logo

01 Aralık 2019

Hayatta daha çok şiir olsa…


Yusuf Ziya Cömert
y.comert@gmail.com

GÜNCELDÜNYAEKONOMİSPORHAYATTEKNOLOJİKARAR TVFOTO GALERİGÖRÜŞLERYAZARLAR
Yusuf Ziya CömertYusuf Ziya Cömert
yzcomert@karar.comHayatta daha çok şiir olsa…01.12.2019 Pazar 00:03 – Son Güncelleme: 01.12.2019 Pazar 07:58-A+16YORUM YAZ
Haiku’lardan yana şanslıyım. (Şanslıyım demek caiz mi?)

Babamların İstanbul İmam-Hatip’ten Fransızca öğretmeni Levent Sami Akalın ‘Japon Şiiri’ kitabı basılınca sınıfta kura çekmiş. Kura kime çıkarsa kitabı o öğrenciye hediye edecekmiş.

Kura babama çıkmış. İşte o zamandan itibaren bizim evde bu ‘Japon Şiiri’ kitabı vardı.

Bu sayede ben daha ilköğrenim çağımda Japon Şiiri’nden ve bilhassa Haiku’lardan haberdar oldum.

Daha o zaman sevdim Haiku’ları.

“Gül fidanında

Gül açıyor

Başka ne açacaktı ki?”

Bakın, unutmamışım.”

Bir de şu:

“Dolunay’a

Bir sap takılsa

Ne güzel yelpaze olurdu”

Japon şiirinde dolunaylar gerçekten çok belirgin.

‘Krizantem’i kelimesine ilk o kitapta rastladım. Bizim gülü sevdiğimiz gibi onlar da krizantemi seviyor diye düşündüm. Hiç görmeden, nasıl bir çiçek olduğunu hayal ettim.

Sonra krizantemin kasımpatı olduğunu öğrendim. Doğrusu benim hayalimde canlanan da ortanca ile kasımpatı arasında bir çiçekti. Yalnız renkleri kızıldı. Oysa kasımpatının renkleri muhtelif.

Cevdet Karal’ın ‘Sevgililer ve Bir Daha Sevmeyecekler İçin Küçük Şiirler ve Diğerleri’ kitabını okurken (Everest) “Aaa! Haiku” dedim.

“Kapının önünde bir çift

Ayakkabı

Duruşlarından anlıyorum

İsteksiz geldiğini”

Tamam, Haiku’dan bir fazlası. Çünkü, eğer biraz düşünürsen uzun, birkaç kısımdan oluşan bir hikaye var içinde.

Ama, “Pencereleri açık unutmuşuz/Kaynamış süt kokusu geliyor aydan” veya “Kısa şiir yazmak/Senin yüzüne uzun süre/Bakmaya güç yetirememek tıpkı” Haiku değil mi?

Hemen hemen.

Cevdet Karal’ın bu kitaptaki şiirlerine bakıp “Aaa! Haiku” demek dünyanın en kolay işlerinden biri.

Başka bir şeyi daha çağrıştırdı bana okuduklarım.

“Gücü bir bana mı yetiyor güzelliğinin

Karşıma çıksan, ölebilirim”

“Seni gösteren boy aynası/Sen çıktıktan sonra da/Birkaç saniye/Süslü kaldı”

“Dün buradan geçen bulutun/Gittiği yeri sormaya gelmiştim/Anla artık”

Böyle küçük şiirler. (‘Küçük şiirler’ Cevdet Karal’ın adlandırması.)

Bunlar eski şiirimizdeki beyitlere götürdü beni.

“Güllü diba giymişsin amma korkarım azar ider

Nazeninim saye-i har-i gül-i diba seni” (Nedim)

“Came-hab aldıkça ol afeti tenha koynuna

Sanuram ebrin girer mah-ı şeb-ara koynuna” (Baki)

Gibi beyitler.

Küçük küçük resimler, küçük küçük nükteler içeren beyitler.

Küçük küçük resimler çiziyor Cevdet Karal.

Kalemle çizilemeyecek, ancak şiirle çizilebilecek resimler.

Ruhunuzla paylaşabildiğiniz zaman, hissedebildiğiniz zaman sizi heyecanlandırabilecek resimler.

Mesela şuna bakın:

“Değiştirdin mi yoksa/Gittikten sonra ben/Kapının kilidini”

“Giremiyorum/O çok sevdiğin/Sözlerle içeri”

Karal, şiirleriyle Haikular arasındaki farkı kendisi yazmış.

