logo

10 Nisan 2019

Hangi partinin seçmeni daha ideolojik?


Yasin Aktay
y.aktay@gmail.com

Seçimden sonraki gün elimizde çok derinlemesine sosyolojik analizler yapabileceğimiz en geniş kapsamlı anketin var olduğunu söylemiştik. Gerçekten de ülkenin sosyolojisini yapmak isteyenler için bu sonuçlar paha biçilmez değerde ve teferruatta veriler sağlıyor.

Yapılabilecek bir çok analiz bir yana bugün için bu seçim sonuçları üzerinden bir iki analitik tespit yapalım mesela: AK Parti oyları ile muhalefet oyları arasında yapacağımız bir karşılaştırma AK Parti seçmenin çok daha az ideolojik davrandığını, tercihlerinde aday profilinden, söylemlerden, ekonomik, sosyal ve hizmet siyasetlerinden çok daha kolay etkilendiğini gösteriyor.

CHP ve HDP’nin hizmet noktasında en kusurlu, en şikayete konu oldukları yerde bile oylarının hiç etkilenmiyor olduğunu görmek bu sonuca kolaylıkla yönlendiriyor. İzmir, Diyarbakır gibi biri CHP’nin diğeri HDP’nin önplanda olduğu yerlerde, mesela, her iki partinin sundukları hiçbir hizmet olmadığı gibi adayları kendi partilerinin kimliğiyle, geçmişiyle hiçbir şekilde uyuşmadığı halde partiye sergilenen sadakatin ardında ideolojik motivasyonun kesinlikle rasyonel motivasyonlardan çok daha baskın olduğunu gösteriyor.

CHP’nin İzmir adayının genel olarak sol siyasal teolojinin cahiliye çağı ve kadrolarından 12 Eylül ile özdeş bir kökenden geldiği bilindiği halde, bütün günahlarının CHP kimliği altında yıkanabilmesi başlıbaşına yeterince ilginç bir olaydır.

MHP’li bir kökenden gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanının, üstelik adaylık sürecinde CHP kimliğini taşımakta sergilediği isteksizliğe ve bunun CHP camiasında yarattığı gönül kırıklığına rağmen, CHP oylarının hiç naz etmeden, üstelik HDP oylarıyla aynı potada buluşmaya koşması, bu cenahtaki seçmen davranışının esoterik-cemaatsel belirlenimine dair çarpıcı bir örnek sergiliyor.

Doğrusu bütün muhafazakar kökenine rağmen AK Parti oyları bu kadar kayıtsız-şartsız ve herşeye rağmen AK Parti’ye bağlanmış değil, AK Parti’nin çantasında keklik gibi durmuyor. AK Parti’nin adayının kim olduğunu önemsiyor, liderin söylemlerini günübirlik değerlendiriyor ve notunu veriyor, ekonomik politikalardaki tutarlılığı günübirlik takip ediyor ve etkilenmişse tepkisini hemen veriyor.

Çok bariz örnekler var buna dair. Güneydoğu’daki bir şehrimizde yapılan anketlerde AK Parti’ye destek yüzde 40’lar olarak tespit edilmişken sadece aday listesi açıklandığı gün bir anda yüzde 20’lere kadar düştüğü örnekler biliyorum. Buna mukabil, HDP bölge halkına söver gibi alakasız adaylar koysa bile bir çok yerde (tabii AK Parti’nin uygun aday koymadığı durumlarda) oy seviyesi hiç etkilenmeyebiliyor. Elbette bu durumlar da yeni gelişmelere göre hiç etkilenmeyecek şeyler değildir. Türkiye’nin sosyolojisi de, partilerin uyum kapasitesi ve söylemleri de sürekli bir değişim halinde.

Neticede hiçbir seçmenin oyu hiçbir partinin çantasında keklik değildir. Türkiye demokrasisinin halka verdiği büyük güç tam da budur ve bütün partilerin kendilerine patronluk yapan, kendilerini sürekli denetleyen ve performanslarını değerlendiren bu güçlü halka karşı kendilerini sürekli ispatla yükümlü olduklarını akıllarından çıkarmamaları gerekiyor.

İTİRAZLAR SEÇİMİN PARÇASIDIR, SONUÇLANMADAN SEÇİM TAMAMLANMIŞ OLMAZ

Seçim sonuçlarına yapılan itirazlar seçim sürecinin bir parçasıdır. İtirazlar yerinde görülüp değerlendirildiğinde, bunun üzerine oylar tekrar sayılmaya gerek duyulduğunda seçim henüz tamamlanmamış sayılır. Adaylara da, bütün ilgililere de süreç tamamlanmadan ne bir hak doğar ne de kesinleşmiş bir durum oluşur.

İstanbul seçimleri henüz tamamlanmamıştır, çünkü oyların birbirine akıl almaz yakınlıktaki dağılımı dolayısıyla yapılabilecek her itirazın bütün sonuçları değiştirebilme ihtimali vardır. Üstelik itirazlar neticesinde oyların düzenli ve sürekli olarak gerçekten de AK Parti lehine değişmesi, seçim sürecinde gerçekten de ciddi ve organze bir usulsüzlük yapıldığı izlenimi veriyor. Bu durumda kimse itiraz hakkını kullanıyor diye suçlanamaz. Suçlamaya kalkanlar tek kelimeyle karışmış oldukları bir hilenin bir emrivakiyle herkes tarafından yutulması peşindedirler.

