logo

11 Kasım 2019

‘Kemalizm Türk’ün dinidir’


D.Mehmet Doğan
m.dogan@gmail.com

Dün (10 Kasım) olup bitenlere bakarak bunu söylemeden kendimi alamadım!

Aslında bu söz bana ait değil…

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğünün ilk baskısında (1945) “din” maddesinde yer alan bir cümledir bu. Gerçi “mecaz” olduğu belirtilmiştir, ama düne bakarak “bunun neresi mecaz, kesin gerçek” demek durumundayız. Sözlüğün ilk baskılarında “Kemalizm Türk’ün dinidir” denilirken, sonraki baskılarda “Atatürkçülük Türk’ün dinidir” denilmiştir.

Din nedir?

Din inanca müteallik bir kavramdır.

Kemalizm inanç olabilir mi? Kemalizme iman edilebilir mi?

Artık Atatürkçülük bir ideoloji olmanın ötesine geçmiş, “kesin inanç” haline gelmiştir. Bu ülkede Atatürk’e iman derecesinde bağlı olanlar vardır. Ve bağlılık resmiyet tarafından da sürekli tahkim edilmektedir.

Bugün devlet idaresi ve idarecileri ile ilgili eleştiriler, benzer şeyler 1930’larda olmuşsa nasıl bir tavır takınılır? Eleştirmek bir yana, hatta, o zaman yapılanlar yüceltilir. Mesela bugünün cumhurbaşkanı, Diyanet İşleri Başkanı’nı partisinin il başkanı yapamaz. İlk Diyanet reisi Rifat Börekçi Atatürk tarafından CHP il başkanı yapılmıştır ve bu konu açıldığında en hızlı laikçilerden dahi tık çıkmaz!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Anayasa’da “devletin dini din-i İslâm’dır” denilmiştir. Bu anayasa hükmü, 1928’de kaldırılmış, daha sonraları yerine CHP’nin altı oku konulmuştur. Burada açıkça olmasa bile örtük tarzda dinin yerine ideolojinin konulduğu kolaylıkla anlaşılabilir.

Tek Parti döneminde dine (İslâm’a) mesafeli durulmuştur, daha ötesi dini geriletmek için mücadele edilmiştir; ideoloji bu yüzden de din olarak tanımlanmak istenmemiş olabilir. Ama hakikat odur ki, ideoloji dinin alanına yerleştirilmek istenmiş ve bütün sonraki anayasalarda ilke ve inkılaplara (bunlar esasta CHP’nin ilke ve inkılaplarıdır, sonra genel havası verilmiştir) uymak mecburiyeti getirilmiştir.

Bugün de Anayasa’yı açıp bakarsanız, bunu kolaylıkla görebilirsiniz.

Bu ne anlama gelir? Bütün siyasi partiler CHP gibi olacak. Eğer sapma olursa, kapatılacak veya darbe ile iktidardan uzaklaştırılacak. Türkiye’de her darbe CHP iktidarını yeniden tesis fikir arka planına sahiptir.

Son yıllarda siyasi partilerin CHP’lileştiğine dair çok açık belirtiler vardır ve bu iktidar partisinde dahi görülmektedir.

Kemalizm dininin kült merkezi Anıtkabir’dir.

Anıtkabir Türkiye’de (belki dünyada da) benzeri olmayan bir “mezar”dır. Bu kabirde Atatürk’ün vecizelerinden başka ibareye rastlanmaz. Halbuki bu topraklarda bütün devlet başkanlarımızın türbeleri, mezarları, bu milletin benimsediği dinin sembolleri ile bezelidir.

Daha başlangıçta Atatürk’ün kabrinin bir türbe olması istenmemiştir. Atatürk’ün türbeleri kapatmış alması bunun gerekçelerinden biri olabilir. Türbelerin kapatılış gerekçesi, türbe ziyaretlerinin hurafevî unsurlar ihtiva etmesidir. O türbede yatan şahıstan talepte bulunmak bunlardan biridir. Anıtkabir’e türbe denilmemiştir ama bu mekân, hiçbir türbede görülmeyen hurafevî uygulamalara sahne olmaktadır.

Bir bakarsınız, avukatlar Anıtkabir’e yürümüş. Neden? Mevcut hükümeti Atatürk’e şikâyet etmek için! Ertesi günü öğretmenler veya başkaları böyle eylemler yapabilir. Bu arada Atatürk’ün pozitif ilimci bir şahsiyet olduğu tamamen unutulmuştur. “Hayatta en hakiki mürşit müsbet ilimdir, fendir”. Pozitivzm, ruhu ve öte dünya hayatını kabul etmez. Bu itibarla Anıtkabir’in âdeta yatıra dönüştürülmesi Atatürkçülükle nasıl bağdaştırılabilir?

