logo

09 Ağustos 2019

‘Özgür iradeyi fesada uğratma’ suçu


Akif Beki
a.beki@gmail.com

İsmail Saymaz’ın yeni kitabı Şehvetiye Tarikatı’nı okuyorum. Her biri dava konusu olmuş dört sahte şeyh vakasıyla bir cinci hoca, bir de hokkabaz kerametçinin üçkağıtçılık ve cinsel istismar hikayelerini toplu sunuyor.

Hepsi dudak uçuklatacak cinsten. Fakat biri var ki kıyas kabul etmez, dehşet hayretengiz… Hani şu ‘badeciyan’ ya da ‘badeciler’ diye alaycı isimlendirmelere konu olan güruhun sapkınlıkları…

Saymaz, mahkeme kayıtlarıyla çarpık ilişkiler ağının boyutlarını sergilerken bir ayrıntıya dikkat çekiyor: Karar sürecinde savcı, hakim ve Yargıtay arasında yaşanan ‘özgür irade’ tartışması…

Savcı, sapık şarlatan Korkmaz’ın “telkin, ikna ve hipnoz yöntemleriyle mağdurların iradesini yok ettiği için, hukuken geçerli bir rıza olmadığına ve sanığın cinsel saldırı suçunu işlediğine” hükmedilmesini istiyor.

Mahkeme ise rızalarıyla, sevap kazanmak için ‘şeyh’leriyle ilişkiye girdiklerini söyleyen müritlerin beyanına dayanarak cinsel saldırıdan ceza vermiyor.

İşte bu noktada yepyeni bir içtihatla karşılaşıyoruz. Mağdur mağduriyetini kabul etmezken cezaya yer var mı, yok mu?

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, bu açmaza farklı bir yorum getirerek kararı bozuyor. “Sanığın dini duyguları istismar ederek mağdurların iradesini fesada uğratıp hileyle elde ettiği için karşılıklı rıza açıklamalarına itibar edilemeyeceği” sonucuna varıyor. Ve müritlerinin ifsat edilmiş rızaları üzerinden gerçekleştirdiği tüm cinsel eylemlerden ayrı ayrı cezalandırılmasını istiyor.

Bursa’daki mahkeme de uyuyor Yargıtay görüşüne. Erkek müritlerin, kendileri dışında eşleri, kardeşleri ve nişanlılarını da şarlatanın ‘sır odası’na teslim etmesini, fesada uğratıldıklarının kanıtı sayıyor. “Mağdurların Korunmaz’a bağlılıkları ile sanığın kişiler üzerindeki hakimiyeti, bilgisizliklerinden yararlanarak din ile inandırıp aldatması, oluşturduğu inançla iradelerini ortadan kaldırması göz önüne alındığında gerçek bir iradenin ve hukuken geçerli bir rızanın mevcut olmadığı” yönünde değiştiriyor kararını.

Mahkeme Başkanı, bu yorumu benimsemiyor gerçi. Toplumdaki orta zekalı hiç kimseyi kandırarak bu sapkınlıklara razı edemeyeceğinizden hareketle iradeyi köreltme ve zorla cinsel saldırı suçundan cezalandırmaya şerh koyuyor.

Sonuçta, üç-beş yılla yırtamıyor sapık şarlatan, 182 yıla mahkum ediliyor. Ne ki dışardaki müritlerinin hala bu sahtekara bağlılıklarını koruduğunu öğreniyoruz kitaptan. Ağızları açık bırakan da bu.

Din bezirganlığı, inanç sömürüsü, hurafe tacirliği bu kitaptaki hokkabazlık örneklerini açıklamakta yetersiz kalır kalmasına da…

Yahu, din ile basiretlerini bağladığı müritlerini aile boyu iğfal eden bu kara cehalet dolandırıcısı karşısında ceza hukukumuz bile acze düşmüş, içinden çıkmakta nasıl zorlandığına baksanıza!

‘Alanın da satanın da razı olması’ndan yararlanıp birkaç yılla sıyrılıyormuş neredeyse düzenbaz…

Yetişkin müritlerinin ‘özgür irademizle yaptık, biz şikayet etmezken size ne oluyor, devlet ne karışır’ yollu savunmaları, kurtarıyormuş az daha herifçioğlunu…

Neyse ki şavalaklığın bu raddesine geçit vermeyen bir Yargıtay içtihadı, imdada yetişiyor.

Bilinç kaydırma, göz boyama ve kandırmacalarla ‘iradeyi fesada uğratmak’ suç kapsamına girince, rıza ve özgür irade sığınağı da yıkılmış oldu.

Realiteden kopardıkları kitleleri alternatif gerçeklik dünyalarına sürükleyerek zarara uğratan popülist şarlatanlara da uzanır mı, belki!

(KARAR)

Etiketler:
Share
385 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...