logo

24 Aralık 2018

Öğrenmeyi Öğrenme!


Mustafa Tezcan
mtezcan@finalegitim.com.tr

Meşhur bir Çin atasözü var; “Bir kişiye her gün bir balık vereceğine, balık tutmayıöğret.” Aslında “öğrenmeyi öğrenme” kavramının da mantığı bununla aynı.

Ortaokul ve lise öğrencileri ile çalışırken şunu tespit ettim. Bu dönemde yaşanan sıkıntı ve problemlerin çoğunun temelinde okul öncesi ve ilköğretim 1,2 v,3.sınıflardayapılan hatalar ya da bu dönemlerde kazanılması gereken bazı davranışların kazanılmamasından kaynaklanıyor.
Öğrenci her gün okuldan gelince ödevi yaptırılmış ama öğrenci kendi kendine ödev yapma alışkanlığı kazanmamış. Ödev olduğu için ya da özeti istendiği için bazıkitaplar okunmuş fakat okumanın gerçekten faydası bilinerek kitap okunmamış. Yaz tatilleri hep boş geçmiş. Ödev olduğu zaman ders çalışılmış, ödev yoksa bayramyapılmış. Düzenli bir ders çalışma alışkanlığı kazanılmamış. Yazılı haftası iyi not almakiçin çalışılmış, yazılıdan çıkınca hepsi tarih olmuş. Gerçek manada öğrenmek için çalışılmamış. Okul, dersler, ödevler bir öğrencinin gerçek görevi şeklinde değil deokul bir meşgale alanı, dersler sınıf geçmek için gerekli basamaklar olarak görülmüş.

Bir gün, öğretmenleri tarafından çok şikayet edilen bir 6. sınıfa derse girdim. Genel deşikayet konusu; öğrencilerin ders dinlememesi, çok gürültü yapmaları, dersi kaynatmaları vs.

Sınıfla tanışıp biraz konuştuktan sonra baktım ki 6. sınıf olmalarına rağmen yani 12 yıllık eğitim 5 yıllık okul geçmişleri olmalarına rağmen öğrenciler nasıl ders dinlenir, nasıl not tutulur, nasıl derste soru sorulur hiç haberleri yok. Öğrencilerin bunlarıbildiğini farz edip ders anlatıyoruz ama hiç kimse şu ana kadar bu öğrencilere bahsettiğim konularda başlık atıp konu işlememiş. Sadece kızmış ya da uyarmış. Dolayısıyla öğrenciler öğrenmenin ilk adımı olan bu basamağı bilmeyince nasılilerlesin ki?

Bir öğrencimizin evine ziyarete gittik. Öğrenci görünüşte çok düzenli, çalışkan, sorumluluk bilinci yerinde örnek bir öğrenci. Fakat sınavlarda puanı bir türlü yükselmiyor. Ders çalışma saatlerinde, yatma kalkma saatlerinde bir problem yok. Ayrıntıya inip baktığımızda öğrencimizin derste geçirdiği zaman o kadar verimsiz ki. Öğrenci gerçekten nasıl matematik, fen, Türkçe çalışılır bilmiyor. Nasıl çalışılır konusunda bir bilgilendirme olmamış.

Birçok öğrenci ve veli ile görüşmelerimde şu sonuca vardım. Öğrencilerin ciddi bir çoğunluğunun “nasıl etkili ve verimli ders çalışılır” konusunda bilgisi yok. Çalışıyor gözüküyor, çalışmaya çalışıyor… Dolayısıyla bir süre sonra verim alamıyor ve moral motivasyonu bozulup çalışmayı bırakıyor. Böylelikle başarısızlığı öğreniyor

Üniversite Sınavında istediği yere yerleşemeyen mezun öğrenciler ile görüştüğüm de çoğunda çalışma yöntemleri konusunda sıkıntı var.

Öğrenmeyi öğrenme konusunda öğrencilerin kendilerine şu soruları sorması gerekiyor:

1- Dersi verimli dinliyor muyum?

2- Ders esnasında güzel not tutuyor muyum?

