logo

Hukukta nedensellik bağı


Rasim Özdenören
riozdenoren@gmail.com

Nedensellik bağı (illiyet rabıtası) genel olarak her olayın bir nedeni bulunduğu fikrini tazammun eder. Her olay bir nedene bağlıdır ve bu neden bir önceki olayın sonucudur.

Nedensellik bağı, hukukta, sonuç ile sonucu ortaya çıkaran faktörlerin arasındaki ilişkiyi belirten bir hukuk terimidir. Medeni hukukta da ceza hukukunda da, sorumlu tutulabilmek için uygun illiyet bağının varlığı aranır. Neden ile sonuç arasında böyle bir bağ kurulamıyorsa sorumluluk oluşmaz. Zaman dizisi içinde, biri olmadan diğerinin de ortaya çıkamayacağı iki olay, görüngü ya da süreç arasındaki ilişki bulunması zorunludur: örneğin çocuğun, yaşça annesinden büyük olamayacağı… Bulut olmadan yağmurun yağmayacağı, şimşek çakmadan gök gürültüsünün olmayacağı gibi durumlar… Veya birinin cebindeki paranın durduk yere bir başkasının cebine girmeyeceği… Boğazı kesilmiş olarak bulunan birinin yanında bulunan bıçağın kendiliğinden o boğazı kesmeyeceği…

Nedensellik bağı hukukta, özellikle ceza hukukunda son kerte önem taşır. Örneğin bir kişinin bir evden içeriye girdiği tanıklarla ve her türlü kanıtlarla biliniyorsa ve fakat o kişinin dışarı çıktığını gören yoksa başka delillerle de o kişinin dışarıya çıktığı kanıtlanamıyorsa, burada, ancak karinelerle sonuç çıkarılır. Ancak karine hiçbir zaman kesin kanıt yerini tutmaz. O kişi girdiği kapıdan çıkmamıştır da başka bir kapıdan veya pencereden çıkmış olabilir. Kişi buhar olmamışsa ya içeridedir ya dışarıdadır. Sonuç hukukî kanıtlarla tespit edilmek zorundadır.

Karakuş Kadı’ya izafe edilen ilginç bir kıssa anlatılır:

Bir hırsız etrafı kolaçan ettikten sonra balkondan içeri girmeye karar verir. Biraz tırmandıktan sonra balkonun parmaklığını tutar, fakat parmaklık kopar ve hırsız düşüp ayağını kırar. Bunun üzerine Karakuş’a gider ve:

-“Kadı efendi, soymak için bir eve girecektim; ama balkonun parmaklığı koptu ve düşüp bacağımı kırdım, ev sahibinden şikâyetçiyim. Tamam, hırsızlık suç ama cezası balkondan düşüp ayak kırmak değil” der.

Karakuş da ev sahibini çağırtır ve:

-“Be adam, niçin balkonunun parmaklığını sağlam yaptırmıyorsun. Sağlam yaptırsan bu adam düşüp bacağını kırmazdı” der.

Ev sahibi:

-“Aman efendim; parmaklığı marangoz yapmış, benim günahım ne?” diye karşılık verir. Bu defa marangozu çağırtır ve sorar:

-“Neden sağlam parmaklık yapmıyorsun?”

Marangoz:

-“Efendim, ben balkonun parmaklığını çakarken yeşil başörtülü bir hanım yoldan geçiyordu. Başörtüsü o kadar parlak boyanmıştı ki gözüm ona takıldı. Çiviyi de boşa çakmış olacağım” der.

Karakuş hemen emir verir, yeşil başörtülü kadını huzuruna getirtir. Kadın Karakuş’un karşısında endişeyle:

-“Benim suçum ne, boyasın diye boyacıya verdim, o boyadı.” der. Bu defa boyacı çağırtılır.

Karakuş boyacıya çıkışır:

-“Başörtüleri göz alıcı renge boyuyorsun, sonra marangoz çiviyi boşa çakıyor ve hırsız tırmanırken düşüp bacağını kırıyor”.

