logo

14 Mayıs 2019

Sanatçının niyeti eserlerinden bilinir!


Leyla İpekçi
l.ipekci@gmail.com

Sanatçı şudur, sanatçı budur diyor siyasiler. Bakmayın bu siyasi haber diliyle sanatçı olanlara, olmayanlara. Sanatçı muhalif olmalıdır, güçle ilişkisi şöyle olmalıdır derken. Yine tarifler, tanımlar, sen ben davaları… Sanatçı nerededir dersiniz?

Kuşkusuz bu söylemlerin dışında, keşişler gibi bir dağın tepesinde veya tenhada değildir. İçindedir her şeyin. Ama haberlerin veya güncel medyatik dilin tanımlarına sığarak siyasi çekişmelerde yenilip yutulamaz. İnciyi derine dalanlar çıkarır, su birikintisinde çakma takısını inci diye pazarlayanlar bizi oyalayıp durur.

Çünkü kalbinizi gerçeğe açma hedefinden ziyade kendi vehimlerinize delil olarak dünyanın tüm güncel haber-analizlerini söylemlerinize taşısanız da, bu küresel faaliyetlere sığmaz sanatçı. Peki nedir bunun kriterleri?

***

Evrensel bir sanat eseri ki insanlığın gönlüne dokunmuştur, perdeleri kaldırır, engelleri aşar ve sonraya kalır. Kimi zaman öyle bir yorumlanır ki bir siyasi güce yaklaşır, kimi zaman bir diğerine. Bazen o devrin muhalif anlayışıyla özdeşleşir, bazen aynı muhalif anlayışın birbirine zıt özelliklerini bütünlemeye, birleştirmeye yarar.

Sanatçının niyetinde böyle bir hedef olmadığından konjonktüre göre eserleri herkesin malı olabilir, olmalıdır da!

İmdi dava adamlarıyla sanatın kalple ilişkisi koparılmak suretiyle ona bilmem kaçıncı defa bir kulp takılarak siyasete malzeme olarak sunulmasını seyrediyorum. Yutkunuyor, susuyorum. Halbuki siyasi ve güncel olayların haber boyutundan ibaret olmayan özellikleri var. Farklı ifadelerle dile gelmesi gereken boyutları var.

***

Sanat bunun için var işte. Kalp gibi insanın en mahremine dokunan o sırlı alanı kendi gerçeğine yaklaşarak paylaşmak için. Sanatçıdaki bunu ifade etme arzusu ve samimiyeti alemdeki her şey ile her şey arasındaki kesintisiz iletişimi ve içerden bağlantıyı hissettirecek sonsuz üsluba aşina eder bizi.

İnsana ait, kalbe dokundukça paylaşılan, bizi içimizden dönüştüren, bütün bu felaket haberlerin ardındaki celal ve cemali kuşatan gerçeği tabir etmemize yol açan sayısız ifade biçimi var dünyada. Güncel haber diline düşmeyen.

Bu sırlı alanda can bulan, bu özümüzdeki mayayla kelimelerini, boyalarını, notalarını yoğuran, ve en önemlisi kalpteki gerçekle hemhal olma dışında bir kaygısı olmayan kişiler var. Sanatçı diyoruz onlara. Lakin bunun anlatılması için ekranın altından akan şeritte haber haline getirilecek bir dil yok.

***

Sanat ve sanatçı için yapılan her türlü tanımın bizi kendi dünyamızın kısıtlı terimlerine hapsettiğini görüyorum. Sanatçı niyetli kişidir öncelikle.

Bir kişisel menfaat peşinde veya bir küresel endüstri şebekesine dahil olup sırtını dayayacağı ve aidiyet bulacağı topluluklar, cemaatler peşinde ikbal kurgulamak da bir hedeftir şüphesiz. Ama sanatçının niyeti üretmeye, gönle dokunmaya, ruhu yüceltmeye odaklıdır. İtibar, para, aidiyet, kimlik, mevki kazanmaya yönelik niyetlilere sanatçı denmiyor.

Sanatçı bu tip hedefleri olan kişiye denmez evet. Bunlarla gönlü hiç ilgilenmez çünkü. Gözü kulağı, eli, ayağı her şeyiyle gerçeğe yaklaşmaya, onu kalpte kendi üslubuyla açmaya adanmıştır. Her şeyden esinlenebilir. Gönlüne hitap eden basit bir şey onu dönüştürür ve içinden çıkan yepyeni bir ifadeyle onu yürekte imar eder, yaşantıda canlandırır, yeniden iç dünyamızı genişletecek manaların üretimine sokar.

***

Sanatçı güzeli icra eden, en mahremdeki gerçeğin mahalli olan kalbini kelimeleriyle, notalarıyla, sesiyle, nefesiyle açabilen ve halis niyeti insan gerçeğini nurlandırmak olan kişiye diyoruz. Kendi içinde alemleri bularak, nefsini alemlere açarak emanetini iade etmek için üreten kişiye diyoruz.

Kalp derken de sanal alemlere romantik bir ikon yollamaktan bahsetmiyorum, aşkın simyasında erimiş, kendine ait sandığı ne varsa verecek kadar adanmış, işine odaklanmış, dolayısıyla içine kainatlar sığdıran, aklı, nefsi, ruhu gönül olan! Yokluğun sırrıyla hemhal olmuş bir kalp!

