logo

24 Aralık 2019

O demokrasi kahramanını saygıyla anıyorum…


Elif Çakır
e.cakir@gmail.com

Bu yazıyı 14 Aralık’ta yazacaktım fakat güncel olaylar elvermedi, bugün yazıyorum. 14 Aralık, demokrasimizin gerçek kahramanlarından merhum Burhanettin Onat’ın vefat yıl dönümüdür. Maalesef bu demokrasi kahramanımız adeta unutuldu, hak ettiği şekilde yad edilemedi, kitapların dipnotlarında kaldı.

***

22 Mayıs 1894 yılında Rodos’ta doğan Onat, tek parti istibdadına karşı Serbest Fırka saflarında cesurca mücadele etti. 1930 senesi Ağustosu’nun 8’inde kurulan Serbest Fırka’nın 99 günlük ömründe yaşadıkları ne kadar hazinse, Onat’ın başına gelenler de o kadar hazindir.

Tıp doktoru olan Onat politikaya heveslenen, milletvekilliği, bakanlık gibi yüksek mevkilere ilgi duyan biri değildir. Hatta kendi ifadesiyle “Politikaya heves edenlere ya acımış ya da uzaktan gülmüş”tür. Antalya’da ikamet eden Onat yaz aylarını İstanbul Büyükada’da geçirmektedir.

O yıl (1930 yaz mevsimi) ülkede yeni bir siyasi parti kurulacağı havadisleri dolaşmaktadır. Ortalıkta dolaşan haberlere göre, Gazi’nin arkadaşlarından Fethi Bey Fransa’dan gelmiş, Gazi ile görüşüp anlaşmış ve Yalova’da yeni fırkanın kurulması üzerinde çalışıyorlarmış. Onat hatıratında yeni parti haberlerine halkın gösterdiği tepkiyi şöyle anlatır:

“Halk; tek partili, monoton, fakat sert bir idarenin yolsuzluklarından usandığı için bu siyasi kıpırdayışa karşı ümit dolu bir sevinçle ilgi gösteriyordu.”

***

Büyükada’da olan Onat, hem çocukluk hem de tıbbiyeden arkadaşı, aynı zamanda da hemşehrisi olan Reşit Galib’in Gazi’yle birlikte Yalova’da olduğunu öğrenince arkadaşını ziyaret için Yalova’ya gider.

Kendi halinde bir tıp doktoru olan Onat’ın hayatı işte bu arkadaş ziyaretinde değişir.

Antalya’ya yaptığı bir ziyaret esnasında Onat’la tanışmış olan Gazi, Onat’ın orada olduğunu öğrenince akşam yemeğine davet eder. Yemekte Onat’ın Kurtuluş Savaşı’ndaki hizmetlerinden övgüyle bahsederek yeni kurulacak Serbest Fırka’da görev almasını ister. Gazi’nin bu emrivakisi karşısında Onat adeta kekeleyerek “Efendim af buyurun. Müsaade buyurun da ben memlekette kendi mesleğimi yapayım” deyince Gazi’nin öfkesine maruz kalır.

Onat’a sofrada kaş göz işareti yapılır, susturulur… Ve Onat o gece itibariyle, Fethi Bey’in siyasi yol arkadaşıdır.

O gece, yemekten sonra Reşit Galib, Onat’ın hayatı boyunca unutmayacağı şu uyarıyı yapar:

“Bu işin içinde darağacına gitmek de vardır. Bir bakarsın, bugün seni öven ağızlar yarın ateş püskürür, yarın zehir kusar. Bugün seni alkışlayan eller yarın hiç titremeden ipini çeker.”

Onat, ömrünün sonuna kadar unutmaz bu sözü. İşin sonu elbette darağacı olmaz ama yaşadıkları darağacına gitmekten beter olur.

19-12/23/ekran-resmi-2019-12-23-234359.pngCelal Bayar ve Samet Ağaoğlu (Ahmet Ağaoğlu’nun oğlu) Kayseri Cezaevi’nde, 1963

***

Onat, 99 gün içinde öven ağızların nasıl ateş püskürdüğünü, bal damlayan ağızların nasıl zehir kustuğunu, alkışlayan ellerin nasıl tehdit için sallanan ellere dönüştüğünü görür…

Alkışlayan elin hiç titremeden ipi çeken ele dönüşmesinin bir örneğini şöyle anlatır Onat.

Serbest Fırka’nın kurulmasını coşkuyla karşılayan illerden biridir Antalya. Onat parti teşkilatını kurmak için Antalya’ya geldiğinde kendisine en büyük övgüyü Antalya Valisi Faiz Bey yapar. Onat’ın boynuna sarılan Vali Faiz Bey der ki:
“Göreyim seni Burhan. Memlekete hizmet edecek fırsat ve zaman eline geçti artık. Göreyim seni, şu memleketi bu halden kurtarın artık.”

