logo

Kurdele


İsmail Kılıçarslan
i.kilicarslan@gmail.com

Başına bir iş gelmediyse zannederim hala oradadır Şeker Hayat. Eyüp Sultan’da, camiye yakın bir İstanbul konağında tanışmıştım onlarla.

Hikâye uzun. En iyisi baştan anlatmak…

Eyüp ile ilgili bir belgesel çekiyordum. Ekipten arkadaşlar dediler ki “abi, burada Şeker Hayat diye bir kurum var, onu da çekmek ister misin?” “Nedir?” diye sordum. Otistik çocukların nikâh şekeri yaptıkları bir yermiş. “Eh, çekelim madem” dedim gönülsüzce. Gönülsüzce, çünkü

belgeselle doğrudan ilgili bir mesele

değildi benim açımdan.

İki gün sonra çekim planı dâhilinde gittik Şeker Hayat’a. İşte o gündür benim otizm meselesine bakışımı kökünden değiştiren. Adına “Kader” diyeceğim o muhteşem kızı orada tanıdım çünkü.

Proje basit, güzel, tertemiz bir projeydi… Eyüp Belediyesi’nden nikâh günü aldığınızda yetkililer size “nikah şekerlerinizi Şeker Hayat’tan alıp otizmli çocuklara destek olmak ister misiniz?” diye soruyordu. Siz de daha ucuz ve daha güzel olan bu şekerlerden alıyordunuz doğal olarak.

Şeker Hayat konağında 15 civarında otistik genç yapıyordu bu şekerleri. Başlarında da dünya iyisi iki eğitmen hanım vardı. Görseniz öyle güzel, öyle şahane şekerler yapıyorlardı ki. Şekerlerden daha güzeli ise oradaki otistik gençlerin o geniş, o güzel, o muhteşem gülümsemeleriydi.

Kader, sanırım 20 yaşındaydı. Her gün masada kendisine belirlediği sandalyeye oturuyor ve her gün tam karşısına o dünya güzeli delikanlıyı, Mehmet’i oturtuyormuş. Mehmet başka yere oturacak olsa arıza çıkarıyormuş.

Kader, bir şekerin yapımını bitirip başını kaldırıyor, Mehmet’e kaçamak bir bakış atıp kısacık gülümsedikten sonra yenisini yapmaya başlıyordu.

Fakat bazen, diyelim on şekerde bir, upuzun bir gülümsemeyle uzadıkça uzuyordu o bakış. O anlarda eğitmen hanımlardan biri “Kader” diye sesleniveriyordu. Fakat öyle hemen değil. Kader’in Mehmet’e yeteri kadar baktığına kanaat getirdikten sonra… Kader, o gittiği yer neresiyse dönüyordu o seslenişle.

Başını hiç kaldırmadan şeker yapmaya devam eden Mehmet biliyor muydu peki Kader’in kendisine uzun uzun baktığını? Bilmem.

Ama bildiğim şu. Rahat rahat çekim yapalım diye Mehmet’i yan sandalyeye oturtmak zorunda kaldığımızda Kader nefret etti hepimizden. Gördük bakışlarında bunu. Mehmet’i, biriciğini elimizden almakla suçladı bizi bakışlarıyla. Durumu derhal anlayıp açıyı değiştirdiğimde ise müteşekkir, mütebessim baktı bana. Bunu elbette ispat edemem size ama “sen halden anlıyorsun, aşktan anlayan adamsın sen” der gibi baktı bana.

Çekimler bitip de hava almaya çıkınca eğitmen hanımlardan biri anlattı meseleyi. Kader, Şeker Hayat’a ilk geldiğinde çok içine kapalı, çok iletişimsiz biriymiş. Gelmek istememiş, sevmemiş orayı. Ta ki Mehmet gelip de karşısına oturana kadar. Mehmet gelince, Kader’e bir sükûnet inmiş.

Tatiller hadi neyse. Tatillere bir şey demiyormuş Kader ama kar yağan günlerde Şeker Hayat’a niçin gidilmediğini, Mehmet’e niçin bakamadığını bir türlü anlayamıyormuş. Evde isyan çıkarıyormuş. Hatta karlı bir günde Kader’le Mehmet’i bin zahmetle Şeker Hayat’a getirmişler. Mehmet’e bakmış da öylece sakinleşmiş Kader.

Biz kameralarımızı toplarken Kader geldi yanıma. Elinde, kendi elinin emeğiyle yaptığı bir sürü şahane nikâh şekeri. “Kızın mı var senin?” diye sordu. “Evet” dedim. “Al bunları” deyip bıraktı avucuma hepsini.

Akşam, o zamanlar 4 yaşında olan kızıma o şekerleri uzatınca kızım “baba, bunları nereden getirdin?” diye sordu. “Kader ablanla Mehmet abinin anlatılamaz hikâyesinden getirdim kızım” diye cevap verdim ona, “sen şeker zannediyorsun ama aslında şuradaki kurdeleler var ya, onlar Kader ablanın hayata tutunmasını sağlıyor.”

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
176 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...