Şurada daha çok alkış alayım, burada görünüp salonları doldurayım, orada çok satanlar listesinin tepesine yerleşeyim gibi niyetlerle sanatçı olunmaz. Çünkü bu hedefler gerçeği özünde / gönlünde bulmaya perde olur.

***

Bir siyasi haber sektörü olarak karşınızda sanatı tüketecek, sanatçıyı anlamından soyutlayacak taraftarlar arıyorsunuz. Davanıza delil olarak kullanamazsınız gerçek sanatçıyı. Güç ile olan ilişkisini siyasetin genel geçer kodlarına göre oluşturmakla yetinip onu günah keçisi yapamazsınız.

Muhalif veya yandaş gibi bir devrin manalı terimleriyle evrensel ifadeler üretilemez.

Düşünceler, akımlar, siyasi görüşler, yaşam tarzı eğilimleri, sosyolojik kimlikler, aidiyet algıları dinamiktir, dönüşür durur. Güncel siyasi haber diliyle tanımları sabitlemeye çalışırsanız, kendi iç dünyanızın ne kadar sığ olduğu ortaya çıkar.

Sanatın üslubu, edebi, adabı bu kaba ve yüzeysel dile sığmaz. Sanatçı güçle ilişkisinde müzmin muhalif bir aykırı tip ya da aleni bir sevgi pıtırcığı gibi her vesileyle bir piyasa adamı değil, öncelikle ‘sevilen’dir. Sevilen, sever.

Vücuda getirdiği eseri de, kendi icrasını da, onunla muhatap olanı da kendi özünden görür. Neden mi? Aşk ile yaptığı, başka türlüsünü bilmediği, buna mecbur ve mahkûm olduğu için. Bilmem anlatabiliyor muyum?

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
210 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Haccın imkânları

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Bir hac daha sona erdi. Suudi Arabistan resmî makamlarının yaptığı açıklamaya göre, 2019 haccına iştirak edenlerin sayısı 2 milyon 489 bin 406. Hac vizesi dışında başka yollarla Mekke’ye giriş yapanların dâhil edilmediği bu rakamın yüzde 55,65’ini erkekler, yüzde 44,35’ini ise kadınlar oluşturdu. Bir milyon 855 bin 27 kişi yurtdışından gelirken, 634 bin 379 kişi de Suudi Arabistan sınırları içinden hacca katıldı. Hacıların yüzde 93’ü hava yoluyla, yüzde 5,2’si kara yoluyla, kalan kısmı da deniz yoluyla Hicaz’a ulaştı. Söz konusu rakamlar, Su...
  • Kuzey İslamının çıkış yolu: Doğal tarım

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Aslında bugün Hatay’da mezar taşlarını kırıp üzerine “Geleceğiz! Biz İslam devletiyiz” yazan tuhaflıkla ilgili de yazmak istiyordum ama sonra dedim ki kendi kendime: “Bu tuhaflığı ortadan kaldırmanın yegâne yolu olan Kuzey İslamı dediğimiz meseleyi övmeye başladığında da bu sefer Türklüğünü Müslümanlığı ile bir türlü eşitleyememiş, Türklüğünü Müslümanlığa bir türlü içkin hale getirememiş adamların el ovuşturmaları hoşuna gitmeyecek.” Fakat ne gam! Yine de diyeceğimi demiş olayım. Biz Türkler “kendimize mahsus bir din kültürü” oluşturmayı baş...
  • İtfaiye mi ateş mi…

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Churchill, “Niye eleştiriyorsunuz” diye sorana “İtfaiye ve ateş arasında bîtaraf kalamam” dermiş. Biz ise değil tarafsız kalmak ateşi tutuyoruz neredeyse! … Toplumun her kesiminde hatta çağın insanında yaygın olan bu ‘kendinden emin olma’, ‘her şeyin ölçüsü olarak kendisini görme’ hali ruhumuza sirayet etmiş durumda. Öyle ki, ortak bir paydada buluşamayan ülke insanımız bu ruh halinde buluşmuş sanki. Ortak kodlarımız nihayet ortaya çıkmış.Bayram sohbetlerinde farklı farklı kesimlerde tespit ettiğim tek ortak nokta da bu ‘kendinden eminlik...
  • Arap Birliği’nin bir Arap politikası var mı?

    17 Ağustos 2019 YAZARLAR

    Türkiye ve ABD arasında Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmasında mutabık kalınan barış koridorunun öncelikle Suriye halkı için güvenli bir alan oluşturması bekleniyor. Bu güvenli alan sayesinde Suriye halkını hem Esad’ın sivil-silahlı ayrımı yapmadan kendi halkına karşı uyguladığı katliamlara karşı bir koruma sağlayacak hem de terör gruplarının cirit atamayacağı ve yine Suriye halkını tehdit edemeyeceği bir bölge oluşturulmuş olacak. Mevcut durumda ABD desteğini alarak, ABD tarafından şımartılmış olan PYD bölgede hem Araplara yönelik etnik temi...