logo

11 Eylül 2019

Temkin yasak


Taha Kılınç
t.kilinc@gmail.com

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Bakanlar Kurulu, 20-21 Aralık 1975 tarihli toplantısını, örgütün merkezinin bulunduğu Avusturya’nın başkenti Viyana’da yapıyordu. İlk günün oturumlarının ardından, ikinci gün de oldukça sakin başlamıştı. Rutin sunumlar ve müzakereler devam ederken, birden bire toplantı salonunun kapıları kırılırcasına açıldı ve içeriye tepeden tırnağa silahlı altı kişi girdi.

Hızlıca ortama hakim oldular ve aralarında 11 petrol bakanının da bulunduğu 62 kişiyi rehin aldılar. İlk şokun atlatılmasından sonra, Avusturya hükümeti, bizzat Başbakan Bruno Kreisky eliyle, saldırganlarla temasa geçti. Ayrıntılar kısa zamanda ortaya çıkmıştı: Güney Yemen’de ikamet eden Filistin Halk Kurtuluş Cephesi – Özel Operasyon Timi’nin lideri Vedî Haddâd’ın emriyle hareket eden grubun başında 26 yaşında Ilich Ramirez Sanchez adında bir Venezuelalı vardı, meşhur ismiyle: Çakal Carlos. Saldırı ekibinin diğer üyeleri iki aşırı solcu Alman militan, iki Filistinli ve bir Lübnanlıydı.

Baskında rehin alınan isimlerden Suudi Arabistan Petrol Bakanı Ahmed Zekî Yemânî, 2000 yılında verdiği bir röportajda, o anları şöyle anlatacaktı:

“Tepemizde, kimin kimleri öldüreceği konusunda konuşuyorlardı. İranlı bakanı [Cemşîd Âmûzegâr] öldürmeye çoktan hazırdılar. Çakal Carlos’un, “Yemânî öldürülmeyi hak etmiyor, ama artık işin içinde olduğuna göre, mecburen öldürülecek. Onu ben öldüreceğim” dediğini duydum. Carlos daha sonra direkt bana hitap ederek, “Bu eylemin sana karşı olduğunu düşünmeni istemem. Sana saygı duyuyoruz, seni seviyoruz. Bu, senin ülkene karşı. Eğer saat beş buçuğa kadar Avusturya hükümetiyle anlaşmaya varamazsak, seni öldüreceğim” şeklinde konuştu. Bunun üzerine, “Vasiyetimi yazabilir miyim?” dedim. Bana bir kâğıt verdiler. Kalemim yanımdaydı. Vasiyetimi yazmaya başladım. Çok garip bir histi. Ölüm hakkında düşünmüyordum, sadece ailemi, karımı, çocuklarımı ve annemi düşünüyordum. Aklımdan geçenleri hızlı hızlı yazarken, birden birinin beni kollarıyla kavradığını fark ettim. Carlos’tu. “Daha on dakikam var!” diye itiraz edecek oldum, bana gülümsedi. “Hayır, daha fazla vaktin var, anlaşmaya vardık” dedi.”

Kriz, tam da saldırganların istediği biçimde çözülmüştü. Bütün rehineler, Avusturya hükümeti tarafından sağlanan uçaklarla Cezayir’e taşınıp orada serbest bırakıldı. Eylemciler herhangi bir ceza ile karşılaşmadığı gibi, kendilerine yüklü bir miktar ödeme de yapıldı.

Filistinli grupların dünya çapında birbirinden sansasyonel eylemlere imza attığı o ilginç zamanlarda, Vedî Haddâd da kendince böyle bir işe soyunmuştu. Ancak eylemin birkaç sonucu birden oldu: Fidyeyi “iç eden” Carlos’u örgütten atan Haddâd, eylemin dünya çapında yol açtığı eleştirilerden dolayı bizzat kendi “yoldaşları” tarafından yalnız bırakıldı ve Filistin direniş hareketlerinden soyutlandı; 28 Mart 1978’de de Mossad tarafından -zehirli çikolata gönderilerek- Doğu Berlin’de öldürüldü. Dahası, Filistinli grupları kontrol altına almanın en etkili yolunun onları muhatap kabul etmek olduğunu fark eden Avusturya, tüm Batılı ülkeler içinde ilk adımı atarak, 1980’de Filistin Kurtuluş Örgütü’nü resmen tanıdı. Hem de Avusturya’nın ilk Yahudi Başbakanı Bruno Kreisky’nin girişimiyle.

***

Geçtiğimiz pazar sabahı, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in, Petrol Bakanı Hâlid Fâlih’i görevden alarak yerine oğlu Abdulaziz’i atadığına dair haberler basına yansıyınca, ülke tarihinin en namlı Petrol Bakanı Ahmed Zekî Yemânî ve tam 24 yıllık bakanlık macerası gözümün önünden geçti. 1960’ta OPEC’in kurulmasından iki yıl sonra göreve başlayan ve Kral Fahd tarafından azledildiği 1986’ya kadar kesintisiz görevde kalan Yemânî, Ortadoğu’nun en sarsıntılı dönemlerine bizzat şahitlik etmişti. Yemen’deki Mısır-Suudi Arabistan savaşını görmüş, 1973 petrol krizini yönetmiş, 25 Mart 1975’te Kral Faysal öldürülürken yanı başında yer almış, İran-Irak Savaşı ve daha birçok bölgesel fırtınanın içinden geçmişti. Dünya çapında eriştiği şöhret ve elinde tuttuğu iktidar öylesine büyümüştü ki, nihayet Kral Fahd, onu görevinden almak durumunda kalmıştı. Petrol bakanlığı, sadece bir bakanlık değildi çünkü.

Suudi Arabistan, dört gün önce resmen atanan Prens Abdulaziz bin Selman’a kadar, beş petrol bakanı gördü: Abdullah Tariki (1960-1962), Ahmed Zekî Yemânî (1962-1986), Hişam Nazır (1986-1995), Ali Naimî (1995-2016) ve Hâlid Fâlih (2016-2019). Bu isimlerden hiçbiri, Kraliyet ailesinden değildi. Petrolü yönetmenin zorluğunun farkında olan Suudi hanedanı, bu kritik makamı dışarıdan isimlere emanet etmeyi gelenek haline getirmişti. 60 yaşındaki Prens Abdulaziz’in tayiniyle, bu gelenek bozulmuş oldu.

Eski Petrol Bakanı Hâlid Fâlih’in, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın “hızına” yetişemediği için görevden alındığı belirtiliyor. Suudi Arabistan Ulusal Petrol ve Doğalgaz Şirketi’nin (ARAMCO) halka arzı konusunda, Fâlih’le Veliaht Prens arasında yaklaşım ve üslup farkı olduğu biliniyordu. Özellikle “2030 Vizyonu”ndaki uçuk ekonomik hedeflere erişme noktasında, Fâlih’in daha planlı ilerleme yanlısı olduğu, Veliaht Prens’in ise “bir an önce” menzile varmak için hükümet üyelerine baskı yaptığı konuşuluyordu. Fâlih’in temkinli hareket etme ısrarı, nihayetinde koltuğuna mal oldu.

***

Kral Faysal’ın, öldürülmeden hemen önce söylediği bir söz, Suudi Arabistan ve petrol denkleminde sıklıkla zikredilir:

“Bir nesil içinde, develerden Cadillac’lara binmeye başladık. Eğer paramızı böyle harcamaya devam edersek, bizden sonraki neslin tekrar deveye bineceğinden korkuyorum.”

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...