Burada asla seçim sonucunun kabul edilip edilmemesiyle ilgili bir durum sözkonusu değildir. Halkın iradesi hangi yönde cereyan etmişse bunu kabul etmek demokrasinin kurallarına bağlı herkesin boynunun borcudur. Neticede şu anda sonucun kabul edilip edilmemesi değil, sonucun henüz netleşmemiş olması sözkonusudur. Halkın iradesini kabul edip etmemek değil, halkın gerçekten tam olarak ne irade etmiş olduğunu ortaya koyma mücadelesidir verilen.

İstanbul ölçeğinde bir seçim bölgesinde sanırım şu ana kadar ilk defa böyle bir durum oluşuyordur. Daha önce de başka yerlerde muhalefet partilerinin yaptıkları itirazların neden aynı şekilde değerlendirilmemiş olduğunu söyleyenler basitçe duygusal ve tepkisel davranıyorlar.

Daha küçük ölçekli yerlerde muhalefet partilerinin delilleriyle, sonucu değiştirebileceği değerlendirilen ihtilaflı durumları ortaya koyup da kabul edilmeyen itirazları olmamıştır. Bu seçimde bile bir çok yerde CHP ve HDP’nin itirazları değerlendirilmiş ve oylar yeniden sayılmıştır. Mesela Bergama, Giresun, Bursa, Yusufeli’nde CHP sonuçlara itiraz etti. Bergama ve Giresun’da itirazı makul bulununca sayım yapıldı, sonuç değişmedi, hatta her ikisinde AK Parti’nin oyları yükseldi. Bursa’da ise bildiğim kadarıyla itiraz dayanaksız bulunduğu için kabul edilmemiş.

Kısaca duruma göre her taraftan itirazların olmadığı hiçbir seçim yaşanmış değildir ve bu itirazların varlığı, sonuçlandırılma şekli, toplamda Türkiye’de seçim kurumunun yeterince iyi işlediğini ve bunun millet iradesine bilinen gücü veriyor olduğunu gösteriyor.

Bu seçimde de sonuç ne olursa olsun neticede herkesin kurallarını kabul etmiş olduğu çerçevede bir seçim tamamlanmış olacak ve halkın iradesi nasıl tecelli edecek olursa bundan herkesin en isabetli dersleri, mesajları çıkarması herşeyden önce kendisi için iyi olacaktır. Halkın verdiği mesajı tahrif ederek bu mesajdan kendisine yönelen eleştiriyi üstüne hiç alınmayanlar olabilir. Kendi bilir, neticede zararını kendi görür.

(YENİ ŞAFAK)

Etiketler: » » » » » » » » » »
Share
103 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Neredesin Yusuf?

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Şol rivayet odur ki, kardeşleri ne yapıp edip babalarını ikna ederek Yusuf’u kıra götürme izni aldıklarında niyetleri kesin olarak onu öldürmektir. On erkek kardeşin onu da bu cinayet üzere anlaşmışlardır. Yusuf’u öldürüp çöle atıverecekler, başlarına bela olan bu güzeller güzeli çocuktan ebediyen kurtulacaklardır. Yusuf’u hırpalayıp, ağzını yüzünü kan revan içerisinde bıraktıklarında, kardeşlerin en büyüğü bıçağını çekmiş, kardeşini öldürmek üzere hamle etmiş, lakin onu öldürmeye muvaffak olamamıştır. Niye böyle olmuştur bu? Çünkü muradı b...
  • Buridan’ın eşeği ya da buldukça bunamak

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Buridan’ın eşeği alegorisi ile buldukça bunayanın hali arasında bir benzerlik yok. Olsa olsa tersinden bazı çıkarımlarda bulunulabilir. Buldukça bunayan genelde şımarık çocuk halidir. Verileni beğenmez, daha çoğunu daha iyisini ister. Daha çoğu ve daha iyisi verilse onu da elinin tersiyle iter. İstemem, diye bağırıp çağırır, tepinir... O ancak ona sırt çevirerek adam edilir. Hiç açlık yaşamadığı için açlığın ne olduğunu bilmez. İstemedikçe daha çoğunu verme yerine, “Sen bilirsin” diyerek önündeki de çekilirse bir süre sonra beğenmediği ne va...
  • Beton Ekrem, bu kadar parayı ne yapıyor?

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Hepsi birlik oldular.. Davutoğlu’cular.. Babacan’cılar.. Gül’cüler.. CHP’lilerin zaten kendi adayları idi.. Ülkücü geçinen İyi Partililer.. Ülkücüleri faşistlikle suçlayan Kürt ırkçısı HDP’liler.. Hatta.. Başkanlığa aday gösterdikleri ismin aldığı oydaki gerilemeye bakarsanız.. “Milli Görüş’ün tek temsilcisiyiz” diyen Saadet Partililer.. Hayatını Kur’an okumaya ve öğretmeye adayan Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebelerinin bir kısmı.. Kendilerini “Nurcu” olarak tanıtan, ellerinde günlük gazeteleri olan, aslında baş...
  • Para para para…

    15 Eylül 2019 YAZARLAR

    Bir zamanlar Eurovision diye bir müzik yarışması vardı. Ajda Pekkan “Para para para” diye bir şarkıyla katılmıştı. “Petroil” diye bir sevgilisi de vardı bir zamanlar. Petrol’dü aşkımız. Para ile başımız belada. Para put, para fitne, para oltadaki yem! “Varlığı bir dert yokluğu yara” bu paranın. Bir bakıyorsunuz para muslukları kesilmiş. Bir bakıyorsunuz her yerden para yağıyor Türkiye’ye. Şimdi yeni bir operasyonla karşı karşıyayız. Söyleyeyim, içerideki patronlar, dışarıdaki patronlardan dibe vuran ekonomide satılık kelepir fabrikaları S...