logo

14 Haziran 2019

Hürmüz Boğazı civarında deniz güvenliği


Akif Beki
a.beki@gmail.com

Hürmüz Boğazı’nın Basra Körfezi tarafında yer alan BAE’nin Füceyre limanı yakınındaki dört kargo gemisine yönelik olarak 12 Mayıs 2019 tarihinde gerçekleştirilen saldırının üzerinden çok fazla zaman geçmeden bu boğazın dışında yer alan Umman Körfezi’nde, dün sabah yani 13 Haziran Perşembe sabahı iki petrol tankerinde patlama meydana geldi. Yapılan açıklamalarda patlamanın sabotajdan kaynaklanması ihtimalinin yüksek olduğu dile getirildi. Arka arkaya iki gemide birden patlama meydana gelmiş olması sabotaj ihtimalini artırıyor. Tabii bu olaydan önce BAE’nin Fuceyre limanının önünde dört gemiye saldırı düzenlenmiş olması şüpheleri daha da artırıyor. Yani olaylar bölgede deniz nakliyatı güvenliğine yönelik tehditlerin artması sonucuna götürüyor.

İran resmi haber ajansı IRNA, patlamaların meydana geldiği iki gemide bulunan 44 kişinin İran askerleri tarafından kurtarıldığını ve İran’ın Hürmüzgan eyaletindeki Cask limanına nakledildiğini haber verdi.

Reuters Haber Ajansı’nın verdiği bilgiye göre saldırıya uğrayan gemilerden biri Norveç’in Frontline şirketine ait Front Altair isimli gemi, diğeri de Kokuka Sangyo adlı Japon şirketine ait olan ancak Panama bayrağı taşıyan Kokuka Courageous isimli gemiydi.

Japonya Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da Japonya’ya yük taşıyan iki petrol tankerinin Hürmüz Boğazı yakınlarında saldırıya uğradığı dile getirildi.

Bütün bu olaylar Hürmüz Boğazı çevresinde deniz nakliyatına yönelik ciddi risklerin oluştuğunu ortaya koyuyor.

12 Mayıs’ta Fuceyre limanı yakınında dört gemiye yönelik saldırının arkasında İran’ın olduğu iddiası gündeme getirildi. İran ise suçlamayı kabul etmiyor ve henüz kimin olduğunu ispat etmeye yetecek miktarda deliller ortaya konabilmiş değil.

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 3 Temmuz 2018 Salı günü İsviçre’de yaptığı açıklamada İran’ın petrolünün ihraç edilmesinin engellenmesinin bütün bölgenin yani Basra Körfezi bölgesinin petrolünün ihracının engellenmesi anlamına geleceğine dikkat çekti. Ruhani’nin bu açıklaması tabii Hürmüz Boğazı’nın kullanılmasının engellenmesi veya zorlaştırılması ihtimalini akla getirdi.

Ruhani’nin açıklamasından sonra Devrim Muhafızları Ordusu adına açıklama yapanların söyledikleri de maksadın bu olduğunu gösteriyordu. Bu durumda dünya petrollerinin yüzde yirmisini oluşturan bir miktarın Basra Körfezi’nden çıkarılmasının önüne engel konulması ihtimali akla geldi.

Ancak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma imkanının olmadığını daha önce de yazılarımızda dile getirmiştik.

Bununla birlikte İran’ın tehdidinin bir de arka planı vardı. O da bu ülkenin ilişkili olduğu birtakım örgütlerin yapabileceği saldırılar ve bu saldırılar vasıtasıyla Arap Yarımadası’nda petrol üretimini, Hürmüz Boğazı çevresinde de nakliyatını riskli hale getirmesi ihtimaliydi. Fuceyre limanı yakınında dört gemiye yönelik saldırının ardından Husi örgütüne ait insansız hava araçlarının Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini vurması bu konudaki endişeleri haklı çıkaran bir gelişme oldu.

Şimdi de Umman Körfezi’nde iki petrol tankerinde meydana gelen patlamanın sabotajdan kaynaklandığının kesinlik kazanması durumunda İran üzerindeki şüpheler ve ona yöneltilen eleştiriler artacaktır. Olayın arkasında ABD’nin planlarının ve birtakım karanlık işlerinin olması ihtimali de tartışma konusu olabilir. Ama uluslararası platformda yapılacak tartışmaların hedefinde birinci derecede İran yer alacaktır.

Bölgede deniz nakliyatı güvenliğinin ciddi şekilde riskli hale gelmesinin, gerginliği artırması ve ABD’nin İran’a yüklenmek için fırsatı değerlendirmesi söz konusu olabilir. Ama biz bu gerginliğin savaşa dönüşmesini yakın bir ihtimal olarak görmediğimizi belirtelim.

(YENİ AKİT)

Etiketler:
Share
460 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İNZAL EDİLMİŞ ADIMIZI, ÜRETİLMİŞ “İSLÂMCI” KAVRAMI İLE DEĞİŞTİRMEK SAPMALARA KAYNAKLIK ETMİŞTİR

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Her din ya da ideoloji, kendini özgün taşıyıcı kavramlarıyla ifade eder, tanımlar ve mesajını insanlara ulaştırır. Temel tanımlayıcı kavramlar, nötr değildirler; zihnine girdikleri, kendilerini benimseyerek kullanan insanları, kendi arka planındaki din, düşünce, felsefe ve ideoloji istikametinde dönüştürürler. Bunlar, o din ya da ideolojinin, taşıyıcı, inşa edici ve dönüştürücü etkiye sahip olan inanç eksenli kavramlarıdır. Bir de taşıyıcı olmayan, yani dinî ve ideolojik boyutu belirleyici olmayan kavramlar vardır ki onları, her din ya da ideol...
  • ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir Kaynak: ‘Savaş ve Siyaset’, Aynı Hedef İçin, Farklı Silâhlarla Yapılan Eylemler Manzumesidir – SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

    02 Mart 2020 YAZARLAR

    Bu Pazar günü, birkaç noktaya değinelim: 1- Anamuhalefet’in lideri ve sözcülerinin, ‘Bizim askerimizin tırnağının ucundan kesip attığı bir parça bile bütün Suriye’den daha değerlidir.’ şeklindeki sözü çok matah bir şeymiş gibi geçen hafta boyunca sık sık dile getirmeleri sorgulanması ve utanılması gereken bir yaklaşımdır. KK ve adamları, yürekleri elveriyorsa, aynı sözü, Suriye için değil de, o ülkeye yarım asırdır zorla tahakküm ve zulmeden Baas Partisi, Esed Hanedanı ve Beşşâr Esed’in şahsı için söylesinler. Ama, dilleri varmaz ona bir olu...
  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...