varsa, yolsuzluktan bahsettiğinizde “iktidarla hesaplaşma” alanına sokulup, “İslam aidiyeti” dahil her şeyden dışlanma tırpanına maruz kalmak mümkün.

Evet, İslam’dan yola çıkıyor Yeneroğlu. Hukuk atıfları, Adalet atıfları, İtaat ve denetim atıfları, İktidarın sınırlarına ilişkin atıflar…. Her şey her şey, nihai planda İslam referans gösterilerek ortaya konuyor. Yani kimse Yeneroğlu’na “Kardeşim sen Avrupa’dan gelmişsin, bize Batılı kriterler satıyorsun” diyemez. Yani Batı’yı dışlasan hukuku dışlayamazsın, Batı’yı dışlasan adaleti, hakkaniyeti, insana saygıyı, haram – helale riayeti dışlayamazsın.

Yeneroğlu neye çağırıyor birlikte yürüdüğü insanları? “Siz şöyle bir dava için yola çıktınız, bugün nerelerdesiniz? Kendinize dönün!” diye sesleniyor. Hani “Mazluma kimliği sorulmazdı. Hani zalim kim olursa olsun ona karşı, mazlum kim olursa olsun onun yanında olacaktık!”

Yeneroğlu Meclis’te tam da insan hakları ihlallerinin gelip toplandığı bir kurumun, İnsan hakları Komisyonu’nun başkanlığını yapmış. İnsanların ezilişine biraz ilgi gösterirseniz Türkiye’de bütün mazlûmiyetlerin adresi olursunuz. O kurumun başkanı iken de, sonrasında da size akmış hukuksuzluklardan doğan çığlıklar. Yüreğiniz varsa dayanın.

İktidarsınız, sorunları çözme makamındasınız. Oysa payınıza susmak düşüyor. Konuştuğunuzda en yakınınızdaki arkadaşınız size “Ne yapıyor bu adam, belasını mı istiyor?” diye bakıyor. “Sana mı düştü Van Gevaş’ta olana isyan etmek, Kavala davasındaki acaipliklere işaret etmek, kayyım düzenini sorgulamak?”

Milletvekilisiniz, sade bir insan olsanız da bir şeyler yapmalısınız, ama milletvekili hele de iktidar milletvekili iseniz, ya kendinizi yapılanlardan sorumlu hissedeceksiniz ya da itiraz edeceksiniz.

“Biatse biat, ben liderimin her yaptığını savunurum, savunmamak düşmanlara prim vermektir” diyebilirsiniz. Bu bir tavırdır.

“Yanlış liderden de gelse, uyarı gerekir, Müslümanca duruş budur. Yanlışın sürmesine göz yummak ilerdeki çöküşün sebebi olabilir, kaldı ki yaşanan andan sorumluyuz” demek de bir tavırdır.

Yeneroğlu Avrupa’da kimliğini inşa etmiş bir Müslüman. Bazı farklılıkları var. Hukuk hassasiyeti vs. gibi. Ona “Milletvekilliğinden de istifa et, git Avrupa’ya” demek mümkün ama bence çıkar yol değil. Başta da söyledim ya, çocuklarımız dünyadan haberdar hale geldi. Eğitim aldılar, dünyayı biliyorlar. Hukuk devleti ne demek, yargının bağımsızlığı – tarafsızlığı ne demek, kuvvetler ayrılığı ne demek, iktidarın denetlenmesi ne demek, insan hakları ne demek….

Size – bize bakıyorlar. Tutarlılığımızı – tutarsızlığımızı görüyorlar. Nerede makyavelizme sığındık, nerede ilkeleri ıskaladık, neyi ne için kanırtıyoruz, her şeyi görüyorlar. Babalarına ahlak sorgulaması yapıyorlar. Liderliği kutsamıyorlar. Emin olun bizden daha çok ilkeleri kolluyorlar. Emin olun bizden daha çok “Ömerlik, Haticelik, hele Mus’ablık” hasletlerine sahipler.

