logo

10 Kasım 2019

Neşe Koçak’ın Uygunsuzlar’ı


Rasim Özdenören
riozdenoren@gmail.com

Neşe Koçak’ın Uygunsuzlar adını taşıyan öykü kitabı yakınlarda yayınlandı.*

Kitapta birbirinden ilginç 16 öykü yer alıyor.

Öykülerin tamamında genelde zihinsel hastalar, özelde şizofreniye musap hastaların iç dünyaları dile getiriliyor. Onların bir bakıma karanlık, karmaşık; bir bakıma da gerçeklik ile imgelem dünyalarının iç içe geçmişliği anlatılıyor…

Bu öykülere Matmazel Mari öyküsü üzerinden bazı genellemelerde bulunmak istiyorum.

Matmazel Mari öyküsü eşyaya harika bir pastoral senfoni yaşatıyor. Gerek eşya betimlemeleri, gerek eşyanın senfonisini ifade eden müzikal söylem, zengin bir metin yaratmış. Hasta bireyde yaşanmış olgular eşyanın kemiğine, iliğine yansıtılmış. Ve bir daha orada, eşyada yaşatılır hale getirilmiş. Antikadan, müzikten, aristokrat hayattan, gayrimüslim mugannilerden haberdar olmak gerekiyor bu metnin ruhuna nüfuz etmek için. Yazar açısından da yüzeysel ve öğrenilmiş bilgi yeterli görünmüyor bu metnin yaratımına. Edebiyatımızda benzeri olmayan bir öykü ve öyküler…

Yazarın da işaret ettiği gibi bu öyküler “deli hikâyeleri”… Ancak bu nitelemeye bakarak onların aynı zamanda kriz öyküsü olduğunu düşünmek yanıltıcı olur. Bu öyküler deli hikâyeleridir, doğru; ama kriz hikâyeleri değil… Bu öykülerde bir delinin veya delilerin kriz anları yansıtılmıyor. Bilakis onların hayatının en durgun anlarında yaşadıkları yanılgıları anlatıyor. Daha özelde şizofreniye yakalanmış hastanın ömür boyu süren bir anını odak alıyor… Şizofreni en genel tanımıyla kişilik bölünmesi olarak bilinen bir zihinsel hastalık…

Hasta, düşünüş, duyuş ve davranış bozuklukları gösterir. Dış dünya ile ve diğer kişilerle ilişkileri gerçeklikten kopmuştur, hasta kendi kurduğu sanal dünyasında yaşamaya başlar. Ancak onun gerçeği artık kendi içinde yaşattığı bu sanal gerçeklikten ibarettir. Reel yaşantının olguları hastanın sanal dünyasında kaymaya uğrar, hastanın zihninde reel dünyanın bu kaymış hali hastanın gerçek dünyası haline gelir. Ne ki hastanın o halden geriye dönüşü, sağlıklı algılamaya dönüşü artık ya çok zordur veya imkânsızdır. Hatıralarla gerçek yaşantılar birbirine dolanmış halde hastanın zihninde dans etmeye başlar. Hasta zihnin oyunları hastanın gerçek dünyası olarak onunla birlikte yaşamaya devam eder.

Koçak, bu toplamdaki 16 adet öykünün tümünde hastanın bu zihinsel kayış (kayma) anını ustalıkla yakalamayı başarmıştır. Ve her birinde o hastanın özel durumu özenle korunmuş ve en ilginci hiçbir şizofreni hastasının ötekine benzer olmadığı, her birinin kendine özgü bir özel dünyada yaşadığı kesinlikle vurgulanmıştır.

Ancak tekraren söylüyorum, bu öyküler kriz hikâyesi değil… Maupassant’ın öyküsü aşk, korku ve yalnızlık üzerine bina edilmiş histeri krizlerinin coşkulu anlatımını dile getirirken Koçak’ın kahramanları kendi zihinsel dünyaları içinde sürekli bir kayma halini yaşarlar. Dış dünyanın uyarıları hastanın zihninde bir karşılık bulmaz. Veya ondaki karşılık gerçek dünyada bir gerçekliğe tekabül etmez…

Yazarın gerçekçi üslubu okuru da metnin için çeker ve okur da, öykünün kahramanı gibi nerede gerçeklikle temasta olduğunu, nerede hastanın sanal dünyasına kaydığını bilemez hale gelir.

Aynı zamanda usta bir heykeltıraş da olan yazar, kitabına kendi ürünlerinin resimlerini de serpiştirmiş. Bu resimlerde, öykülerde dile getirilen hasta zihnin karmaşasının belki heykellerine de yansıdığını fark edebiliyoruz. Örneğin kuş kafası taşıyan insan figürleri dolaylı da olsa hasta zihinleri çağrıştırıyor…

Bu kitaptaki öykü toplamını edebiyatımızda daha önce denenmemiş tematik öykülerin tipik ve seçkin ilk örnekleri olarak görüyorum.

* Neşe Koçak, Uygunsuzlar, Yeni İnsan Yayınevi, İstanbul, Ağustos 2019.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
152 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...