logo

Yalan söylemeyelim, namaz kılarken öldürmediler!


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

Yeni Zelanda’da bir katliam yaşandı.

Afganistan’da yıllardır yaşanılan..

Irak’ta tekrarlanan.

Suriye’de halen devam ettirilen katliamların bir benzeri de..

Filistin’de onlarca yıldır devam eden katliamların bir benzeri de.

Yeni Zelanda’da yaşandı.

Afganistan’daki, Irak’taki, Suriye’deki, Filistin’deki katliamların failleri devletler..

ABD’si.. İsrail’i.. Almanya’sı, Fransa’sı.. Hatta Rusya’sı..

Yeni Zelanda’daki ise, şimdilik açıklandığı kadarı ile, dört Hıristiyan terörist..

Var mı bu katliamların birbirinden bir farkı?

Yok..

Devletlerin yaptığı katliamlar da Müslümanları hedef alıyor.

Hıristiyan teröristlerin katliamları da Müslümanları hedef alıyor..

Ölenler Müslüman..

Ama suçlananlar..

Yine Müslüman..

Terörist kabul edilenler Müslümanlar..

Nefret dili ile suçlananlar Müslümanlar..

Nasıl oluyor bu?

Nasıl oluyor da, hem öldürüyorlar, hem de Müslümanları terörist ilan ediyorlar?

Çünkü birlik içinde değiliz..

Çünkü, içimize hainleri karıştırmışlar..

Çünkü, kimisini para karşılığı, kimisini başka menfaatler karşılığı satın almışlar..

Türkiye olarak da birlik içinde değiliz. Müslümanlar olarak da birlik içinde değiliz..

Yeni Zelanda’daki olayı, Avrupa Parlamentosu’nda Türkiye ile ilgili alınan karardan bağımsız mı sanıyorsunuz?

Avrupa Parlamentosu daha iki gün önce aldığı kararda ne diyordu?

Yok yok.. Katılım müzakerelerini askıya alınmasını kastetmiyorum..

Hiç umurumda değil..

Almasınlar, çok daha iyi olur..

Almazlarsa, Türkiye’nin geleceğinden yine de bir ümidim olur..

Türkiye’yi AB’a aldıkları an, o ümidim de kaybolur..

Benim kastettiğim, Ayasofya ile ilgili kararları..

Katılım müzakerelerini askıya alırken..

Bizdeki solcuların Avrupa Birliği’ndeki uzantılarının önergesi ile..

Karara bir ekleme daha yaptırıyorlar..

Bizim CHP’nin sıkıfıkı olduğu Birleşik Sol Grup önerge veriyor..

“Tarihi ve dini yapıt” diye tanımladıkları Ayasofya’nın “camiye dönüştürülmesi” hakkında, egemenlik haklarımızı da çiğneyecek şekilde, küstahça “Olmamalı” kararı alıyorlar..

Türkiye Cumhuriyeti içindeki bir yapının, ne şekilde kullanılacağına, Türkiye Cumhuriyeti değil, Avrupa Birliği yetkili imiş..

Biz bu alçaklara, “Hadi ordan” diyelim ama..

Bu alçakların eli silahlı uzantıları..

Yeni Zelanda’dan kafayı çıkarıyorlar..

Aynı minvalde paylaşımları olan Hıristiyan teröristler, Ayasofya’nın minarelerinin yıkılmasını isteyen caniler, iki ayrı camide, Cuma namazı kılan sivil insanlara kurşun yağdırıyorlar..

49 Müslümanı şehit ediyorlar..

Avrupa’da bir caminin kiliseye çevrilmemesi yönünde devlet yöneticilerimiz bir açıklama yapsa..

Ardından da, Müslüman görünümlü bir kişi, kiliseleri basıp, 49 Hıristiyanı öldürse..

En başta bizim mahalledekiler saydırmaya başlarlar, “Canım böyle de açıklama yapılır mı? Bakın neler oldu. Haydi çıkın bakalım işin içinden. Çıkabilirseniz” derler..

