logo

15 Mayıs 2019

Okuma Aşkı!


Mustafa Tezcan
mtezcan@finalegitim.com.tr

“Beş yıl sonra ne olacağınızı şu andaki okuduklarınız ve beraber olduklarınız belirler.”

Bu sözü 2000 yılında ajandamın kapağına yazmıştım. Her ajandayı açışımda kapakta bu sözü görürüm ve okuma aşkım artar. Böylelikle bu yazımızın konusunu da belirtmiş olduk.

Okuma, öğrenme yollarından bir tanesi olan zihinsel bir faaliyettir. Kazanıldığı taktirde insana inanılmaz faydası olan bir alışkanlıktır. Özellikle alışkanlık kısmı üzerinde durmak istiyorum. Bu alışkanlık küçük yaşlarda ve eğitim atmosferi içerisinde kazanıldığı taktirde hayatta çok mesafe kat etmek mümkün.

Düşünün bir kere sizden yüzyıllar önce yaşamış birisi ile oturup sohbet ediyorsunuz ve onunla dertleşip hem hal olabiliyorsunuz. Daha önce tecrübe edilmiş bir şeyi çok ucuza ve zahmetsiz öğrenebiliyorsunuz. Herkesin her şeyi yaşayarak öğrenmesi büyük bir zaman kaybı değil mi?

Biz ortaokul ve lisedeyken Türkçe ve edebiyat derslerinde ödev olarak roman ve hikaye okutulur ve bu kitapların özeti istenirdi. O dönemde kitap okumayışımın sebebi bu muydu acaba? Hiç ilgi alanım olmayan ve hoşlanmadığım bir kitabı okumak zorunda kalıyordum. Üniversite yıllarında gerçek manada kitaplarla ve okuma zevki ile tanıştım. Sanırım bunda, kitapçılara, sahaflara gidip kendi kitabımı seçmemin de etkisi büyük.

Hatta üniversitede hazırlık okurken Sultan Ahmet Camii’nin avlusunda 11.kitap fuarı vardı ve orası çok hoşuma gitmişti. Ayrıca üniversitenin bahçesinde düzenlenen mini kitap fuarları çok ilgimi çekerdi. Bazen sırf kapakları ilginç olduğu için aldığım kitaplar bile oldu ve aslında çok da ilgi alanım olmayan kitapları da okumuş oldum.

Sonra anladım ki insan önce severek okuyacak, sonra da okumayı sevecek. Özellikle anne babalardan ricam şu çocuklar önce sizin istediklerinizi değil, kendi istediklerini okusunlar sonra nasıl olsa sizin istediklerinizi okurlar.

Size beni şaşırtan bir durumdan da bahsetmek isterim. Yine üniversite okumaya başladığım dönemlerde bir gün cami de hoca vaaz verirken (Ramazan ayı idi sanırım) Peygamberimize gelen ilk vahyin “Oku!” olduğunu öğrenmem beni şoke etmişti.

Belki daha önce defalarca duymuşumdur ama orada bende bir farkındalık oluşmuştu. Bu bir tesadüf olamazdı ve bunun bir sebebi hikmeti olmalıydı. Yaratıcı bizi bizden daha iyi tanıyordu ve “Oku!” diyordu. Şimdi ülke olarak baktığımızda okuma sıralamasında gerilerdeyiz. Biz demek ki daha ilk emri bile doğru anlayıp uygulayamamışız.

Nasıl okunmalı? Ne okunmalı? Bu soruların cevapları da önemli aslında. Nasıl ki vücudun bazı ihtiyaçları varsa aslında zihnin de ihtiyaçları var. Mide üç öğün yemeğe ihtiyaç duyuyorsa zihinde okumaya ve düşünmeye ihtiyaç duyuyor.

Her gün okumak işin özü aslında. Kişi kendisi ile yarışmayı öğrendiyse ve “İki günü eşit olan ziyandadır.” gibi felsefenin farkına vardıysa zaten her gün o kişinin okuyacağını düşünüyorum. Okurken önemli noktaların altını çiziyorum ve kitap bitince bu önemli kısımları bahsettiğim ajandama not alıyorum. Farkında olmadan kısa bir özete sahip oluyorum.

Bu özetlere bir göz gezdirince kitabı hatırlıyorum. Çünkü kitabı tekrar bulmanız ve taşımanız zor oluyor. Yeni öğrenip uygulamaya başladığım bir şeyi de paylaşayım sizlerle. Okuduğum kitaplardaki önemli noktaları bilgisayara geçerek ulaşmak istediğim bilgiyi bulmak ve kullanmak daha kolay oluyor.

Zamanla şunu anladım: İnsan farklı farklı konularda kitap okuyunca çok fazla kendisini geliştiremeyebiliyor. Faydası mutlaka var ama daha ayrıntıya inmek ve belli alanlara hakimiyetin artması için okumalarımızı çok da dallandırmadan belli alanlara yoğunlaşarak sürdürmeliyiz. Kişinin gündemine ve dönemine göre de belli alanlara yoğunlaşması daha verimli olabiliyor. Tarih, edebiyat, eğitim, sanat gibi.

Şunu da fark ettim ki üç gün okumadığım taktirde konuşma ve düşünme lezzetini kaybediyorum. Özellikle günün sonunda, yatmadan önce okursanız, gündelik gündemlerden kurtulup günün yorgunluğunu üzerinizden atıp rahat uykuya geçebiliyorsunuz.

Başladığım gibi son bir sözle bitiriyorum.

 

“Okuma aşkını kazanmayanın öğrenimi yarıda kalmıştır.”

(mustafatezcan.com)

Etiketler:
Share
659 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...