logo

16 Eylül 2018

Ne ka ekmek o ka köfte


Rasim Özdenören
riozdenoren@gmail.com

Şimdi olduğu gibi Osmanlı zamanında da okulların önünde seyyar satıcılar olurmuş. Köfte satıcılarının standardı “Beş ekmek beş köfte”… Yani beş para bedelindeki ekmek arasına beş paralık da köfte konurmuş. Talebenin biri, ekmek arasına konulan köfteyi azımsayarak köfteciden biraz daha köfte koymasını istemesi üzerine satıcı onu bilgece uyarmış: “Ne ka ekmek o ka köfte!” Yani bu ekmek (malzeme) ancak bu kadar köfte (yük) kaldırır, daha fazlasını çekmez… Eldeki olanaktan, malzemeden alınabilecek sonuç bundan ibarettir! Şartları zorlama! Ziya Paşa’nın beyti tam da bu fikri dile getiriyor:

İdrak-i maâlî bu küçük akla gerekmez

Zira bu terâzi o kadar sıkleti çekmez.

(Bu küçük akla büyük meseleleri ve sırları kavramak, akıl erdirmek gerekmez; çünkü bu terazi o kadar ağırlığı çekmez).

Bu deyimin bir de karşı söylenişi var: ne ka köfte o ka ekmek! Bu söyleyiş ilkinden farklı. Bu söyleyiş, aldığı köfteye karşılık gelen ekmeği aldıktan sonra, az katığını çok ekmekle kompanse etmek isteyen açıkgöze verilen cevap…

İlkinde az ekmeğin içine çok köfte doldurmak söz konusu iken; yani kısıtlı imkân ile çok verim elde etmek istenir iken; ikincisinde, karşılığı olmayan veya bedeli ödenmemiş bir imkâna kavuşmak isteniyor.

Bu demektir ki, öyle bedavacılık yok. Bedelini ödediğin kadar karşılığını alırsın. Bu söyleyiş ilk söylenişin mefhumu muhalifini dile getiriyor. Eğer daha fazlasına sahip olmak istiyorsan daha fazla ödemelisin. Bedelini ödemeden ona sahip olunmaz.

Her iki deyiş iktisatta olduğu gibi siyasada da geçerlidir.

Ne kadar ekmek o kadar köfte deyişinin siyasadaki karşılığı belki şöyle bir tablo ile özetlenebilir: ekmeğin büyükse, ona mukabil talep edeceğin ödün de o ölçüde büyük olur. Sen büyüksen, istiap haddin genişse, buna mukabil elde edeceğin verim ve sonuç da o ölçüde genişler. İstiap haddin yeterli değilse zaten talep ettiğin imkânlar sunulsa bile onu taşıman mümkün olmaz.

Öte yandan iktisatta da siyasada da açıkgözlüğe pirim yok… Bedelini ödemeden bir karşılık alınmaz. Eldeki imkânlar ne kadar bir karşılık gerektiriyorsa anca o kadarına ulaşmak ve o kadarını elde etmek mümkündür. Daha fazlasını istiyorsan daha fazla ödemek zorundasın.

Sonuç: Kudretin ölçüsünde talepte bulunursan karşılığını alırsın; talebin kudretini aşarsa avucunu yalarsın.(Yeni Şafak)

Etiketler:
Share
147 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Avrupa’nın orduya da çeşitliliğe de ihtiyacı var

    15 Kasım 2018 YAZARLAR

    Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir. Hayatta da, siyasette de, uluslararası ilişkilerde de… ABD’nin sorumsuz ve bencil Başkanı’nın hem dünya liderliğini güçlendirmek ve hem de bunu bedavaya getirmek niyeti aşikar oldukça buna bir hatta birden fazla cevap geleceği belliydi. Trump bir yandan uluslararası ticaretin canına okurken bir yandan işi o kadar ucuzlattı ki BM ve NATO aidatlarının hesabını yapmaya başladı. Müttefikleriyle ve muarızlarıyla en kârlı ve avantajlı ticareti yapıp üstüne NATO’dan çekilmekten, uluslararası konvansiyonlara ...
  • Kabe minberini kurtarmak

    15 Kasım 2018 YAZARLAR

    Kur’an tilaveti ile pek çok Türkiyeli hacının gönül dünyasında izler bırakan Kabe İmamı Südeysi Cuma hutbesinde konuşuyor: “Kaşıkçı cinayeti suçlamaları, İslam düşmanlarının ve işbirlikçi münafıkların komplosu. Prens Muhammed bin Selman, Allah’ın yüzyılda bir gönderdiği kurtarıcı ve ruhani lider olduğu için hedefte. Onu desteklemek, emri altına girmek her Müslümana farzdır...” İmam çözmüş Kaşıkçı cinayetini. “İslâm düşmanları ve münafıkların komplosu.” deyivermiş. Suud Konsolosluğunda işlenen ve Suud yönetiminin kabul etmek zorunda ...
  • Ticarete sokulmayan partizanlık camide!

    15 Kasım 2018 YAZARLAR

    TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu feveran ediyordu dün. Konu, seçime girmek için istifa edecek oda başkanları. Aday yapılmaz ya da kazanamazlarsa, ayrıldıkları görevlere geri dönmelerini istemiyor. Meğer AK Parti, dönüş yolunu açan bir kanun teklifi hazırlamış. Hisarcıklıoğlu da Meclis'e sunulan teklifin geri çekilmesi için bastırıyor. Tehlikeli görüyor ki düzenlemeye şiddetle karşı. Oda, borsa ve birliklere particilik kavgası sokulmasından korkuyor. Ve aynı gün, Samsun Ayvacık Merkez Camii imamı İmdat Atmaca, vaaz kürsüsünü siyasi platforma...
  • Cennet ayetleriyle alay etmek mi?

    15 Kasım 2018 YAZARLAR

    Kur’an’daki herhangi bir ayeti alay konusu yapmak küfre girmeyi muciptir. Dolayısıyla böyle bir fiilin faili düpedüz kafirdir. Bu yazıya küfür ve kâfirlik gibi ağır bir konuyla başlamam, yaklaşık 5-10 günden bu yana sosyal medyada, “Cennet Ayetleriyle Alay eden İlahiyat Profesörü Mustafa Öztürk” gibi sakil bir başlıkla çok yoğun bir cemaatçi trol saldırısına ve düpedüz bir linç kampanyasına maruz kalmış olmamdır. Bu linç kampanyasını sevk ve idare eden grup, belki biraz ağır olacak ama Atasoy Müftüoğlu’nun ifadesiyle, psikiyatrik müşahede altın...