logo

Refahyol’un RP’li bakanları niye susar?


Ali İhsan Karahasanoğlu
a.karahasanoglu@gmail.com

28 Şubat darbesi ile hükümetten indirilen bakanlar, niçin susarlar?

Doğru Yol Partili bakanları es geçelim..

Ama..

Milletin emanet ettiği oylar sayesinde, bakanlık koltuğuna oturan Refah Partili milletvekilleri, niye sessiz kalırlar?

O darbe girişimi sırasında yaşadıklarını anlatmazlar..

Anlatanlar da, kısa kısa, genel anlatımlarla yetinirler..

Bakın, Refahyol hükümetinde Milli Görüş çizgisindeki bakanlar kimler imiş?

Başbakan Necmettin Erbakan.

Devlet Bakanı ve Hükûmet Sözcüsü Abdullah Gül.

Devlet Bakanı Fehim ADAK.

Devlet Bakanı Prof. Dr. Sabri TEKİR.

Devlet Bakanı Mehmet ALTINSOY.

Devlet Bakanı Lütfü ESENGÜN.

Devlet Bakanı Ahmet Cemil TUNÇ.

Devlet Bakanı Gürcan DAĞDAŞ.

Devlet Bakanı Teoman Rıza GÜNERİ.

Devlet Bakanı Prof. Dr. Sacit GÜNBEY.

Devlet Bakanı Ahmet DEMİRCAN.

Adalet Bakanı Şevket KAZAN.

Maliye Bakanı Abdüllatif ŞENER

Bayındırlık ve İskân Bakanı Cevat AYHAN.

Tarım ve Köy İşleri Bakanı Musa DEMİRCİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Necati ÇELİK.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai KUTAN

Kültür Bakanı İsmail KAHRAMAN.

Çevre Bakanı Ziyaettin TOKAR

Başta Başbakan Necmeddin Erbakan olmak üzere, bu isimlerin bir kısmı vefat etti..

28 Şubat sürecinde yaşadıkları, artık sır oldu..

Yeni nesillere, 28 Şubat sürecinde neler olduğunu anlatma imkanları kalmadı.

Bu bakanların diğer bir kısmı, AK Parti’de görev yaptılar..

Hatta birçoğu, tekrar bakanlık koltuğuna oturdu..

Bir kısmı ise, ya Saadet Partisi çatısı altında siyasete devam ediyor.. Ya da, siyasetten el etek çekmişler.. Veya yeni parti kurma girişimine soyunmuşlar..

Hayatta olanlara yeniden çağrı yapalım..

İster AK Parti’de görev yapıyor olsunlar..

İster Saadet Partisi’nde..

İsterse siyasetten çekilmiş olsunlar..

Bildiklerini anlatmaları gerekmez mi?

O bildikleri, sadece kendilerinin yaşadıkları haksızlıklar değil, aynı zamanda ümmetin yaşadığı haksızlıklar değil mi?

“Mağdur olan benim.. Size ne?” deme hakları var mı?

O bakanların yaşadıkları baskılar sebebi ile, onbinlerce üniversiteli kız, kazandıkları fakültelerde okuyamadılar..

Sonraki senelerde, çocuklarını İmam Hatip’e yollayarak, onların hem dinini öğrenmesi, hem de istedikleri alanda meslek sahibi olmasını isteyen anne-babalar, bu arzularını gerçekleştiremediler..

Çünkü katsayı denilen zalimlik icat edildi..

Çocuklarımız, ya dinlerini tam öğrenmeden, doktor, mühendis, hukukçu olarak meslek hayatına atıldılar..

Ya da İmam Hatip’e yolladı isek, dinlerini öğrendiler, ama puanları çalındığı için doktor olamadılar, mühendis olamadılar, hukukçu olamadılar.

Tabii ki bunun sorumlusu, Refah Partili bakanlar değil..

Ama millet görevini yapmış..

Oyunu vermiş..

Hükümeti kurmuşsunuz..