“İnzivaya çekilip/Doğada arındıktan sonra/İçgörüyle yazarmış/Haiku şairleri”

“Benim tuttuğum yol başka/Bilincin bahçesindeki/Kuyuya kova sarkıtıp/Suyla çıkarır gibi/Dipte birikmiş görüntüleri/Kuyuya düşmüş yüzleri”

Cevdet Karal’ın şiirini önemsiyorum. Uyutmuyor şiirini, diri tutuyor. Peşini bırakmıyor, şiiriyle birlikte gidiyor.

Dünyadan kopmuyor. “Alışveriş Listesi” öyle bir şeydi mesela, hayatın ta ortasından.

Ümitleniyorum. Belki bu küçük küçük, ama güzel resimler Cevdet’in şiirinde yeni bir aşamanın alametleridir.

Şiirin bir şey söylemesi lazım diye düşünüyorum.

Söylemiyor mu? Söylüyor.

Tamam da, içinden söylüyor, içine doğru söylüyor, ruhumuzu ona açtığımız zaman içimize doğru söylüyor.

Bu kadarı için de şairlere müteşekkiriz.

Fakat, bu haliyle, hayatın dışında tutulabiliyor, üstü kapatılıp bütün aleladeliğiyle, kabalığıyla, yavşaklığıyla, hatta kirliliğiyle devam edebiliyor hayat, şiirin gözü önünde. Oysa şiirin hayatı tutması, kavraması, hatta sarsması lazım.

Belki de tokatlaması…

Nasıl bir dille söylenir bu? Ben ne bileyim?

Bu dili bulsa ve söylese… Böylece hayatta daha çok şiir olsa…

Daha iyi olmaz mı?

(KARAR)

Etiketler:
Share
414 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süleymani’nin öldürülmesine niye sevineyim?

    04 Ocak 2020 YAZARLAR

    İran’ın önemli generallerinden birisi, ABD füzeleri ile öldürüldü. Sevinmemiz gerektiğini söylüyor bazılarımız.. Gerekçeler önümüze koyuyorlar.. “Ortadoğu’da sürekli Şia mezhebinin yayılması için, haksız girişimlerde bulunup, örgütlenmeler yaptı.. Suriye’de binlerce Müslümanın ölümüne sebep oldu.. Yemen’den sorumlu.. Irak’tan sorumlu.. Kadınların ırzına geçilmesinden sorumlu.. Bebeklerin ölümünden sorumlu.. Esad’ın kimyasal silah kullanmasından sorumlu..” Devam ediyor, tutulan liste.. Devam ediyor, gerekçeler.. Ben ise şöyle bakıyor...
  • Tapu idaresi tepkide niye gecikti?

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Haber yankı uyandırmış, konu nazik, konu netameli, ucu 'çılgın proje' hassasiyetlerine dokunuyor, kamuoyu zaten teyakkuzda, duyarlılık tavana vurmuş, üstüne belediyelerin tapu bilgilerini online sorgulama yetkisinin kaldırıldığı söyleniyor, Kanal İstanbul hattındaki arazileri toplayanların izi sürülemeyecek deniyor, yer yerinden oynuyor... Ne beklersiniz; tepkilerin hedefindeki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün zaman kaybetmeden, sabah ilk iş duruma açıklık getirmesini. Peki onlar ne yapıyor? Haberi alan alıp satan sattıktan sonra, a...
  • Tribünlerin adalet sorununu çözmek!

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Adalet Bakanlığı “Seri Muhakeme Usulü” ile “Basit Yargılama Usulünün” 1 Ocak itibariyle uygulanmaya başladığını “yargıda yeni dönem” başlığı ile duyurdu. Adalet Bakanlığı Yargı Reformu’nun 24 Ekim 2019’da yasalaşan ilk paketindeki bu iki düzenlemeyi oldukça önemsiyor. Bu düzenlemelerin önemini Adalet Bakanı Abdülhamit Gül şöyle anlatmıştı: “1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek yargı sisteminde yeni bir düzenleme var: Seri ve basit yargılama… Yeni sistemde daha hızlı, adil ve makul kararların verildiği bir süreç olacak. Bu usul vatandaşl...
  • Ünal Karaman’ın kaliteli vedası

    03 Ocak 2020 YAZARLAR

    Belki daha önce de yazmışımdır. Ben, fanatik olmayan bir Trabzonspor taraftarıyım. Nasıl oluyor ‘fanatik olmayan’ taraftar olmak? En basit şekilde ifade edeyim. Trabzonspor’un bir haksızlık sonucu galip gelmesini istemem. Takım güzel oynasın ve kazansın. Bunu tercih ederim. Şenol, Kadir, Necati, Bekir, Turgay, Cemil, Ali Kemal, Hüseyin, İskender, Tuncay, Necmi... Bakın bunları ezberden saydım. Daha da sayabilirim. Trabzonspor’un şampiyonluklarını gördüm... Sonra İstanbul kulüpleri yeni çıkış yolları buldu. Daha zengindiler. Büyük...