logo

30 Mart 2019

Safları sıklaştıralım


Yasin Aktay
y.aktay@gmail.com

Yeni bir seçim arefesindeyiz. Mahalli idarecilerin seçileceği bir seçim, ama etkisi ve yankıları kuşkusuz mahalli düzeyde kalmayacak bir seçim olacak.

Türkiye sıradan bir ülke olmadığı için, Türkiye’de cereyan eden hiçbir olay sıradan değiş ve mahalli sınırlarda olup bitmiyor. O yüzden bu mahalli seçimlerin de etkileri de yankıları da önemi de mahalli bir düzeyde olmanın çok ötesinde bir anlama sahip.
Cumhurbaşkanımızın her zaman dediği gibi Türkiye’nin gönül coğrafyası, şu anda Türkiye’nin fiilen yönetmekte olduğu coğrafyanın çok ötesinde. Yarın yapacağımız seçimleri o yüzden oy kullanacak olan Türklerden çok daha büyük bir dikkat ve heyecan ile takip edecekleri tahayyül bile edemezsiniz. Bu heyecanı duyacak olan insanların bir kısmı elbette Erdoğan’ın yönetimindeki AK Parti’nin mağlubiyet haberlerini duymak isteyeceklerdir.

Bunu duymak için bir kısmı sadece işi pasif bir izleyici düzeyinde bırakmamışlardır bile. Erdoğan’ın yenilmesi için kendilerine göre bütün kozlarını sahaya sürmüş, bütün fırıldaklarını çevirmişlerdir. Sadece bu seçimlerde değil, geçmişteki bütün seçimlerde bunu yapmaya çalıştılar. Son zamanlarda yaşadığımız döviz kuru dalgalanmaları olsun, sebze-meyve fiyatları gibi alakasız görünen olaylarda nasıl bir el olduğunu anlamak için artık çok komplo bilmek de gerekmiyor.

Başka bazıları ise tabii ki Türkiye ile özdeşleştirdikleri, Türkiye’ye bağlamış oldukları umutlarını tazelemek, daha da coşturmak isteyeceklerdir.

7 Haziran 2015 seçim sonuçlarının Tel Aviv’de, Washington’daki bazı mahfillerde Vatikan’da nasıl bir coşkuyla karşılandığını hiç unutamıyorum. Erdoğan’ın ve AK Parti’nin çöküşünün başlamış olduğu gibi algılanan sonuçlar oralarda nasıl bir coşkuyla, sevinçle karşılanmıştı? Bütün nefretlerini bütün açıklığıyla dışa vurmuşlardı.

Oysa o seçimlerde bile AK Parti neticede oyları biraz düşmüş olsa bile hala ülkenin birinci partisiydi ve onsuz bir hükümet formülü de mümkün görünmüyordu. O yaratılan hava Gazze’de, Mekke, Medine, Kahire ve Halep sokaklarında ise tam bir matem etkisi yapmıştı. Sonrasında yenilenen seçimlerde aynı merkezlerde tam tersi yansımalar olmuştu. Gazze ve Mekke-Medine sokakları bayram sevinci yaşamıştı.

Türkiye’nin seçimleri sadece Türkiye halkının seçimleri değildir o yüzden. Dünya mazlumlarının da moraline, fiili hallerine doğrudan etkisi olan seçimlerdir.

Seçimler bir tercihtir elbet. Tercihler aday belirleme süreçleriyle başlar. Bu aşama insanların bütün memnuniyet veya hoşnutsuzluklarının belirlendiği bir aşama. Bu seçimlerde de her zamanki gibi, belki her zamankinden biraz fazla bu konuda hoşnutsuzluklar olabilir. Ancak tercihlerle ilgili hoşnutsuzlukları tamamen gidermenin bir yolu yok. Bu işin tabiatıdır. Bunun üzerine tercihi topyekun belirleyen başka bir tercih inşa etmek, siyasetin şimdiye kadar kazanmış olduğu seviyeyi hayal kırıcı derecede düşürmekten başka bir sonuç doğurmaz.

Bu aşamada hepimiz için, ülke için, İslam dünyası için, mazlum ve mağdurlar için daha iyi olanı düşünmek zor değil aslında.

Buna takılanlar bir an için sadece diğer ittifakın tercihlerini düşündüklerinde kimin nasıl bir imtihanla müptela olduğunu daha net bir biçimde görmüş olurlar.

