logo

İyiliğin de kötülüğün de takvimi aynıdır


Mustafa Karaalioğlu
m.karaalioglu@gmail.com

Her başlangıç, özellikle de yeni yıllar insan tabiatında heyecan yaratır. Kötü giden ne varsa değişecek, huzur ve iyilik gelecek duygusu en zayıf yerimizden sirayet eder. Daha iyi olacaktır, daha kolay olacaktır, daha huzurlu veya daha ne bekliyorsak…

Oysa talih ve kader için yeni yıl, eski yıl, ocak veya haziran farketmez… Hayatın tabiatı güne, aya, yıla göre değişmez. Bazen bir dakikada bambaşka hal alan hayatlar bazen senelerce yerinde sayar. Yeni yıl ne bir mucizedir, ne de kapıyı açıp bütün kolaylıklara yelken açmak zamanıdır. Dün, geçen yılın son gününden hiç farklı değildi.

Yine de umutsuzluğa kapılmayalım, iyi tarafından bakalım. Huzuru, güzelliği, başarıyı, zenginliği arayan için hergün bir yılbaşıdır. Ne zaman istersen başla… Madem ocak ayının ilk günü işe yaramadı, sonraki gün, sonraki ayın ilk günü yazın ortası yahut umutlar sonbahara kalmışsa o zaman başla.

Ülke için de böyle… Aradığımız şeyin bir sabah altın tepside önümüze gelmeyeceği tecrübeyle sabit değil mi? Öyle olsaydı geride kalan yıllar getirirdi o tepsiyi.

Adı, hukuk, adalet, güvenlik, kalite, liyakat, ehliyet, dürüstlük, empati, anlayış veya ahlak olsa da toplumun aradığı şey insanın aradığından farklı değildir; huzur!

Huzur yani; güven içinde yaşamak, saygı görmek, adaletten emin olmak, hakkını yedirmemek. Yahut, seviyesizliğe mahkum olmamak, kirli fikirler amtosferini teneffüse zorlanmamak. Yalana, çarpıtmaya, hamasete, slogana mağlup olmamak…

Takvimler birinci günden başladı diye yanlışların hiçbiri düzelmeyecektir. İyiliğin, ahlakın ve umudun takvimi varsa kötülüğün, yalanın ve çirkefliğin de takvimi vardır. Doğruluğun yılbaşı varsa yalanın da yılbaşı vardır. Ocak’ın başı adaletin olduğu kadar adaletsizliğin de günüdür…

Bir saat çalışırken öteki durmuyor, bir takvim ilerlerken diğeri beklemiyor ne yazık ki…

Daha iyi bir hayat istemek gibi daha huzurlu bir ülkede yaşamanın da bilinen tek yolu vardır o da bunu hak etmektir. Doğruyu bıkmadan tekrarlamak, iki kere ikinin dört ettiğini usanmadan tekrarlamak ve korkmadan fikir hürriyetine taraf olmak…

Takvim ilerledikçe umut örselenir ve zihin yorulur ama bu hale izin vermeden hakikati ayakta tutmaktan başka yol yoktur. Bakarsınız gün gelir yalan yorulur, gün gelir kalitesizlik havlu atar…

Bu ülke elindeki listeden herhangi bir meseleyi hallederse geri kalanların üstesinden zorlanmadan gelecektir. Bunu da kulağa küpe edelim.

Yeni yıl herkese huzur getirsin. Dün gelmediyse, yarın gelsin, olmadı gecikmeden gelsin de ne vakit isterse buyursun…

(KARAR)

Etiketler:
Share
5617 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...