Anıtkabir başlangıçta bir “kült merkezi” olarak inşa edilmek istenmiştir. İşte yarışma şartnamesindeki cümleler:

“Anıt bir ziyaretgâh olacaktır. Bu ziyaretgâha büyük bir şeref medhalinden girilecek ve yüzbinlerce Türk’ün Ata’sının önünde eğilerek tazimini sunmasına ve bağlılığını tekrarlayarak geçmesine müsait olacaktır.”

“Bu âbide, Ata’nın asker Mustafa Kemal, Devlet Reisi Mustafa Kemal, büyük siyasî, ilim adamı, büyük mütefekkir ve nihayet yapıcı ve yaratıcı büyük dehanın vasıflarının kudret ve kaabiliyetinin timsali olacaktır.”

Devletin laiklik iddiası, ancak İslâm’a karşıdır. Devlet esasında bir din devleti olarak konumlandırılmıştır. Kendi kültünü oluşturmuş ve o kültü kitlelere eğitim ve iletişim araçlarını kullanarak büyük benimsetmek istemiştir. Devletin dinine uymayan dinler reddedilmiştir. Şimdi camilerde Atatürkçülük havası estirilerek Müslümanlık devlet dinine, kemalizme uydurulmaya çalışılmaktadır!

Bir zorlama karşısındayız ve en azından bunun farkında olduğumuzu göstermek zorundayız!

(KARAR)

Etiketler:
Share
235 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Düzmece aydın ile zoraki muhalefet kolkola

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    “Bir yığın yeteneksizin nasıl olup da ülkenizi, şirketinizi, fabrikanızı, mağazanızı, büronuzu avuçlarının içine aldıklarına şaştığı­nız oluyor mu?” sorusuna cevap arıyor. Dr. Laurance J.Peter. Cevabı şu: ken­di yeteneksizlik düzeyine erişen bir görevli, görevinin gereğini yerine getireceğine, kusursuz olarak ya­pabildiği bir dizi başka işlere girişir, asıl işini yapacağına sürekli hazırlıklarla oyalanmayı ter­cih eder. Örneğin yeteneksiz matema­tik öğretmeni öğrencilerine matematik öğreteceğine matematiğin öneminden bahseder.” (Peter İl­kesi, ...
  • Yönetim İslâmî değilse

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    Daha ziyade fıkıh ve kelam kitaplarında ve az sayıda siyaset, emval vb. konulara ait kitaplarda İslam devlet başkanı olabilmek için kişinin hangi nitelikleri taşıması gerektiği anlatılmış ve tartışılmıştır. Ehl-i sünnete göre Kurayş kabilesinden, müctehid derecesinde alim, vücutça sağlam, güzel ahlak sahibi olması ve bir şekilde ümmetin kendisine bey’at etmiş olmaları gerekiyor, ama evdeki hesap pazardakine uymuyor. Uymayınca da teker teker niteliklerden vazgeçiliyor, zaruret, fitnenin ve kargaşanın önlenmesi, ümmetin ve İslam vatanının koru...
  • 100 soruda ahiret!

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    Dün toprağa verilen Mümtaz Soysal’ın meşhur kitabıdır, “100 soruda Anayasa..” Ondan esinlenerek, “100 soruda ekonomi” başlığı ile. “100 soruda Milli Mücadele” başlığı ile.. “100 soruda Annelik-Babalık Rehberi” başlığı ile. “100 Soruda Vasiyetname” başlığı ile.. Ve daha nice “100 Soruda” diye başlayan kitaplar yazıldı.. Mümtaz Soysal’ın ölümü ve dün bir camide cenaze namazının kılınıp.. İslam mezarlığına defnedilmesi vesilesi ile.. Şimdi biz bir kitap önerisi daha yapalım: “100 Soruda Ahiret!” Siz, isterseniz “Ahire...
  • Netanyahu yine azdı

    14 Kasım 2019 YAZARLAR

    İşgal rejiminin başbakanı Benyamin Netanyahu’nun erken genel seçimleri tekrar etmesine ve siyonist kitlenin desteğini almak amacıyla Batı Yaka’yı İsrail’e ilhak edeceğine, bu bölgede yeni yahudi yerleşim merkezleri inşa edeceğine dair vaatlerde bulunmasına rağmen beklediği desteği alamadı. O yüzden işgal devletinin parlamentosu durumundaki Knesset’te, anlaşabileceği partileri bir araya getirmek suretiyle bile bir koalisyon hükümeti oluşturmaya yetecek sayıda sandalye kazanamadı. Bu durum işgal rejiminde yeniden bir hükümet krizi sorununun yaşan...