Özellikle Kürtleri, AK Partiye karşı MHP ile ittifak dolayısıyla suçlayıp tercihlerini HDP lehine ikna etmeye çalışanların nasıl bir oyun içinde olduklarını görmek gerekiyor. MHP hiç uzlaşılmayacak faşist bir parti idiyse ve varlığı AK Parti’ye oy vermeyi engelliyorsa, neden 7 Haziran seçimleri sonrası HDP yeter ki AK Parti’ye karşı olsun, gerekirse MHP ile dahi koalisyon kurmaya hazırdı. O seçim sürecinde böyle bir ihtimal görüldüğü için bir anda HDP MHP ile ilgili bütün söylemlerini ve tavırlarını değiştirmemiş miydi? Ya bugün HDP AK Parti’ye karşı ittifak adına yine MHP ile aynı ideolojik söyleme ve tabana sahip İYİ Parti, Kemalizm’in kurumsal partisi CHP ile aynı safta değil mi? Kim kimi kandırıyor.

Bu oyunu görüp araya kimin sızdığını, hangi argümanların ve hangi oyuncuların sızdığını görmekten başka çare yok bugün.

Gün safları sıkıştırmanın ve araya sızmaları önlemenin günüdür.

Bırakınız başkalarının bize yapacaklarını, kulaklarımıza fısıldayacaklarını, yolumuzdan döndürmek için kuracağı argümanları, bizi ikna için ortaya koyacağı bütün fırıldakları. Bu süreçte en büyük rakibimiz bizim kendi benliğimiz, kendi nefsimiz.

O yüzden sürekli dua ediyoruz: “Nefsimizin Nefsimizin, benliğimizin şerrinden, bizzat kendi eylemlerimizin kötülüğünden yüce rabbimize sığınalım ve bismillah diyelim.”

Allah bu milleti, dünya mazlumlarının, mağdurlarının umudu olma yolunda zaafa düşürmesin. Türkiye’nin bu yolda ve bu güçte olmadığı bir dünyayı düşünün, söyleyeceğiniz tek şey: Allah muhafaza.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler: » » » »
Share
223 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Adalet tek boyutlu değildir

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adalet deyince bizde kısaca her hak sahibine hakkını eksiksiz verme anlaşılır demiştik. Bizdeki kullanılışı hem adaleti hem de kıst’ı anlatır. Çünkü adalet, hukuku herkese eşit uygulama, kıst ise herkese hakkı olanı vermedir. Paylar her zaman eşit olmayabilir. Bu sebeple mesela miras eşit taksim edilmez ama ‘kıst’ anlamında adildir. Adalet üzerine konuşanlar onun farklı açılardan çeşitlerinden söz ederler: Yönetimde adalet, yargıda adalet, siyasi adalet, misliyle mukabelede adalet, sosyal adalet ve ailede adalet gibi. Bunların her birinin açıl...
  • “Adam evli çoluklu çocuklu”

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Tefrika roman: Bölüm 10 Olayları hatırlıyorsunuz. Balık beyinli değilsiniz ya! Babaannemin salonunda babaannemin ninesine ait olmadığın bildiğim, ama onun öyle olduğunu iddia ettiği devasa çerçeveleri duvara raptediyoruz. Biz dediğime bakmayın hayatımda ilk defa gördüğüm kot gömlekli genç bir adam elinde matkap bekliyor. (Hatırlamıyorsanız geçen Cuma’ya şöyle bir göz atmanızı tavsiye edeceğim.) Girişteki duvar ile devasa çerçeve birbiriyle buluşturulunca kot gömlekliyi matkabıyla birlikte girişte bıraktık . Biz babaannemle salona geçtik. ...
  • Katılım bankalarında büyük değişim

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Dün sözünü ettiğim Tebliğ’de benim bildiğim ilk defa resmi olarak bu bankaların “faizsiz bankalar” olduğu şöyle kaydedilmiştir: Faizsiz bankacılık danışma komitesi MADDE 4 – (1) Bankalar, faaliyetlerinin faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla bünyesinde bir danışma komitesi tesis etmekle yükümlüdür. Danışma komitesi yönetim kuruluna bağlı olarak faaliyet gösterir. Bu madde yıllardır devam eden bir özlemi sona erdirmiştir. Evet bu bankaların bütün işleri “faizsiz bankacılık ilke ve standartlarına” uygun ...
  • Oktar davası nereye gidiyor?

    20 Eylül 2019 YAZARLAR

    Adnan Oktar hakkında açılan davanın duruşmaları başladı.. İfadeler alınmaya devam ediliyor. Örgüt içinde yer alıp, daha sonra itirafçı olanların beyanlarına henüz başlanmadı.. Oktar, örgütün ikinci adamı Tarkan Yavaş ifadelerini verdiler. Örgütün içindeki üçüncü, dördüncü isimlerin ifadeleri ile duruşmalar devam ediyor.. Ama bakıyorum, toplumu en fazla rahatsız eden konular hakkında ne ciddi bir soru var.. Ne de sanıklardan bir açıklama.. Gizli saklı şu suçu işlemişler.. Gizli saklı bu suçu işlemişler.. Bunlar iddia e...