logo

23 Temmuz 2019

‘Muhacir kardeşlerimiz’den ‘tuttuğumuzu gönderiyoruz’a!


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Tarih 15 Temmuz 2016; Büyükşehir Belediyesinin İstanbul’da yol tabelalarında Arapça uygulamasına geçtiği haberleriyle uyandı şehir. Fatih-Zeytinburnu hattında başlamıştı pilot uygulama…

Tarih 3 Temmuz 2019; İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanlığının talimatıyla işyerlerindeki Arapça tabelaların Türkçeleştirilmesi çalışmalarına başlandığını duyurdu. Denetimlerin başlama tarihi, 15 Haziran 2019 olarak açıklandı. Pilot uygulama için seçilen bölge ise yine Fatih ile Zeytinburnu…

Ve geliyoruz 22 Temmuz 2019 tarihine. Karar’ın dünkü manşetiydi, İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelinde Suriyeli mültecilere yönelik ‘huzur operasyonları’ başlatıldı. Sadece son üç günde 400 Suriyeli, bir suçtan aranmadıkları halde polis kontrolüne kimliksiz yakalandıkları ya da kayıtlı bulundukları şehrin dışına çıktıkları için gözaltına alındı ve apar topar sınır dışı edildi. En az 5 bin mülteci de geri gönderme merkezlerinde sırasını bekliyor…

Üç yılda nereden nereye; Arapça yön tabelalarından Arapça’yı işyeri tabelalarından bile sökmeye uzanan radikal bir politika değişikliği. Tabela sökmekle, Arapça yazıları kaldırtmakla da kalmadı, Suriyeliler ‘huzur operasyonları’yla ilk tedbirsizliklerinde kapıya konuyor.

Suriyeli mültecilerle uzun süre birlikte yaşayacağımızın kabulü ve misafirperverliğimizin nişanesi olarak trafik levhaları Arapça’yla donatılırken toplum hazırlanmamıştı. Tepki ve tartışmalar da umursanmadı. Sosyal rahatsızlık ve huzursuzluk emareleri belirdiğinde, nedenlerini ortadan kaldıracak çözüm formülleri geliştirilmedi. Onun yerine, ‘Muhacir kardeşlerimize Ensar gibi davranmanın dini ve insani sorumluluğumuz olduğu’ hatırlatmalarıyla yetinildi. Düzenleme, denetim altında tutma, doğabilecek sorunları önden görüp sürdürülebilir kurallara bağlama talep ve uyarılarına kınama vaazlarıyla, ayıplayan nasihatlarla karşılık verildi.

Dün Karar’da okudunuz, şimdi de neye uğradığını şaşıran mülteci sözcüleri ‘bari önden bir hazırlık aşaması belirleseydiniz, baskın şeklinde olmasaydı, konuşarak yapsaydınız, mültecilere toplanmaları için bir süre verseydiniz’ diye can havliyle çırpınıyor.

Yani ne dünkü politika kapsamlı bir planlamaya dayanıyordu, ne de şimdiki bir planlama dahilinde yürütülüyor.

Suriyelilerin varlığı seçimlerde siyasi maliyet üretince, panikle ters yöne savrulmaktan başka açıklaması yok bu sertleşmenin.

Eldeki tek enstrüman çekiç olunca, sorunlar yine çivi muamelesiyle hallediliyor.

Varsa yoksa polisiye tedbirler… Çok mu oluyor, indir kafasına…

Adını ‘çekiç operasyonu’ değil de ‘huzur operasyonu’ koymakla değişiyor sanki mahiyeti. Bir master planla hareket ediliyormuş havasına bürünüyor o anda, öyle mi!

Telaşe nazırlarına havale edilmeyecek, kuru hamaset nutuklarıyla üstesinden gelinmeyecek, illa kapıya dayanması beklenmeyecek sorunlar da var. Baştan öngörülüp ancak taraflarla konuşarak, toplumu hazırlayarak üstüne gidilecek sorunlar…

Yüzü astarından pahalıya gelen zevahiri kurtarma gayretlerine ödediğimiz bedele bakınca, yöntem dersini çoktan geçmiş olmamız gerekmiyor muydu?

(KARAR)

Etiketler:
Share
376 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...