logo

* Kişilik profili, davranış kalıbı, ses tonu, söylemi, riyakarlığı, arsızlığı, yalancılığı, ukalalığı.. * İmamoğlu bir projedir, ‘milli güvenlik’ meselesidir. FETÖ’nün adayıdır ve koruma altındadır. * Bu seçim meselesi değil. İstanbul’u “ikinci kez” ele geçirme girişimidir..


İbrahim Karagül
i.karagul@gmail.com

Ekrem İmamoğlu bir “proje”dir. Bunu bugün anlamayanlar yarın mutlaka anlayacak ve acı çekecektir. Ülkelerine duydukları sevgi yüzünden acı çekecektir. Bu yazılanların bir seçim meselesi olduğunu sananlar acı çekecektir.

Türkiye’nin hamurundan değil, Türkiye’yi hırpalamaya çalışanların gücünden beslenmektedir. Onların bugüne kadar koruyup gizlediği, hazırladığı, aday gösterdiği, kampanyasını yürüttüğü, İstanbul senaryosunun figüranı, tetikçisidir o.

O bir CHP’li değildir. CHP adayı değildir. Bir FETÖ adayıdır. FETÖ’yü Türkiye’nin başına bela edenlerin projesidir. 15 Temmuz’da milletimizi kurşuna dizenlerin projesidir.

KİŞİLİK PROFİLİ, DAVRANIŞ KALIBI, SES TONU, SÖYLEMİ, RİYAKARLIĞI, ARSIZLIĞI, YALANCILIĞI, UKALALIĞI..

Kişilik profili, davranışları, ses tonu, söylemi, riyakarlığı, arsızlığı, takiyye ve yalanda profesyonelliği, çok kolay manevra yapabilmesi, her türlü kişiliğe bürünebilmesi, iddiaları, agresiflikleri, ezberletilenin dışına savurulunca dağılması, kendi cümlelerinin bulunmaması, özgül ağırlığının olamaması, hepsi bir projenin, çok iyi bir çalışmanın ürünüdür.

Yalanı gerçekle aynı ciddiyetle söyleyebilen böyle bir adam görmedim. Tam bir profesyonel.. Arka arkaya, insanların gözüne baka baka ya da televizyon ekranlarında, hiç tedirgin olmadan, “insanlar ne der” diye hiçbir endişe duymadan yalanlarını sıralıyor.

Kurduğu cümlelerin hangisinin doğru, hangisinin yalan olduğunu anlamaya çalışırken yüz ifadelerinden hiçbir ipucu yakalayamıyorsunuz. Açıkça, milyonların doğru bildiği bir şeyi bile “hayır öyle değil” diye reddedebiliyor.

Bir arsızlık, bir küstahlık, bir kibir, bir ukalalık.. Türk siyasetinde ciddi bir çöküş örneği.

ULUSLARARASI KORUMA ALTINDA. NEDEN PEKİ?

Uluslararası koruma altındadır. ABD’den, AB ülkelerinden, onların Türkiye içindeki uzantılarından destek almaktadır. Bugüne kadar Türkiye’ye, ülkemizin bugünkü yürüyüşüne, yükselişine karşı kim sahaya sürülmüşse hepsinin ittifak halinde onun arkasında yer alması tesadüf değildir.

15 Temmuz’da FETÖ’ye kim destek vermişse, bugün hala o izden kimler gidiyorsa, kimler Türkiye’den intikam almaya çalışıyorsa, bugün aynı çevreler, siyasi kimliklerine bakılmaksızın İmamoğlu’nun arkasında konumlandırılmıştır. Asıl çokuluslu proje İmamoğlu değil, bu ittifaktır. Bu ittifak üzerinden Türkiye’ye yönelen tehlikeli dalgadır.

İÇERİDE DE KORUNUR. FETÖ DOSYALARI GİZLENİR, NEDEN?

Avrupa’yla gider, Yunanistan’a gider, KKTC’ye gider, Türkiye’nin tezlerine tam karşıt açıklamalar yapar. S400 konusunda bile Türkiye’ye ayar verir. Bir belediye başkan adayının ötesinde, “sahiplerinin” cümlelerini tekrarlar. Onun üzerinden milletimize, ülkemize uyarılar yapılır. Asıl çokuluslu proje budur. O sadece bir kukladır.

İçeride de korunmaktadır. O vesayetçi çevreler, iktidar çevreleri, sermaye çevreleri tarafından korunmaktadır. FETÖ dosyaları gizlenmektedir. Yolsuzluk davaları gizlenmektedir. Ortağı olduğu şirketlerin FETÖ soruşturmaları bir gizli el tarafından boşa çıkarılmakta, o şirketler aklanmaktadır.

FETÖ KİMLERE DÜŞMANSA ONLARLA KAVGALIDIR, NEDEN? O VERİLERİ KİME GÖNDERECEKTİ?