3- Derde anlamadığım yerleri soruyor muyum?

4- Konuların anlamadığım kısımlarını tespit edip eksikleri tamamlıyor muyum?

5- Çözemediğim soruları araştırıyor muyum?

6- Ciddi manada uyguladığım bir ders programım var mı?

7- Her dersi aynı şekilde mi çalışıyorum? Farklı teknikler mi kullanıyorum?

8- Bir uyku düzenim var mı?

9- Yemek yeme düzenim var mı?

Bu sorular ışığında öğrenmeyi bilip bilmediğimiz konusunda kendimizideğerlendirebiliriz.

Etiketler: » » » » » » » » » » »
Share
1146 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kızamık şekeri yahut iki İsmail’den biri

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Eskiden kolay ölünürdü. Zatürreden, tifodan, “iskorpitten”, sıtmadan, veremden… Arabada Bektaşi deyişleri dinleyerek yolculuk ettiğimiz dostumla ben, kolayca ölünen zamanlarda büyümüş son çocuklardık. İstanbul iftarını etmiş, teravihten çıkmış, sahura doğru akıyordu ağır ağır. İki dostun, tam da olması gerektiği gibi, dertleşerek ilerlediği güzel bir İstanbul gecesiydi. O yokuşa geldik. Dostum dedi ki “Fukara mahallemizde araba namına hiçbir şey olmadığı için annem beni sırtında 3 saat taşıyarak getirmişti hastaneye. İşte şurada, yokuşun ...
  • Nefesler sayısınca yol mu vardır? Ya da müminleri bir taksime tabi tutacak olsak?

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    ‘Allah’a ulaştıran yollar nefesler sayısıncadır’ anlamında bir söz vardır. Bazılar bunu hadis diye naklederler ama Sünni kaynaklarda hadis olarak aslı yoktur, Şia Batıniliğinden gelmedir. Ne var ki, bu sözün mutlak olarak doğru olmasa da, anlamlı bir yorumu da olabilir. Mutlak olarak, yani her bakımdan doğru olmaması şundandır: Allah’ı bulmak, ya da O’na ulaşmak isteyen herkes diğerlerininkinden tamamen farklı bir yol izlese de Allah’a ulaşabilir denmesi tevhide aykırıdır. Ana cadde/sırat-ı müstakim bellidir ve herkesin bu cadde üzerinde olması...
  • Suûdîlere uyarı ve çağrı

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Mübarek Ramazan ayı boyunca “Arifler Meclisi” çerçevesinde yazılar yazma niyetinde idim, bugüne kadar da böyle yaptım, bugün acil bir durum hasıl olduğu için araya farklı bir yazı girmiş oldu. Suûdî Arabistan, Mısır ve BAE’nin, ABD ve İsrail güdümünde girdiği gayr-i meşru ve çok tehlikeli yol üzerinde çok şey yazıldı, yazılıyor ve yazılacak. Kaşıkçı cinayetinin kanı kurumadan S.A.’nın yeni cinayetlere hazırlandığı haberi yayılınca vicdanlı çevreler bu cinayeti engellemek için harekete geçtiler. Dünya Müslüman Alimler Birliği’nin meşkur faali...
  • Anneleri konuşturmak; klasik FETÖ taktiğidir!

    26 Mayıs 2019 YAZARLAR

    Soyut anlatımlar yapmayacağım. Koca koca adamları temize çıkartmak için, anneleri konuşturup, çocuklarını aklamaya çalışmanın, daha önceki üç örneğini size hatırlatıp.. Bugün geldiğimiz aşamada, o üç örnekte, “anne”lerin nasıl yanıldığını gösterip.. Bu taktikte planlayıcıların FETÖ olduğunu, sahneye koyanların ise FETÖ’cü olmaktan ziyade, FETÖ’ye yardım edenler olduğunu.. Hedefin ise, suçların örtbası olduğunu ispatlamaya çalışacağım.. İlk örnek, eski savcı Zekeriya Öz.. Yediği haltlar, kamuoyunda çok iyi bilinmiyordu.. Bir...