Boyacı verecek cevap bulamayınca Karakuş hükmü verir:

-“Asın bunu!”

Biraz sonra cellât gelip:

-“Kadı efendi, bu boyacının boyu kısa geldiği için sehpaya yetiştirip asamıyorum” der.Karakuş:

-“Öyleyse git uzun boylu bir boyacı bul ve onu as.”

Nereden nereye?..

İşte nedensellik bağı böyle bir şey: geriye doğru sürgit götürülemez. Götürüldüğü takdirde sonuçla ilişkisi bulunmayan nedenlere yelken açılır. Bu kıssada, pekâlâ boyacı da: “Efendim ben boyayı kendim imal etmiyorum, boya imalatçısından alıyorum” diyerek zinciri uzatabilirdi. Ama o zaman da bu kıssa çığırından çıkarılmış olurdu…

Etiketler:
Share
223 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ak Parti’nin ‘cinayetleri’

    27 Haziran 2019 YAZARLAR

    Bir siyasi parti ve cinayet… İki kelimenin bir araya gelmesi garip karşılanabilir ve yazı okunduktan sonra “bunun neresi cinayet” denilebilir. Söylememiz gereken şeyler var, hem de garazsız ve ivazsız (beklentisiz) sözler söyleyeceğiz. Bazılarına rahatsızlık vereceğiz, vereceğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dilemeyeceğiz! Bunları canımız sıkıldığı için yazıyoruz. Geçen yıl kaybettiğimiz mütefekkir romancımız Mehmet Niyazi’nin ilk romanı Varolmak Kavgası idi. Yıl 1969. Kitabın başında bir satırlık bir kitabe (epigraf) vardı: Canım sıkıldığı...
  • Belediyelerde çok başlılığa dönüş

    27 Haziran 2019 YAZARLAR

    AK Parti'nin devlette çok başlılıktan yana olmadığını biliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başından beri neyi savunduğunu da; üst düzey bürokratlar iktidarlarla gelip iktidarlarla gitmeliydi... Hatta Cumhurbaşkanlığı sistemiyle bunun hayata geçirme fikri de kendilerine ait. Genel müdür yardımcısı düzeyinden valilere kadar, atamayla gelen en tepedeki 500 yüksek bürokrat, iktidar değişimiyle birlikte kendiliğinden değişecekti hani... Her seçimden sonra, görevden alınmayı beklemeden tazminatlarını alıp gideceklerdi. Öyle idare mahkemesinden g...
  • Mustafa Kemal’in askerleri

    27 Haziran 2019 YAZARLAR

    Pardon, demokratik hukuk devleti ilkesinin çiğnenmesi değil miydi sorun? Fikir ve ifade hürriyetinin ihlali değil miydi? Devlette ‘Tek Adam’ anlayışının hakim kılınması değil miydi? Meşru siyasi muhalefetin kriminalize edilmesi değil miydi? Milletin kutuplaştırılması değil miydi? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını muhakkak Ekrem İmamoğlu’nun almasını, AK Parti’nin muhakkak irtifa kaybetmesini, CHP’nin muhakkak irtifa kazanmasını gerektiren şeyler bunlar değil miydi? Öyle demiyor muydunuz? Madem öyleydi; o halde İma...
  • Herkes her şeyi biliyordu

    27 Haziran 2019 YAZARLAR

    31 Mart seçiminin iptalinin “Hükümetin yargıya baskısı” şeklinde okunacağını ve Ak Parti’nin aleyhine olacağını… -Cumhurbaşkanı’nın “Partili” hüviyetiyle meydanlara çıkmasının hem “Adaletsizlik” hem de “Cumhurbaşkanlığı makamının siyaseten istismar edildiği” algısını besleyeceğini ve bunun en çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yıpratacağını… -Artı bunun yerel seçimi genel seçim havasına sokacağını ve yenilgi olursa bundan Erdoğan’ın da payını alacağını… -“Beka” meselesinin -tüm milletin ortak duyarlılık alanı olmasına rağmen- bir seçim ortamı...