FETÖ bu ülkede kimleri düşman bilmişse, devletin hangi kurumlarıyla çatışmışsa İmamoğlu da o çevrelerle, o kurumlarla didişmiştir. FETÖ kimi düşman kimi dost bilmişse o da onları dost ve düşman bilmiş ona göre hareket etmiştir. Çok kısa bir süreliğine, hırsızlıkla, İBB Başkanı sıfatını aldığı dönemde bu uygulamalarını belli etmiştir.

Gelir gelmez İBB’nin kozmik verilerini kopyalamaya çalışmıştır. Eğer başarsaydı bunları nereye gönderecekti? FETÖ devletin kozmik bilgilerini, istihbarat bilgilerini hangi ülkeye göndermişse oraya gönderecekti. FETÖ hangi ülke istihbarat ağına bağlıysa oraya gönderecekti. ABD’deki davalara malzeme temin edecekti.

BU SEÇİM MESELESİ DEĞİL. BELEDİYE MESELESİ DEĞİL. İSTANBUL’U “İKİNCİ KEZ” ELE GEÇİRME GİRİŞİMİDİR.

Bu bir seçim meselesi değildir. Belediye meselesi değildir. İBB Başkanı kim olacak meselesi değildir. Binali Yıldırım-İmamoğlu yarışı değildir. Bu, Türkiye’ye karşı yeni çokuluslu operasyonun İstanbul ayağının sahneye sürülmesidir. Milli duyguları, dini duyguları, vatanseverlik duygularını kullanıp bu ülkenin milli direncini kırmaya, aşındırmaya dönük bir operasyondur.

Bir çokuluslu proje, FETÖ’den sonra yeniden harekete geçmiş, İstanbul üzerine yoğunlaşmıştır. 15 Temmuz’da İstanbul’a el koyamayanların ikinci kez İstanbul’u tartışmaya açması, ikinci kez İstanbul’u ele geçirmeye çalışmasıdır. Büyük projenin ilk ayağı İstanbul’dur ardından Türkiye gelecektir.

İSTANBUL FETÖ’YE TESLİM EDİLECEKTİR, HESAP BUDUR

İçeride ve dışarıda çok geniş bir koalisyon ile desteklenip seçimi kazandırılacak, İstanbul FETÖ’ye teslim edilecektir, hesap budur. Ülkenin sinir uçlarıyla oynayan bu adam, çok tehlikeli bir oyunun parçasıdır. FETÖ nasıl bir dış müdahale aracıysa o da bir müdahale aracıdır.

Kampanyası hiçbir şekilde yerli değildir. Çünkü kendisi yerli değildir. O, Türkiye ile hesaplaşma aracıdır, Türkiye’ye sıkılacak kurşundur. Sizi demokrasi ile, güzel cümlelerle, “her şey güzel olacak” masallarıyla avutup bağrınıza hançer saplamaya çalışıyorlar, uyanın.

O BİR “MİLLİ GÜVENLİK” MESELESİDİR. SOLUĞU PENSİLVANYA’DA ALACAKTIR.

Bu bir AK Parti-CHP meselesi değildir. Bu bir iç siyasi kimlik ya da taraf olma meselesi değildir. Bu, yerli olanla çokuluslu cephede yer alanın mücadelesidir. Bu, Türkiye’nin direnci ile dışarıdan müdahale cephesinin mücadelesidir. Bugün bunu kavrayamayanlar yarın mutlaka görecektir ve acı çekecektir. Bu ülke için, milletimiz için, Türkiye’miz için acı çekecektir.

İmamoğlu bir milli güvenlik meselesidir.

Erdoğan’la hesaplaşma adına önünüze sürülen bu adam aslında Türkiye ile hesaplaşma aracıdır. İstanbul’un 566 yıllık mücadelesinde Ege’nin karşı yakasının, Trakya’nın Batı tarafının tetikçisidir.

Seçilse de seçilmese de işin milli güvenlik boyutu peşini bırakmayacaktır. Er ya da geç, soluğu Pensilvanya’da alacaktır. Zaten bu yönde hazırlık da yapmıştır.

YOLSUZLUK DOSYALARINI, FETÖ DOSYASINI KİM GİZLEDİ, NEDEN?

Şu soruların cevabı bulunmalıdır:

– Onu kim aday gösterdi, CHP’ye kim aday olarak dayattı?

– Kim gözlerden ırak tutup korumaya aldı, bugüne hazırladı?

– 15 Temmuz’dan sonra ona neden dokunulmadı? O saldırıda rolü neydi?

– FETÖ dosyası, soruşturması neden açığa çıkarılmadı, neden gizlendi, kim gizledi?

– Beylikdüzü’ndeki yolsuzlukları, yolsuzluk davaları, magandalıkları, inşaat basıp adam dövdürmeleri neden ve kimler tarafından hasıraltı edildi?

– Kendisine verilen uluslararası desteğe, o destek içinde yer alan Türkiye düşmanı çevrelere, ülkemize kurşun sıkanların arkasında yer almasına neden mercek tutulmadı? Bu yönde tartışmalar neden gündemden uzak tutuldu?

NEDEN TÜRKİYE’YE DESTEK VEREN TEK BİR AÇIKLAMA BİLE YAPMAZLAR?