Diğer milletvekilleri yerine, sizler tercih edilmiş, bakanlık koltuklarına oturmuş, icracı olmuşsunuz..

İcra görevini ifa ederken, ülkeyi yönetirken yaşadıklarınızı aktarmanız, karşılaştığınız engelleri anlatmanız, yapamadıklarınızın sebeplerini izah etmeniz gerekmez mi?

“28 Şubat’ta darbe mağduru olduğumuz için, kimse nasıl olsa bizi suçlamıyor.. Biz de kimseyi suçlamayalım. Bu arada, suçlu darbeciler de, ‘biz bir şey yapmadık ki!’ diyerek kendilerini kurtarsınlar.. Ne şiş yansın, ne kebap” diye mi düşünüyorlar?

Evet, 28 Şubat geride kaldı..

Şu generalin cezaevine girmesi ile.. Şu kuvvet komutanının mahkum olması ile..

Yaşanan mağduriyetler ortadan kalkmış olmayacak..

Ama en azından..

Tarihe ışık tutmak için..

Zalimler ile mazlumların ayırdedilmesi için..

Her bakan, kendi başından geçenleri, haydi mahkemeye gelip anlatmadılar..

Bir kitap yazarak..

Bir videoya çekim yaparak..

Bir gazeteye, veya televizyona konuşarak..

Gerçekleri kayıt altına almamız gerekmiyor mu?

“Canım, benim anlattığım ile mi, 28 Şubat’ın darbe olup olmadığına hükmedilecek” diyenlere hatırlatalım..

28 Şubat’ın darbe olmadığını iddia edenler..

Gazete sayfalarında boy gösterdikleri yetmiyormuş gibi..

Televizyon televizyon dolaşıp..

Arada bir sopa da göstererek..

Erbakan Hoca’ya hakaret de ederek..

“Ne darbesi canım.. Darbe böyle kansız olur mu” diyecek kadar vicdansızlaşabiliyorlar..

Döktürdükleri gözyaşları yetmemiş..

Kazanılan diplomaları iptal ettikleri yetmemiş..

Psikolojik travmaya düşürdükleri gencecik çocukların yaşadıkları yetmemiş..

Bir de “kan akıtmaları” gerekirken, akıtmamışlar.. Dolayısı ile, 28 Şubat’a darbe denilemezmiş!

28 Şubat’ta, Başbakan’ı değiştirdiniz mi?

Değiştirdiniz..

İktidardaki partiyi kapattırdınız mı?

Kapattırdınız..

Temel hak ve özgürlükleri, özellikle de eğitim hakkını kısıtladınız mı?

Kısıtladınız..

Eeee?

Bir de Sisi’nin yaptığını mı yapacaktınız?

Sokaklarda insanların üzerine ateş açıp, toplu katliamlar mı yapacaktınız?

Onu da mı, yapmayı düşündünüz?

Tam bu noktada..

Sormadan edemiyorum..

Küçücük bir fırsat yakalasaydılar..

Örneğin İmam Hatiplerin orta kısmı kapatılmasına yönelik kanun çıkartılırken..

Örneğin, başörtü yasağı, İmam Hatip liselerine bile yayılırken..

Refah Partisi, hukuksuz bir şekilde kapatılır iken..

Sokakta küçücük bir lokal eylem gerçekleşmiş olsa idi..

Darbeci Sisi’nin Mısır’da yaptığını, 28 Şubat darbecilerinin de Türkiye sokaklarında yapacaklarından benim hiçbir zaman kuşkum olmamıştır.

“Gerekirse silah bile kullanırız” manşetlerinin arka planında yatan da, zaten budur..

O halde?

Gerçekleri bilenler, niçin susar?

Halkın namus bildiği oyu alıp, bakanlık koltuğuna oturanlar, niçin anlatmazlar?

28 Şubat darbecilerini, sokağa çıkamaz hale getirecek gerçekleri niçin yazmazlar?

Niçin?

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
489 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...