Emin olun bizdeki yalpalamalar asıl onların yüreğini yaralıyor. Ve emin olun bizdeki yalpalamalar onlarda değer aşınmasına yol açıyor. “Bu işlerin sonu böyle mi olacaktı!” sorusunu soruyorlar.

Bence Ak Parti cenahındaki herkes dikkat etmeli Mustafa Yeneroğlu’na yönelik sorgulamada… Kendi çocuklarını yargılamış olacaktır çünkü.

(KARAR)

Etiketler:
Share
247 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sakin yıllar

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Kuşaklardır Bağdat’ta kumaş ticaretiyle meşgul bir aileye mensup olan Şeyh Muhammed Ârif Cumeylî, dört oğlunu yanına alıp hatıra fotoğrafı çektirdiğinde, sene 1938’di. Irak’ın Enbar bölgesinden Bağdat’a yerleşen Cumeyle aşiretinin üyelerinden Şeyh Muhammed Ârif, kumaş ticareti ve terziliğin yanında, İslâmî ilimlerle de meşgul olmuş, kendi çevresinde “âlim” sıfatıyla tanınan bir isim haline gelmişti. Cumeylî’lerin tek şöhreti ticaretteki dürüstlükleri ve dindarlıkları değildi. O dönemde Irak’ta bütün ağırlığıyla hissedilen İngiliz nüfûzuna karşı...
  • Duvardaki muz ya da şu acayip piyasa

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Besim Dellaloğlu hocanın ne dediğini anlıyorum elbette. Şöyle yazdı: “Siz sanatı hâlâ eser, yapıt, tual, pentür, malzeme mi sanıyorsunuz? Orada sanat olan muz değil. Koli bandı da değil. Orada sanat olan olay, edim, tavır fikir, provokasyonun ta kendisi. Ve muzcu başardı. Sanatı bir kez daha tartışmaya açmayı başardı. Üstelik hepimizi tartışmaya dâhil ederek. Sanat belki de artık sanatın sınırlarını tartışmaya devam etmeyi de içeriyor. Bir bakıma hepimizi sanat eleştirmeni, hatta sanatçı kılarak…” En azından Trabzon Belediyesi’nin duvara ban...
  • Greta Sendromu ya da Sindirella Masalı

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    Sindirella masalını hepimiz biliriz, birçok kez okumuş ve seyretmişizdir. Rivayete göre, bu meşhur masalın ilk versiyonunun tarihi, Milattan Önce altıncı yüzyıla dayanır. Avrupa’da 500 çeşidi bulunan masalın bildiğimiz son uyarlaması ise Fransız yazar Charles Perrault ve Grimm Kardeşlere ait. Biz, hem Disney hem de Hollywood yapımlarında bu masal senaryosunu dünyanın en çok tutan senaryo kalıbı olarak izledik. Şimdi nereden çıktı bu masal girişi derseniz çok haklısınız elbette! Biz televizyoncuların zihni, bir meslek alışkanlığı olarak hep çağr...
  • İddiaları ve gerçekleştirdikleri arasında İslamcılık

    14 Aralık 2019 YAZARLAR

    İslamcılığı yeni veya yinelenmiş sorular etrafında tartışmaya açan Yetkin Düşünce dergisinin merkezi sorusu İslamcılığın iddialarıyla gerçekleştirdikleri arasındaki fark. Bununla bir muhasebe tutmaya çalışıyor, İslamcı iddialara sahip olanları hesap vermeye çağırıyor, belki kendisi de hesap vermeye çalışıyor. Bu bağlamda benimle gerçekleştirdikleri uzunca söyleşiden, derginin değerli yöneticilerinden müsaadeyle, konuyla ilgili bir kesitle daha baş başa bırakmak istiyorum. İslamcılık Türkiye’de nasıl bir imkan ve zafiyeti içinde barındırmakta...