– İmamoğlu üzerinden nasıl bir İstanbul tartışması başlatıldı? Bu tartışmanın tarihi, siyasi boyutunun üzerine neden gidilmedi? Hangi PR çalışmalarıyla ve kimlerin yönlendirmesiyle bu yönde şüpheler baskı altına alındı?

– Muhafazakar bazı çevreler neden onun yanında yer aldı? Bu talimatı kimler verdi? Onları bu cepheye iten irade nedir? Sadece Erdoğan’a küskünlük mü yoksa çokuluslu bağlantılar mı?

– İmamoğlu ve arkasında yer alanlar neden Türkiye’nin menfaatlerine destek yönünde hiçbir açıklama yapmaz? Neden Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Ege’deki askeri hareketliliğe tavır almaz? Türkiye’nin çevrelenmesine neden suskunlar? Yoksa onlar da o büyük projenin içerideki ortakları mı?

– Peki Ekrem burada ne arıyor? Böyle bir adam İstanbul’un başına nasıl geçecek? Devlete saygısı olmayan, millete saygısı olmayan, Türkiye’nin tarihsel mücadelesinde karşı tarafta yer alan bir adama İstanbul nasıl teslim edilecek? Neden onun adıyla yeniden Konstantinapol tartışması başlatıldı?

“TÜRKİYE EKSENİ”’NE KARŞI İMAMOĞLU. SEÇİMDEN SONRA DA DEVAM EDECEĞİZ

Seçilse de seçilmese de bu tartışmayı kesintisiz sürdüreceğiz. Seçimin çok ötesinde bir tehdit söz konusudur ve buna göz yummayacağız. Türkiye için nasıl mücadele veriyorsak, İmamoğlu ve arkasındakilere karşı da aynı mücadeleyi sürdüreceğiz.

Çünkü biz “Türkiye Ekseni”nde yer alıyoruz. Bu, ülkemiz için en üst siyasi kimliktir. Onlar tarihsel kodlarla üzerimize geliyorsa biz de tarihsel iddialarla önlerine set çekeceğiz.

Seçimden sonra devam edeceğiz.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
617 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Her şey kültür ve sanat için…

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Sirkeci Garı, 1890’dan beri İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ve 129 yaşında. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak yapılan Haydarpaşa Garı ise 111 yaşında. İstanbul’un sembolü olan bu iki tarihi garda bulunan bazı binalar ve açık alanlar, önümüzdeki 15 yıl boyunca sadece kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılmak üzere, 2017’de 10 bin sermayeyle, 29 yaşındaki bir girişimci tarafından kurulmuş bir şirkete kiralandı. Genç girişimci, hiçbir şekilde ticari amaçlar için kullanamayacağı bu tarihi mekanlardaki binalar ve...
  • Konu kapandı mı?

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin güneyinde başlattığı harekât, ABD’nin müdahalesi ile durduruldu. Bu elbette bir Amerika müdahalesidir! Ne için yapılmıştır peki? Orada konuşlandırdığı “Kürtler”den oluştuğu söylenen silahlı unsurlarını korumak için. Suriye bir vekalet savaşı sahası ve ABD bu sahada PKK/PYD unsurlarını kullanıyor. Bu müdahaleyi “Kürtler ölmesin” diye mi yaptılar peki? Asla ve kat’a. Onlar için Kürtler ölmüş, Araplar ölmüş, Türkler olmuş hiç mesele değil. Hepsi ölebilir, bir tek İsrail yaşa malıdır! ABD’nin Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu İsra...
  • Nuri Pakdil’in ardından

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Gençtim, habersizdim, Nuri Pakdil destanını Şaban Abak’tan işittim ilkin. Sene 1988. Nuri Pakdil çoktan çekip gitmişti o vakit. Nesi varsa (Kitaplar, kitaplar, kitaplar) dağıtıp bir otel odasında inzivaya çekilmişti. Cesaret isterdi ziyaretine gitmek; yeterince devrimci -bilhassa “antifiravunist”- bulmadıklarını azarlarmış ve devrimcilik konusunda Nuri Pakdil’den geçer not almak çok zormuş zira. Antiemperyalistlik, antikapitalistlik, antinasyonalistlik, “antifiravunistlik” standartlarını çok yüksek tutarmış. Fevkalade hassas...
  • ‘Esed’le ne yapacağız’ sorusuna geldik

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Endişeliydim, Barış Pınarı Harekatı sırasında başımıza bir çorap örüleceğinden. Trump bir türlü konuşuyordu ‘öteki Amerika’ bir türlü. Avrupa’da Macaristan hariç aleyhte beyanat vermeyen kalmamıştı. Münbiç’te rejim birdenbire yeni bir zemin kazanmıştı, üstelik YPG’yle temas halinde. Kobani de kapsam dışına çıkıyordu. Trump’ın tweetleri berbat mı berbattı. Mektubu tweetlerinden daha berbat. ABD Başkan yardımcısı Pence Ankara’ya gelmişti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşırken suratından düşen bin parçaydı. O saatlerde bor...