logo

Sûfi sinema mümkün mü?


Yıldız Ramazanoğlu
y.ramazanoglu@gmail.com

Mevlana Celaleddin-i Rûmi ailesiyle birlikte Konya’ya teşrif edeli 791 yıl olmuş. Türbeye gidip de onu ziyarete gelmiş yetmişiki milletten insanı görünce, her dem taze kalmanın nasıl bir gönül fethiyle gerçekleştiğini anlıyor insan. Her dilden, renkten, ülkeden, meşrepten insanın ortak özüne hitap edebilmek için müstesna bir kemâlâta ihtiyaç var. O’nu İslamdan bağımsız bir mistik olarak tanımlama gayretleri yok değil. Fakat Mesnevisine ve yaşamına halis niyetlerle nüfuz eden herkes anlar ki Rûmi’nin yolculuğunun ve semasının gayesi Kur’anın ve Peygamberimizin muradını en doğru şekilde anlayıp anlatmaktan başka bir şey değil.

Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün bu teşrifin anısına belediyelerin de desteğiyle geçen yıl başlattığı Sufi Sinema Günleri (Sûfisin) etkinliği, zamanın ruhunu kavramanın bir yolu olan sinemaya eğiliyor. Yönetmenliğini İhsan Kabil, Enver Gülşen ve Eda Sürmeli’nin yaptığı çalışmada, dört gün boyunca irfanî bir sinemanın imkanları, zorlukları, elimizdeki kültür ve hikaye birikiminin yoğunluğuyla birlikte değerlendirildi, dünyadaki mevcut çalışmalar masaya yatırıldı. Film gösterimleri, “sinema maneviyatında yeni dil arayışları” başlıklı oturumlar, yönetmenlerle atölye ve sohbet toplantıları, bu konularda daha işin başında olduğumuzu ve sabırla şevkle konuşmayı, çalışmayı, aramayı sürdürmemiz gerektiğini gösterdi. Dünya sinemasından titizlikle seçilen eserlerin yanında, kendi yönetmenlerimizin de kıymetli filmlerini izleyebilmek Türkiye’nin sinemadaki geleceği için umut verdi. Atalay Taşdiken’den Mommo, Cafer Özgül’den Sükût Evi, Bekir Bülbül’den Benim Küçük Sözlerim, 7 Vilayet Kısa Film Festivalinden filmler, Murat Pay’dan Miraciyye, Nuray Kayacan’dan Ardında Kalanlar. Sûfisin bu yıldan başlayarak bir kişiye senaryo destek ödülü de veriyor.

Enver Gülşen açılış konuşmasında sûfi sinema mümkün müdür sorusuna cevap ararken, tasavvuf edebiyatının büyüklerinden Eflaki’nin Mevlana’yı anlatırken söz ettiği bir olayı nakletti. Kimya hatun Mevlana’nın resmini yaptırmak üzere ünlü bir İtalyan ressamla anlaşır. Mevlana onu kırmak istemez ve ressamın karşısına geçer fakat sureti yakalamanın imkansızlığına dikkat çeken manidar bir cümleyle: “yap yapabilirsen.” Bu siyere yaslanan, manevi dünyaya eğilen sinema iddiasının ateşten gömlek olduğunun işaretidir. Fakat bu söz imkansızlığa çaresizliğe vurgu kadar, sonsuz seçeneklere, sürekli başka denemelere, ihtimallere, şevkle yeniden ele almalara da işaret etmekte bana göre. Her seferinde olgunlaşarak daha güzel yenilmelerin kemaline. Daha birçok Hz. Muhammed filmi çekilmesinin gerekliliği gibi.

Festivalin onur konuğu olan Mecid Mecidi’nin Söğüt Ağacı açılış filmi olarak çok manidardı. Gözleri görmeyen bir üniversite profesörünün Paris’te geçirdiği bir ameliyatla görmeye başlaması, yaşamındaki bütün insicamı kaybetmesine yol açar. Tam da görme gösterme ve sezdirme sanatı olan sinemanın konuşulduğu bir yerde, sinemayı neredeyse radikal biçimde tartışmaya açabilecek bir yanı var filmin. Cennetin Çocukları filmini salonu dolduran Konyalı sanatseverlerle birlikte kimbilir kaçıncı kez izlerken tek bir sahne bile iyi ki bu film çekilmiş dedirtti tekrar. Camideki bir etkinlik için bir çuval ham şekeri kırarak tanelemeye çalışan yoksul babanın, küçük kızı ona çay getirdiğinde şeker istemesi, kızın önünde şekerden bir tepe var sözü üzerine, o bizim değil caminin sen bizim kutumuzu getir demesi. Mecidi böyle ayrıntıları büyük zarafetle filmlerine yerleştirmeyi çok iyi biliyor. Hz. Ömer’in devletin işini yaparken kullandığı mumu kendi işi söz konusu olunca söndürüp kendi mumunu yakması misali.

