logo

05 Ekim 2019

Hatalar silsilesi


Taha Kılınç
t.kilinc@gmail.com

Devletler de hata yapar. Nihayetinde, karar verici makamında insanlar bulunduğu için, onların değerlendirmelerindeki şaşmalar, devletlerin hatası olarak kayda geçer. Tarihten ibret alınmadığında, yanlışlardan ders çıkarılmadığında, istişare mekanizmaları sağlıklı çalıştırılmadığında, iyi niyetli tavsiyeler kulak ardı edildiğinde, kötü niyetli telkinlerin peşinden gidildiğinde, sağduyu ve feraset yerine hamakat ve hamasete öncelik verildiğinde hatalar da artar. Tüm bunların tersi olduğunda ise hatalar azalır ve en alt seviyeye iner.

Bu ölçüler ışığında, “Ortadoğu masası”nın dört ayağından biri olan Suudi Arabistan’ın son yıllarda sergilediği performansa baktığımızda, karşımıza ürkütücü bir tablo çıkıyor. Ürkütücü, zira yaptıkları sadece Suudileri bağlamıyor, Müslüman dünyayı da çok yönlü olarak yakından ilgilendiriyor. En hafif ifadeyle “savrukluk ve başıboşluk” olarak tanımlayabileceğimiz manzarayı, beş ana noktada hülasa etmek mümkün:

Mısır darbesine verilen destek

Müslüman Kardeşler Teşkilâtı (İhvân), Suudi Arabistan’la çalışmaya hazırdı. Muhammed Mursi, 2012’de cumhurbaşkanı olduktan sonra ilk yurtdışı ziyaretini Riyad’a gerçekleştirmişti. Vizyon ve ufuk sahibi bir devlet aklı, İhvân’ı zor kullanarak iktidardan düşürmeyi değil, işbirliğini yoğunlaştırarak onu kontrol altında tutmayı gerektirirdi. Ki İhvân buna dünden razıydı. Suudi Arabistan, böyle bir durumda bir taşla birkaç kuş vurabilecekti. Ama sandıktan çıkacak sonuçla yönetimin değişmesi ihtimalinden duyulan korku, 2013’te tanklarla kalabalıkların üstüne gidilmesinin onaylanmasına ve desteklenmesine yol açtı. Arap dünyasına model olma potansiyeli taşıyan siyasî bir fırsat böylece heba edildi.

Hamas’ın dışlanması

İhvân’a açılan savaşın bir yansıması olarak, Hamas da Suudi yönetimi tarafından “terör örgütü” statüsünde kabul edildi. Bu durum Filistin halkının gözünde Suudi Arabistan’a ciddi prestij kaybettirirken, Hamas’ın da yeniden İran’ın kucağına itilmesine neden oldu. Oysa Hamas, İran’dan aldığı yardım ve desteğe rağmen, Arap ve İslâm dünyasının tamamıyla organik bağlarını sürdüren ve dengeyi koruyabilen bir hareketti. Merkezi Şam’da bulunan İslâmî Cihâd Örgütü kanalıyla Filistin sahnesinde zaten etkili olan İran, Suudilerin öngörüsüz siyasetiyle Hamas’ı da kanatları altına aldı.

Katar’a abluka, Türkiye’ye açıktan muhalefet

“Teröre destek olduğu” suçlamasıyla, 5 Haziran 2017’de Katar’a yönelik başlatılan ablukayla eş zamanlı olarak, Türkiye’ye karşı açıktan bir muhalefet ve düşmanlık da belirdi. Fikir ayrılıklarını ve görüş farklılıklarını ustalıkla yönetmek yerine, kaba bir nefret dilinin benimsenmesi, Katar ve Türkiye gibi iki önemli müttefikin desteğinin yitirilmesine yol açtı. Oysa tam tersi bir siyaset, Suudi Arabistan’ı İslâm dünyası içinde daha da güçlendirecekti. Sadece El Cezire televizyonunun “Suudi yanlısı” yayın yapmasını sağlamak için bile olsa, buna değerdi.

Cemal Kaşıkçı suikastı

2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu binasında vahşice öldürülen Cemal Kaşıkçı, iddia edildiği gibi “yeminli bir rejim düşmanı” değildi. Birçok alanda ülkesinin politikalarını açıktan destekliyordu. Hatta Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın başlattığı reform programlarının da destekçisiydi. Sadece düştüğü bir şerh vardı: “Amacı doğru, yöntemi ve üslubu yanlış.” Tüm dünyada sözüne itibar edilen nadir Müslüman gazetecilerden biri olan Cemal Kaşıkçı’yı yok etmek yerine onun kredisinden faydalanmak ve onu Ortadoğu’dan dünyaya açılan bir pencere olarak kullanmak, yapılacak en doğru şeydi. Ki Kaşıkçı da buna hazırdı. Ancak akıl almaz bir tercih yapılarak, Kaşıkçı’nın öldürülmesi yoluna gidildi.

