logo

Özgürlük mümkün mü?


Yıldız Ramazanoğlu
y.ramazanoglu@gmail.com

İçinde bulunduğumuz koşullar belirsizlikler içinde sürüklenmemize yol açmasın. Yapay zekanın, Yeni İnsan’ın, insanlığın geleceğinin konuşulduğu bir ortamda çatışmaların son bulması için düşünmeye daha çok zaman ayırmak elzem. Kendilerini toplumsal kutuplaşmaların cazibesinden (!) uzak tutmaya çalışarak kavramlar üzerine okuyan kafa yoran gençler hiç de az değil. Hukukçular Kulübünde bir araya gelen üniversite öğrencileri yabancılaşma, laiklik, hikmet, teknoloji ve bağımlılık, vatandaşlık gibi konularda atölyeler yaptılar. Fikir Kurulunun Devr-i Efkar projesi kapsamında bir kavram üzerine konuşma önerdiklerinde “özgürlük”ü seçerken biraz da kendim için yaptım bunu. Düşüncenin ana zemini olarak sabır ve incelikle bir ömür üzerine konuşulmayı hak ediyor çünkü.

Özgürlük başkasının esaret ya da istibdadı altında bulunmamak, kendinin sahibi ve efendisi olarak yaşamak mıdır sadece. İslami ıstılahtaki “tevekkül ve teslimiyet” de kavrama dahil midir? Varlığın mertebelerindeki yerimize, ezeli ve ebedi değil sonlu sınırlı hatta bağımlı oluşumuza bakarak özgürlüğün mümkün olmadığına hükmedebilir miyiz? Hürriyet bazıları için canı ne isterse yapabileceği serazat bir serbestlik, kadim manada ise insanın kendi iradesine sahip olması esir ya da köle olmaması.

Mustafa Çağrıcı hocamızın İslam Ansiklopedisi için yazdığı Hürriyet maddesine göre klasik sözlüklerde kelime hem “soylu olmak” anlamında hem de “âzat edilmek, bağımsızlığına kavuşmak” mânasındaki harâr (harâre) masdarından isim olarak gösterilir. Hür (hürr) kelimesinin ise “köle olmayan, şerefli, soylu; her şeyin en iyisi” gibi anlamlarına işaret edilir. Fârâbî kibirlenme ve alçalma şeklindeki iki aşırılığın ortasında yer alan erdemi ifade eden bir ahlâk terimi olarak göstermiş. Buna göre ahlâkî açıdan hürriyet insanın, eylemlerinin kendisine sağlayacağı peşin hazlara kapılmadan iyi ile kötü arasında fark gözeterek iyi olanı seçip yapma yeteneği. İbni Sina “nefsin, değeri yüksek ve faydası büyük olan işler hususunda yapılması gerekli harcamalardan hoşlanması” şeklinde tanımlıyor. Bir tür gönül zenginliği ve cömertlikle onur kazanmayı hatırlatan tanım ve açıklamalar. Nefsin özgürleşmesi noktasında, hürriyet insanın hayra hizmet etmesi, kendini buna adamasıdır; insanın hürriyetinin ölçüsü hayra hizmetidir; çünkü hayra yönelmeyen insan hür değildir, diyor Fârâbî.

Modern zamanların özgürlük anlayışına bir giriş olarak İngiliz düşünür John Stuart Mill’in Özgürlük Üzerine (On Liberty-1859) kitabının küçük bir değerlendirmesini yapmaya çalıştık. “Bırakın insanlar kendi hayatlarına diledikleri gibi yön versinler, elbette eylemleriyle başka insanlara zarar vermemek şartıyla” yaklaşımı bugünkü özgürlük anlayışının temel cümlesi. Fakat Mill’in “gücendiricilik” kavramı ile mesele daha ince bir ayrıntıya doğru ilerler. Buna göre eğer yaptıkları şeyi gücendirici buluyorsanız bu onların yaşamına müdahale etmek için geçerli bir sebep değildir. Günümüzde bir kişinin kamu alanında nü dolaşması haklı olarak gücendiricilikten fazlası olup yasaklanırken, ışığımızı rüzgarımızı kapatan binaların birden evimizin önünü kaplaması neden zarar verici değil de sadece gücenmekle yetinmeliyiz. Düşünce özgürlüğü ise hava ve su kadar gerekli. Çünkü görüşlerinizi karşı görüşlere sahip insanların meydan okumasına açmazsanız diyor Mill, onları ölü dogmalar, önyargılar olarak kabul etmek durumunda kalırsınız. Burada da ifade özgürlüğünün şiddeti teşvik edecek noktaya gelmemesi şartı var. Peki gücenme, zarar verme, şiddeti teşvik etme noktaları nasıl belirlenecek. Bağımsızlık özgürlük serbestlik kavramlarının etimolojileriyle birlikte ele alınması bizi hürriyet ihtiyacının ve mücadelesinin kökenine götürecektir. Bireyler özgürlüklerinden habersiz de olabilir, hatta vazgeçebilir fakat potansiyel olarak bu hak ve duygu içte saklı ve mevcut. Bedeni üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma hakkına sahip birey, intihara kalkıştığında onu neden durdurmaya çalışıyoruz başka ilkeler devreye giriyor demek ki. Ötenazi ve kürtaj bizi gücendiriyor mu?

