logo

17 Mayıs 2019

Türkiye sıkışıyor


Taha Akyol
t.akyol@gmail.com

Türkiye ekonomide olduğu gibi dış politikada da sıkışıyor. Seçim gerilimleri bu sorunlara etkin ve programlı çözümler getirilmesini en azından geciktiriyor.

Dış politika, ekonomi ve iç politika sorunları birbirini olumsuz etkiliyor.

Gelin, bu sorunlarımız üzerinde kuşbakışı bir gezinti yapalım.

AMERİKA İLE RUSYA ARASINDA

Türkiye, Amerika’dan teknoloji transferi ve uygun fiyatla Patroit adlı füze savunma sistemini alamadığı için 2017’de Rus S-400 sistemini almak için Moskova ile anlaştı.

Ağustos 2017’de Amerika’da “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası” çıkarıldı. Şimdi bu gerekçeyle Amerika Türkiye’yi S-400’den vazgeçmesi için sıkıştırıyor. Ortak olduğumuz yüksek teknolojili F-35 savaş uçağı projesinden Türkiye’yi dışlayacağı, dahası, Türkiye’ye ekonomik ambargo uygulayabileceği yolunda ABD kaynaklı haberler çıkıyor.

Son zamanlarda ABD ile bir orta yol bulunduğu anlamında haberler yoğunlaşmıştı ki, Putin İdlib’de Esat’ı saldırıya geçirdi.

Erdoğan ile Putin arasında 18 Eylül’de Soçi’de sağlanan mutabakata aykırı olan bu saldırı, Türkiye’de haklı olarak yeni göç dalgası endişesi yarattı.

Putin’in de S-400 anlaşmasının geçerliliğini teyid ettirmek için İdlib kartıyla Ankara’yı sıkıştırdığını söyleyenler var.

Ankara S-400’den vazgeçilmeyeceğini defalarca açıklarken, ABD’yi de “S-400 bizim yönetimimizde olacak, NATO sistemlerine zarar vermeyecek” şeklinde ve tabii ayrıntılı gerekçeleri anlatarak ikna etmeye çalışıyor.

Türkiye’nin S-400’lerden başka seçeneği yoktu, bu konuda Türkiye haklıdır. Fakat…

ABD ve Avrupa’da her zaman Türkiye karşıtları oldu ama her zaman Türkiye’yi aktif olarak destekleyenler de çoktu. Şimdi niye bu ikinciler yok veya pek az?

Dış politikamızı gözden geçirirken buna dikkat etmeliyiz; ekonomi de bunu gerektiriyor.

EKONOMİDE SIKIŞMA

AK Parti iktidarı 16 yılda 13 seçim yapıldığını ve her seçimden zaferle çıktığını söylüyor.

Doğru fakat bu, özellikle 2015’ten itibaren artan dozda seçim ekonomisi uygulandığının da beyanıdır.

İnşaat ve tüketim ekonomisin teşvik edilmesinin yanında, seçim dönemlerinde kesenin ağzının iyice açılması, bütçe açıklarının, borçların ve cari açığın büyümesi bugünkü krizi hazırladı.

Rakamlar ve tarafsız iktisatçıların anlatımları bunu gösterdiği gibi Sayın Binali Yıldırım da bunu şu sözlerle ifade etmişti:

“Geçmişte fazla açılmıştık şimdi biraz toparlayacağız” (14 Aralık 2018)

Fakat 2019’da hem mahalli seçimler için hem ekonomik krizin ağırlığını biraz olsun hafifletmek için “fazla açılma” devam etti. İşte, ilk dört aylık bütçe açığı geçen yıl 23.2 milyar liraydı, bu yıl 54.5 milyar liraya çıktı!

Dün Merkez Bankası piyasa aktörlerinin tahminini yayınladı. Yıl sonu dolar tahmini 6,20’den 6,43’e, enflasyon beklentisi ise yüzde 16,23’ten yüzde 16,68’e çıktı. Reel sektör daha endişeli.

Döviz ve dış kaynak deyince ABD ve AB son derece önemlidir. Devlet adamlarımız finansman ve yatırım aramak için Londra ve Washington’a gidiyor zaten.

İŞ DÜNYASININ UYARILARI

İş dünyası uzun zamandan beri ekonominin böyle bir sıkışıklığa doğru gittiğini söylüyor, uyarıyordu.

O zaman moral bozucu olmakla suçlanmıştı, şimdi bari kulak verilmeli.

TÜSİAD’ın iki gün önceki toplantısında Tuncay Özilhan, seçimler yüzenden ertelenen yapısal reformların artık hayati hale geldiğini belirtti.

Öyle ya artık Merkez Bankası kaynaklarını kullanmaya başladığımıza göre, dışarıdan kaynak getirmek, bunun için de ekonomi dünyasında güven yaratmak gerekiyor.

Sanayici Özilhan şöyle diyor:

“Demokrasi işler kılınırsa, hukukun üstünlüğü tesis edilirse, eleştirel düşünmenin önünü açan bir eğitim reformu yapılırsa, ekonomimizin performansı yükselecek… Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi diyoruz, yargı bağımsızlığı diyoruz, hukukun üstünlüğü diyoruz, insan hakları diyoruz, akademik özgürlükler diyoruz, liyakat diyoruz, ifade özgürlüğü diyoruz.”

İçeride yatırım güvenliği, dışarıda itibar buna bağlı.

Besbellidir ki, Türkiye’nin dış politika, ekonomi ve kamu yönetimini birlikte içeren bir makro reform programına ihtiyacı var. Temel zihniyeti “hukukun üstünlüğü” ve “kurallı piyasa ekonomisi”, evet “kurallı” piyasa ekonomisi olan makro bir reform programı…

Asıl “beka meselesi” budur.

(KARAR)

Etiketler:
Share
218 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...