Yemen’deki insanlık dramı

İran destekli Hûsîlerin 2014’te başkent Sanaa’yı ele geçirmesiyle başlayan Yemen savaşı, Suudi Arabistan’ın stratejiden yoksun kaba müdahalesiyle, bir insanlık dramına dönüştü. İran’ın kendilerini güneyden kuşatmasını “ulusal güvenlik sorunu” olarak algılayan Suudilerin yürüttüğü askerî operasyonlar, binlerce sivilin ölümüyle ve açlığa mahkûm edilmesiyle neticelendi. Beşinci yılındaki savaşın ucu henüz görünmüyor. Suudi Arabistan herhangi bir somut netice elde edemediği gibi, savaşı nasıl bitireceğini de bilemiyor. Üstelik, Hûsîlerin sürekli tacizleri ve saldırıları, Suudi ordusunun kapasitesinin ve gücünün de sorgulanmasına yol açıyor.

Para, lobi çalışmaları, dış destek… Tüm bunlar, bir yere kadar yardımcı olabilir. “Köprüden önceki son çıkış” geçildiğinde ise, geri dönme imkânı yoktur.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler:
Share
129 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Her şey kültür ve sanat için…

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Sirkeci Garı, 1890’dan beri İstanbul’un Avrupa’ya açılan kapısı ve 129 yaşında. 1908’de Bağdat Demiryolu’nun başlangıç noktası olarak yapılan Haydarpaşa Garı ise 111 yaşında. İstanbul’un sembolü olan bu iki tarihi garda bulunan bazı binalar ve açık alanlar, önümüzdeki 15 yıl boyunca sadece kültür ve sanat etkinlikleri için kullanılmak üzere, 2017’de 10 bin sermayeyle, 29 yaşındaki bir girişimci tarafından kurulmuş bir şirkete kiralandı. Genç girişimci, hiçbir şekilde ticari amaçlar için kullanamayacağı bu tarihi mekanlardaki binalar ve...
  • Konu kapandı mı?

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Türkiye’nin güneyinde başlattığı harekât, ABD’nin müdahalesi ile durduruldu. Bu elbette bir Amerika müdahalesidir! Ne için yapılmıştır peki? Orada konuşlandırdığı “Kürtler”den oluştuğu söylenen silahlı unsurlarını korumak için. Suriye bir vekalet savaşı sahası ve ABD bu sahada PKK/PYD unsurlarını kullanıyor. Bu müdahaleyi “Kürtler ölmesin” diye mi yaptılar peki? Asla ve kat’a. Onlar için Kürtler ölmüş, Araplar ölmüş, Türkler olmuş hiç mesele değil. Hepsi ölebilir, bir tek İsrail yaşa malıdır! ABD’nin Türkiye’nin güneyinde oluşturduğu İsra...
  • Nuri Pakdil’in ardından

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Gençtim, habersizdim, Nuri Pakdil destanını Şaban Abak’tan işittim ilkin. Sene 1988. Nuri Pakdil çoktan çekip gitmişti o vakit. Nesi varsa (Kitaplar, kitaplar, kitaplar) dağıtıp bir otel odasında inzivaya çekilmişti. Cesaret isterdi ziyaretine gitmek; yeterince devrimci -bilhassa “antifiravunist”- bulmadıklarını azarlarmış ve devrimcilik konusunda Nuri Pakdil’den geçer not almak çok zormuş zira. Antiemperyalistlik, antikapitalistlik, antinasyonalistlik, “antifiravunistlik” standartlarını çok yüksek tutarmış. Fevkalade hassas...
  • ‘Esed’le ne yapacağız’ sorusuna geldik

    21 Ekim 2019 YAZARLAR

    Endişeliydim, Barış Pınarı Harekatı sırasında başımıza bir çorap örüleceğinden. Trump bir türlü konuşuyordu ‘öteki Amerika’ bir türlü. Avrupa’da Macaristan hariç aleyhte beyanat vermeyen kalmamıştı. Münbiç’te rejim birdenbire yeni bir zemin kazanmıştı, üstelik YPG’yle temas halinde. Kobani de kapsam dışına çıkıyordu. Trump’ın tweetleri berbat mı berbattı. Mektubu tweetlerinden daha berbat. ABD Başkan yardımcısı Pence Ankara’ya gelmişti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la tokalaşırken suratından düşen bin parçaydı. O saatlerde bor...