Özgürlük bütün çalkantıların, çatışmaların, kutuplaşmaların tam ortasındaki kavram. Başkalarını mutluluklarından yoksun bırakmaya veya onların mutlu olma çabalarına engel olmaya kalkışmadığımız sürece, kendi iyiliğimizi kendi bildiğimiz yolda arayabilmemiz çok kıymetli.

Kısa bir konuşmada, gazete yazısında bir takım sonuçlara varmak mümkün değil elbette. Hürriyet yalnızlığın hüzünlü zemini mi, insanın kaçıp kurtulmak istediği ağır bir yük olduğu zamanlar var mıdır, mutlak hürriyet mümkün mü, hürriyetten kaçıp kurtulmak olası mı? Namık Kemal’lerin hürriyet aşkı ve dünyada başkalarına özgürlük götürmek adına dökülen kanlar. Yüzlerce başlık. Fakat bir ucundan başlayıp üzerine beyin fırtınası yapmalı gençler.

(KARAR)

Etiketler:
Share
291 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Soğuk bir kış sabahı kirpiler

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbiri...
  • Ne güzel bürokrat ne güzel müftü!

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Yapıcı ve yerinde tenkitler baş göz üstüne de hep kara tablolar çizmek, hep kötüyü görüp genellemek, hep insanları ümitsizliğe boğmak dost işi değildir. En büyük mürşidlerin mürid ve talebeleri arsından bile çürükler ve hainler çıkmıştır. Saadet asrından bu yana bunca zaman geçtikten ve bozucu amiller bunca iş gördükten sonra “fazilet toplumundan” söz etmek zor olsa gerektir. Beklentimiz “halvet der encümen” fehvasınca kötüden asgari, iyiden azami etkilenmiş ve bu mânâda güzel insanımızın sayısını çoğaltmak ve toplumun yönetimini o ellere bı...
  • Baro’daki kafa, bu kafa!

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    S-400 tartışması nedir? F-35 uçakları ile ilgili anlaşmazlık nedir? Her ikisi de, hukuki ihtilaflar değil midir? Bir tarafında Türkiye olan. Diğer tarafında ABD olan.. Hatta diğer tarafta NATO’nun da olduğunu söyleyebileceğimiz bir hukuki ihtilaf değil midir? Bu iki hukuki ihtilafa, Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmalarını da ekleyebiliriz.. Orda da birinci muhatabımız, Kıbrıs Rum Kesimi’nden ziyade, Avrupa Birliği olmalı ki.. İlk günden kafayı çıkarıp, aynen ABD’nin yaptığı gibi, eşkıyalığa soyunup, Türkiye’ye yönelik te...
  • Sudan’da imzalanan anlaşma

    18 Temmuz 2019 YAZARLAR

    Sudan’da Askeri Geçiş Konseyi ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri arasında geçiş süreci konusunda kabul edilen siyasi belgenin imzalanması işlemi bazı ayrıntılar üzerindeki ihtilaftan dolayı ertelenmişti. Son olarak Salı akşamı uzun süren bir müzakerenin ardından 17 Temmuz Çarşamba sabahı imzalandı. Anlaşmayla ilgili ikinci metnin de yarın yani Cuma günü öğleden sonra imzalanacağı ifade edildi. Üzerinde en çok ihtilaf olan konulardan biri Askeri Geşiç Konseyi’ndeki generallere yasal dokunulmazlık verilmesi talebiydi. Generallerin, onl...