logo

20 Ağustos 2019

Kayyum kazanacaktıysa neydi o sandık!


Akif Beki
a.beki@gmail.com

İktidarın seçim vaadiydi, kazansalar bile HDP’lilere başkanlık yaptırılmayacak, hatta ertesi gün görevden alınacaklardı.

Sormaktan dilimizde tüy bitti…

Seçilmeleri yasaksa seçime nasıl girebiliyorlar?

Yasal bir engel varsa YSK adaylıklarına nasıl onay veriyor?

‘İstersen seçebilirsin’ diye seçmene sunup ama yanlışı seçerse saymayacağını söylemek milli iradeyi tanımazdan gelmek değil mi?

Suçsa seçmene tuzak kurmak gibi olmuyor mu?

Hani sandıkla gelen sandıkla gidecekti, hani demokrasilerde millet ne derse o olurdu, hani sandıkla inatlaşılmaz milletin tercihleriyle zıtlaşılmazdı dedik durduk fakat nafile!…

Dediği dedik, sözünden dönmedi iktidar, o seçim vaadi 4 ay gecikmeyle hayata geçirildi.

Madem Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanları görevden alınacak, yerlerine kayyum atanacaktı, ta en baştan belliydi… Niye kuruldu o sandıklar, pusulaya adları basılıp göstermelik olarak mı halkın önüne kondu?

‘Seçim meydanlarında söylenen seçim meydanlarında kalır, sandıkla harbiden kavgaya tutuşacak değiller ya’ diye umutlanacak bile olduk geciktirilince.

Ama unutmadı, dediğini yaptı iktidar.

Yeni bir durum mu ortaya çıktı, hayır.

Terör orgütüyle iltisak ve destek suçlamasıyla haklarında açılan idari, adli soruşurmalar gerekçe gösteriliyor.

Belediye kaynaklarını terör orgütüne peşkeş çekiyor, teröristlere iş ve imkan sağlıyorlarmış. Bu kaynak transferi ve kötüye kullanıma son vermek için geldiklerini söylüyor atanan kayyumlar.

Mardin Belediye Başkanı Ahmet Türk, 2016’da da benzer iddialarla görevden alınmadı mı? 31 Mart’ta tekrar aday olabildiğine göre demek ki iddialar, üç yılda bir yargı kararına dönüşmedi. Hakkında kesinleşmiş ve adaylığına mani bir mahkeme kararı çıksa seçime sokulur muydu?

Geçici tedbir olarak, soruşturma ve kovuşturmaların selameti için alınıyor, yerlerine il valileri vekaleten oturtuluyorsa…

Önceki geçici kayyum tedbirleri ne kadar geçici oldu, nasıl sonuçlandı; açılan dava ve soruşturmaların akıbeti ne oldu diye hatırlatmazlar mı peki!

‘Seçime girmek serbest ama kazanmak idari kararla yasak’ gibi bir absürtlüğü konuşuyor olur muyduk; iddiaların somut dayanağı vardıysa ve mahkemede kanıtlanabiliyorduysa?

Yine yargı kararı aranmıyor, yine idari tasarruftan başka elde avuçta yok bir şey…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, HDP adayları konsunda lafı dolandırmadan seçmeni uyarmıştı. “Benim vatandaşım bunları geri almana fırsat veriyorsa, belediyelerin imkanlarını Kandil’e gönderecek veya teröre kullanacak olursanız, hiç beklemeden yine kayyumları atarız” demişti.

Vatandaş bu açık ihtara rağmen tercihinde ısrar etti, sakıncalı ilan edilen adayları yine seçti.

İdari kararla sandık sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, iradesinin yok sayılmasına vatandaş tepkisi olarak okunması gerekmez miydi?

Şimdi o seçmene, iradesini çöpe atarak verilen mesajın sonuçları üzerine de iki dakika düşünmeli yetkililer.

HDP’li seçmenin sandığa inancının sarsılması, demokrasiye ve hukuka itimadının yitirilmesi ne getirir ne götürür?

Oylarını değiştirmedikçe tercihlerine saygı duyulmayacaksa, Kandil’e kadar yolları var, neyse görsünler mi hallerini?

O seçmeni itmeden, dışlamadan, terör örgütünün istismarına terk etmeden demokratik siyasete çekerek kazanmak, bataklığı kurutacak milli güvenlik siyasetiydi güya…

Hem de ‘beka sorunu’ yaşarken ve terörle mücadele adına gözden mi çıkarılacak illerinde yüzde 50’leri aşan bir çoğunluk? Kime yarar?

Terör elebaşılarına istediklerini vererek onları sevindirmiş, propagandalarını körüklemiş olmuyor muyuz diye bile sorgulanmıyor hala.

Her siyasi tercihin baş üstünde yeri vardı ama ‘yanlış’ta ısrar eden seçmeni cezalandırmak da var mıydı demokrasinin fıtratında?

(KARAR)

Etiketler:
Share
318 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...