Serbest Fırka’ya halk büyük bir ilgi gösterince, daha bir aylık partinin gireceği belediye seçimlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası’nı büyük yenilgiye uğratacağı anlaşılınca işin rengi değişmeye başlar.

Onat’ı makamına çağıran aynı Vali bu kez uyarmaktadır:
“Seni severim bilirsin. Sana bir ağabey olarak söylüyorum vazgeç bu işten. Vilayete bir dilekçe yaz Serbest Fırka’dan istifa et.”

Onat’ın “Beyefendi bu işler bu kadar kolay mıdır? Bütün demokratik memleketlerde bu işler böyle mi olur” sözü karşısında Vali Faiz Bey’in cevabı ürkütücüdür:

“Hangi demokrasiden bahsediyorsun sen. Demokrasi nerede biz neredeyiz” der ve çekmeceden bir kağıt çıkartarak Onat’a okuması için uzatır. Valiye Ankara’dan Dahiliye Vekili Şükrü Kaya imzalı bir talimat gönderilmiştir:

“Neye mal olursa olsun belediye seçimlerini Halk Fırkası’na kazandıracaksınız.”

Onat’ın “Nasıl yapacaksınız” sorusuna Vali’nin yanıtı şöyle olur:

“İcap ederse üzerine ateş ettireceğim. Şişe dizdirir gibi hepinizi süngületeceğim.”

***

Vali gerçekten de belediye seçimlerini Halk Fırkası’na kazandırmak için elinden geleni ardına koymaz. Halka sandıkta kullanacakları oyu dağıtır. Serbest Fırka oylarını dağıtmaz. Serbest Fırka’ya oy vermek için toplanan halkı evlerine gitmeleri için zorlar, askere evine gitmeyen halkın üzerine ateş edilmesi için talimat verir. Serbest Fırka’ya oy verecek olan halka oy kullandırmaz. Sandıkları açtırmaz. Askeri, polisi halkın üzerine salar. Yaşanacak faciadan oldukça müteessir olan Onat ortaya atılarak halka konuşma yapar ve halka dağılmalarını rica eder. Vali, halkı sükunetle dağıtan, faciayı önleyen Onat’ı gözaltına aldırır. Muayenehanesine giden yollar polis tarafından tutulur, hastaları geri çevrilir. Gazi’nin talimatıyla ve büyük övgülerle girdiği demokrasi denemesinin sonunda evine ekmek götüremeyecek noktaya gelir. Kendisine vatan haini damgası vurulur.

Vali Faiz Bey yetinmez savcıya emir vererek Onat ve 176 arkadaşı hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtırır.

Güzel olan şudur. Ülkenin içinde olduğu o ağır atmosferde bile yargı bugün olduğu kadar siyasi alet haline gelmemiştir. Yargının içinde o gün de iktidarın maşası olanlar vardı. İşte bunlardan biri de Onat hakkında Ankara’dan aldığı talimatlarla ve Vali Faiz’in söyledikleriyle iddianame hazırlayan savcıydı.

İddianamedeki korkunç iddiaları okuyan Onat hatıratında “Biz neler yapmışız da haberimiz yokmuş” dediğini anlatır.

Mahkemede beraat eder elbette. Fethi Okyar Meclis’te yaptığı konuşmada 1930 Belediye seçimlerinde devletin bütün aygıtlarıyla Serbest Fırkalılara nasıl zulmettiğini anlatırken mahkemelerin bağımsız ve adil davrandığını belirterek teşekkür eder.

Onat’ın demokrasi için verdiği mücadelede çektiği çileler bununla bitmez. 1950’de Demokrat Parti’den Meclis’e girer. 1960 darbesiyle bu kez kendisini Yassıada Mahkemesi’nde yargılanırken bulur. Mahkum edilir. Kayseri cezaevinde Celal Bayar’la birlikte yatar.

Ve 14 Aralık 1976 tarihinde hayata veda eder.

Demokrasi öykümüz açısından oldukça hazin bir hikaye. Onat’ı bu vesile ile demokrasi yolunda verdiği mücadeleden dolayı derin bir saygıyla anıyor, kendisine rahmet diliyorum.

Hamiş:

Celal Bayar’ın isteği üzerine Serbest Fırka anılarını yazdı. Doğan Kitap tarafından “Celal Bayar Arşivinden Serbest Fırka Anıları” adıyla yayınlandı. Mutlaka okuyun derim.

(KARAR)

Etiketler:
Share
149 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...