logo

Trump ve ekibi oturup Türkiye dedikodusu mu yapıyor?


Mustafa Karaalioğlu
m.karaalioglu@gmail.com

Başta PYD/YPG olmak üzere IŞİD’le mücadele ve genel olarak Suriye’nin geleceği konuları bir hayli sıkıntılıdır. Birbiri içine girmiş ittifaklar, sürekli değişme potansiyeli içeren hesaplar ve en nihayet sahada elde edilen avantaları korumak adına her türlü hamlenin göze alınabilmesi geçici bir çözümü bile imkansızlaştırıyor. Türkiye, sınırındaki tehdidi gidermek adına baskıyı artırdıkça defansın artması da bu yüzdendir. ABD’nin açıktan, Rusya’nın da sessiz kalarak bu dirence ortak olması da aynı mantığın sonucudur.

Ancak, dış politikada; bilhassa da Suriye’de temel problem bizatihi dosyaların zorluğu kadar bu dosyanın ABD ile ilgili boyutları bulunmasıdır. ABD Başkanı’nın hızlı ve seri karar alma şehveti uğruna verdiği “çekilme” sözü ve bu söze bağlı olarak planlanan diğer gelişmelerin birkaç gün içinde deforme olması bunu gösteriyor. Probleminizin bir parçası ABD olduğunda sorun iki kat büyük demektir. Türkiye’nin şimdi yaşamakta olduğu da budur.

Trump’ın açıkladığı çekilme kararının özü şuydu: ABD askerleri 30 gün içinde Suriye’den çıkacak. IŞİD’le mücadele sorumluluğu Türkiye’nin üzerinde olacak.

Bu kararın arka planında da Türkiye bu sorumluğu sınırdaki PYD/YPG unsurlarının temizlenmesi şartına bağlı olarak bu sorumluluğu üstleniyordu. Nitekim, aynı günlerde bu amaçla sınıra yoğun bir askeri yığınak sürmekteydi de…

***

Trump bunu söyledi ama ardından çekilme süresi önce 100 sonra 120 güne çıktı. Ardından, IŞİD’le mücadele konusu muğlaklaştı ve Türkiye’nin değil toplamda koalisyonun sorumluluk alanına kaydırıldı. ABD Başkanı en sonunda bu mücadelenin bizzat kendileri tarafından sürdürüleceğini açıkladı. Buraya kadar da mesele yok. Çekilmenin uzaması ve IŞİD mücadelesinin paylaşılması Türkiye için sorun değil hatta avantajdır.

Çekilme kararındaki dramatik değişiklik her konuda parçalı kararlar alan ABD yönetiminin konu Türkiye’nin YPG ile mücadelesine geldiğinde hemfikir olmasıyla yaşandı. Kongre, Dışişleri Bakanı, Pentagon, Ulusal Güvenlik Danışmanı ve en sonunda da Trump PYD-YPG operasyonuna karşı siper olmakta buluştu. Hem de bunu “Kürtleri katletmek” gibi haksız ve suçlayıcı bir tanım üzerinden yaptılar.

Belki, iç politika meselesi… Belki, ABD Kongresi’ndeki muhalefeti yatıştırmak veya medyadaki sesleri dindirmek adına yapılıyor. Ama hiçbiri kullanılan dil ve üsluptaki aşırılığı izaha yetmiyor.

Pompeo ve Trump’ın sözlerine bakılacak olursa ABD Başkanı ve ekibi gece yarılarıma kadar Türkiye dedikodusu yapıyor olmalı. Birbirlerini motive edip sonra mesaj yağdırıyorlar. Verdikleri demeçlere ve sosyal medyada yazdıklarına bakılacak olursa başka açıklaması yok… Ciddi boyutta bir Türkiye antipatisi taşıyorlar, Ankara’nın güvenlik kaygısı umurlarında değil ve bizim ikide bir de hatırlattığımız stratejik müttefiklik değerleriyle hiçbir şekilde ilgili değiller.

Bu şartlar altında FETÖ ile mücadele ve iade dosyaları gibi konulara hiç girmeyelim. İlerleme beklemek fazla iyimserlik olur zira…

Görünen o ki, Türkiye’nin ciddiye alınması gereken bir ABD ile ilişkiler sorunu var. Sadece ilişkilerin kötü ve verimsiz olması değil, kelimemin tam anlamıyla “ilişki ve iletişim sorunu” yaşıyoruz. İki ülke arasında onyıllara varan geçmiş ve tecrübe referans olmaktan çıkmış bulunuyor. Sözlerin, konuşmaların ve anlaşmaların ömrü birkaç saati geçmiyor.

Bunun, özellikle Kuzey Suriye’de operasyona hazırlandığımız sırada acilen halledilmesi gereken bir sorun olduğu ortadadır.

(KARAR)

Etiketler: » » » » » » » »
Share
163 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...