logo

16 Kasım 2018

Katillerin elindeki ‘nifak’ silahı


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Hani İstanbul’a, Kaşıkçı cinayetini soruşturmaya gelen Suudi Başsavcı Mucep vardı ya…Hani korkutucu suratı olan, gaddar bakışlı ‘hukuk’ adamı…

İşte o bet suratlının sözcüsü, dün Riyad’da bir basın toplantısıyla ulaştıkları bulguları açıkladı. Ama ne basın toplantısı, bırakın hesabı, soru bile sorulamıyor.

15’i infaz timinden olmak üzere, irtibatı saklanamayan toplam 18 Suudi yetkili gözaltına alınmıştı.

Başsavcı, suratsızlığına vuran gudubet kadar mendebur bir sonuca varmış. 18 zanlıdan 11’ini cinayetle ilişkilendirip suçluyor. 5’ine de cinayetten idam cezası istiyor.

İdamı istenenler arasında cinayete bilfiil katılanların yanı sıra talimatı verenler de yer alıyormuş.

Fakat Veliaht Prens bin Selman mı?…

Hayır, talimat zincirini ona kadar uzatmıyor Başsavcı, soruşturma kapsamında değil hazret.

Ölüm emrini, İstanbul’a gelen ‘ikna’ timinin lideri vermiş. Görevi, can korkusuyla kaçan gazeteciyi ülkesine dönmeye ikna etmekmiş. Ama başarısız olunca boğuşmuşlar ve ellerinden o uğursuz kaza çıkmış.

Cesedi de parçalayıp ortadan kaldırmışlar. Ama yerli işbirlikçinin yaklaşık eşkali belirlenmekle birlikte kimliği tam tespit edilemediği için, yerini bulamıyorlarmış.

Trump çok haklı, tarihin en berbat örtbas hikayesi.

Kameraların gözünün içine baka baka, yüzü kızarmadan maval okuyor Başsavcılık.

Fakat kimse, Veliaht Prens çıplak, o mızrak bu kamuflaja sığmadı diyemiyor.

İnfaz emrini vermek tim liderine, yerine getirmek tetikçilere, azmettirme suçu da malum istihbarat başkan yardımcısına yıkıldı.

‘Böyle martavallar anlatarak ancak kendinize güldürürsünüz, bu örtüyle kapatamazsınız altındaki gerçeği’ diyecek, yalanlarını Başsavcı’nın hayasız yüzüne vuracak gazeteci yok nasılsa karşısında.

‘Fitne ve nifak mı çıkarıyorsun, İslam düşmanlarının uşağı mısın sen, Allah’a mı karşı geliyorsun’ oklarına hedef olmayı hangisi göze alabilir ki?

Üstelik, en son göze alanın akıbeti de gün gibi ortada dururken…

Gülünçlüğün, utanmazlığın bini bir riyal, sudan ucuz.

***

‘İbret-i alem için meydanda sallandıracaksın ikisini; bırak kalkışmayı, bak bir daha aklından geçiren oluyor mu’ devri geçti.

Ortadoğu’nun en etkili susturma silahı, geçmiş tüm çağlarda olduğu gibi hala ‘nifak ve fitne’ suçlaması…

Mürur-u zamana uğramayan, modası geçmeyen en caydırıcı ‘Demokles’in kılıcı’ hala ve hükmünü çatır çatır icra ediyor.

Dünyaya şirin, sevimli görünmek için ‘ılımlı İslam açılımı’yla imaj parlatan Prens’in son sığınağı, güvencesi de işte bu sihirli sözcükler.

Lafta, Suud’a hak ve özgürlük getirmeyi vaat ediyordu.

Hesapta, Ortadoğu’yu yeni Avrupa yapmadan, bunun başarıldığını görmeden ölmek istemiyordu.

Eleştiriye açıktı, reformcuydu, basını özgürleştirmek de projeleri arasındaydı, şeffaflık şampiyonluğuna oynuyordu güya.

Ne gezer; civarına, semtine uğramıyor.

Serbest tartışma ortamı sağlayacaktı, adalet talebini bile tartıştırmıyor.

Farklı fikirlerin çatışmasından hakikat güneşleri doğuracaktı; en ufak aykırılığı ümmete fitne ve nifak sokma ithamıyla karşı karşıya bırakıyor.

‘İkilik, ayrılık ve bozgunculuk’ çıkarma yaftasının arkasına saklanıyor şimdi.

Gerçeği karartmakta kullanılan bu hesap sordurmama ve sorgulatmama silahı, karanlık rejimlerin elinden alınmadıkça…Ne mümkün cinayetleri aydınlatmak!

(KARAR)

Etiketler:
Share
255 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...