Ama bakın, Yeni Zelanda’daki katliam sonrasında, Avrupa Birliği’ne..

Bir tanesi dahi, “Biz ne halt ettik. Bize ne, Türkiye’nin sınırları içindeki bir caminin açılıp açılmamasından..” diyor mu?

Demiyorlar..

Gayet rahat, şu açıklamalar da gelecektir..

“Avrupa Parlamentosu’nun Ayasofya hakkındaki açıklaması ile, Yeni Zelanda’daki katliamın direkt bir ilgisi yoktur!”

He he..

Biz de inandık..

İşin daha acıklısı..

Yeni Zelanda’da yaşanılan o katliamın hemen ardından, Ekşi Sözlük isimli, dindar insanlara sürekli hakaret yağdıran sitedeki bir mesaj.

Ekşi Sözlük’ün editörlerinden birisi, Yeni Zelanda’daki katliamların, Türkiye’de tekrarlanmasını arzulayarak alçakca ifadeler kullanıp, Cuma namazına gidenlere, kinini kusmuş..

Tahriklere tabii ki gelmeyelim..

Müslüman, “Elinden ve dilinden, diğer insanların emin olduğu insandır” hadisi şerifine layık Müslümanlar olalım..

Eyvallah..

Ama..

Bize kuyu kazanları da tanıyalım.

Bilelim..

En azından, hukuki mücadelemizi yapalım..

Ki..

Meydanı boş bulmasınlar..

Yeni Zelanda’yı, Türkiye’ye taşımasınlar..

Bizim mahalledekilere bir hatırlatmam daha olsun..

8 Mart Kadınlar Günü’nü bahane ederek, sokaklara dökülen bir grup arsız, ellerindeki afişlerle, İslam dininin ne kadar kutsalı var ise, hepsini değersizleştirmeye çalışmıştı..

En nihayetinde de..

Ezan okunması sırasındaki düdük öttürme ve ıslıklama rezaleti ile, “Namus mu? Kirletmeden duramam” afişlerine yakışır şekilde..

Namuslarını kirletmişlerdi..

Böylesi vahim bir tablo karşısında..

Solcusu, sağcısı, dindarı, dinsizi..

Tüm Türkiye birlik olup..

“Ne yapıyorsunuz arkadaşlar.. Kendinize gelin. İnanırsınız, inanmazsınız. Namaza gidersiniz, gitmezsiniz. Ama ezan okunurken, düdük öttürmek de ne? Islık çalmak da ne?” diyeceklerine..

“Yok canım.. Ezanı protesto etmediler ki. Ezanı duymadılar bile..” ile başladılar..

“Dürüst olmalıyız. Doğruyu söylemeliyiz. Ezanı protesto yok. Polisi protesto var.. Polis protesto edilirken, birden ezan okundu” ile devam ettiler..

Ezan sırasında asgari saygıyı göstermeyenlere güzellemeler yaptılar..

“Ezanı ıslıklamak başka, ezan okunurken düdük öttürmeye devam etmek başka” deyip, yapılanları nerede ise savunmaya kalktılar..

Aynı kafadakilerden şimdi ben bekliyorum..

Yeni Zelanda’daki katliam için de..

Piyasaya çıkıp, “Doğruyu söyleyelim. Dürüst olalım.. Cuma namazı sırasında katliam yapılmadı.. Henüz daha namaza başlanmamıştı. Namazdan önce silahı ateşlediler” demelerini..

Öyle ya.. Görüntülerde de kısmen..

Cuma namazı için camiye gelen insanların görüntüleri var..

Henüz namaz kılınmaya başlanmamış!

Ne farkedecek ise..

49 insanın şehadeti sonucu sanki değişecekmiş gibi..

Tıpkı, “Ezan okunurken ıslıkların çalındığı, halayların çekildiği, düdüklerin öttürüldüğü” gerçeği, sanki kamufle edilebilinirmiş gibi..

“Ezanı protesto etmediler” dediklerindeki gibi..

“Yalan söylemeyelim, namaz kılınırken öldürülmediler” derlerse de.. Hiç şaşırmam!

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
411 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...