Mecidi oturumunu yöneten Sadık Yalsızuçanlar peygamber filmi çekmenin motivasyonunu sordu. Danimarka’da karikatür olayları vuku bulunca çok üzülmüş ve öfkelenmek dışında ne yapabilirim diye düşünmeye başlamış. Sinema yönetmeni olduğu için yapabileceği en iyi şeyin, peygamberimizle ilgili çocukluğundan beri zihninde hayalinde biriken güzellikleri filme aktarmak olduğuna karar vermiş ve kolları sıvamış, yedi yıl çalışmış. Filminin dünyada gösteriminin Peygamber aleyhtarı dolar lobileri tarafından kasıtlı biçimde engellendiğini söyledi. Çünkü peygamberimiz rahmet merhamet incelik ve adaletle değil, sadece savaş kılıç kan ve gözyaşıyla anılsın bilinsin istiyor birileri.

Konya’da bir sürpriz bizi bekliyordu. İstanbul’da bir türlü yakalayıp dinleyemediğimiz Filistinli sanatçılardan oluşan Le Trio Joubran gurubunu ikibin kişilik dolu salonda Konyalı sanatseverlerle dinlemek nasip oldu. İngilizce başladıkları ara konuşmalara kendilerini evde hissederek Arapça devam etmeleri güzeldi. Bizi Filistinli ya da sadece müzisyen olduğumuz için değil, Filistinli müzisyenler olarak seviyorsunuz demekte haklılardı. Onlar mağdur ya da kahraman olmak değil, her insan gibi işgalden uzak, özgür normal bir hayat istiyorlar. Sinemanın nazara vermesi gereken öyle çok hikayemiz var ki. Bu festival için başta İl Kültür Müdürü Abdüssettar Yarar olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etmek isterim, etkinliğin gelenekselleşmesini de dileyerek.

(KARAR)

Etiketler:
Share
300 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Haccın imkânları

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bir hac daha sona erdi. Suudi Arabistan resmî makamlarının yaptığı açıklamaya göre, 2019 haccına iştirak edenlerin sayısı 2 milyon 489 bin 406. Hac vizesi dışında başka yollarla Mekke’ye giriş yapanların dâhil edilmediği bu rakamın yüzde 55,65’ini erkekler, yüzde 44,35’ini ise kadınlar oluşturdu. Bir milyon 855 bin 27 kişi yurtdışından gelirken, 634 bin 379 kişi de Suudi Arabistan sınırları içinden hacca katıldı. Hacıların yüzde 93’ü hava yoluyla, yüzde 5,2’si kara yoluyla, kalan kısmı da deniz yoluyla Hicaz’a ulaştı. Söz konusu rakamlar, Su...
  • Kuzey İslamının çıkış yolu: Doğal tarım

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Aslında bugün Hatay’da mezar taşlarını kırıp üzerine “Geleceğiz! Biz İslam devletiyiz” yazan tuhaflıkla ilgili de yazmak istiyordum ama sonra dedim ki kendi kendime: “Bu tuhaflığı ortadan kaldırmanın yegâne yolu olan Kuzey İslamı dediğimiz meseleyi övmeye başladığında da bu sefer Türklüğünü Müslümanlığı ile bir türlü eşitleyememiş, Türklüğünü Müslümanlığa bir türlü içkin hale getirememiş adamların el ovuşturmaları hoşuna gitmeyecek.” Fakat ne gam! Yine de diyeceğimi demiş olayım. Biz Türkler “kendimize mahsus bir din kültürü” oluşturmayı baş...
  • İtfaiye mi ateş mi…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Churchill, “Niye eleştiriyorsunuz” diye sorana “İtfaiye ve ateş arasında bîtaraf kalamam” dermiş. Biz ise değil tarafsız kalmak ateşi tutuyoruz neredeyse! … Toplumun her kesiminde hatta çağın insanında yaygın olan bu ‘kendinden emin olma’, ‘her şeyin ölçüsü olarak kendisini görme’ hali ruhumuza sirayet etmiş durumda. Öyle ki, ortak bir paydada buluşamayan ülke insanımız bu ruh halinde buluşmuş sanki. Ortak kodlarımız nihayet ortaya çıkmış.Bayram sohbetlerinde farklı farklı kesimlerde tespit ettiğim tek ortak nokta da bu ‘kendinden eminlik...
  • Arap Birliği’nin bir Arap politikası var mı?

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Türkiye ve ABD arasında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmasında mutabık kalınan barış koridorunun öncelikle Suriye halkı için güvenli bir alan oluşturması bekleniyor. Bu güvenli alan sayesinde Suriye halkını hem Esad’ın sivil-silahlı ayrımı yapmadan kendi halkına karşı uyguladığı katliamlara karşı bir koruma sağlayacak hem de terör gruplarının cirit atamayacağı ve yine Suriye halkını tehdit edemeyeceği bir bölge oluşturulmuş olacak. Mevcut durumda ABD desteğini alarak, ABD tarafından şımartılmış olan PYD bölgede hem Araplara yönelik etnik temi...